Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Hıdır Öztürk: kalsım benim davam divana kalsın!

25 Eylül 2019 günü Ankara da Jitem davası durşması başladı. Binlerce faili meçhul cinayetin faili Jitem “yargılanırken!”, yazar Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ile Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk ve Avukatları taraf olarak mahkemede hazır bulundu. Dönemin Olağanüstü bölge valsi Ünal Erkan Mahkemede bilmiyorum, görmedim, tanımam, duymadımı oynadı. Ayten Öztürk’ü babası Hıdır Öztürk söz hakkı alınca, daha önceden hazırladığı ifadesini ağlayarak okudu. İşte o ifadenin tam metni:

Değerli Mahkeme heyeti, Sayın başkan,

Ben 27 yıldır, yani çeyrek asırdan fazladır durmadan, bıkmadan, yorulmadan adalet arıyorum.

Uzun bir süre adaleti bulmak için çaldığım bütün kapılar yüzüme kapandı. Kızımı kaçırıp öldürenler hakkında savcılar dava açmaya bile gerek görmedi.

Aradan yıllar geçti. 2011 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin kapısı bana açıldı. Derdimi orada anlatabildim ve bütün Türkiye feryadımı duydu.

Bu tarihten sonra Mahkemeye gidebildim. Ama bu güne kadar mahkemelerden de bir sonuç çıkmadı.

Davanın dosyasında ki otopsi raporu kızımın katillerinin bulunması için değil, bulunmaması için yazıldı. Zira 27 Temmuz 1992 günü öğlenden sonra kaçırılan kızımın cesedi 8 ağustos günü bulundu ve davanın sanığı konumundaki Abdülkadir Aygan kızımın iki gün Diyarbakır’daki Jitem binalarında alıkonduğunu söyledi.

27 Temmuz ile 8 ağustos arasında on bir gün vardır. JİTEM binalarında kaldığı 2 günü çıkarırsak geriye 8 gün kalmaktadır.Kızımın kayıp olma süresi 8 gündür. Otopsi raporunu hazırlayan savcı ve iki doktor, “Ceset bir buçuk veya iki ay toprak altında kaldığından, kulaklar burun ve gözler çürümüştür” diye yazdılar. Oysa o otopsi raporunu yazan savcı kızımın 11 gündür kaçırıldığını biliyordu. Kızımın burnunun kesildiğini, saç derisinin üzüldüğünüzü, gözlerinin çıkarıldığını, kulaklarının koparıldığını biliyordu. Katilleri aramamak için kızımın cesedini “bir buçuk veya iki ay yer altında kaldığı için çürüdü” diyerek katilleri gizliyordu.

Ya ben bu gerçeği mahkemelere anlatamadım, ya da mahkemeler benim anlattığım gerçeği anlamak istemedi.

Sayın başkan,

Benim kızımı, Ayten’i mi katile gösteren, adresini, telefon bilgilerini, çalıştığı iş yerini katile veren Tunceli Alay Komutan’ıydı.

Ben, Kızım Yeter ve kızım Makbule bu olayın şahitleriyiz. Bunu defalarca mahkemelere anlattık. Ama mahkemeler biz üç kişinin söylediklerine kulak asmadı. Tunceli Alay Komutanı’nın “görmedim bilmiyorum, duymadım Yeşili tanımıyorum” yalanına inandı.

Yeşil’i Yani Mahmut Yıldırım’ı o tarihte Tuncel’de tanımayan kimse yoktur. Ayten’in kaçırılıp öldürüldüğünü Tunceli de duymayan,bilmeyen kimse kalmadı.

Yeşil’i en iyi tanıması gereken Tunceli Alay Komutanının, “onu hiç tanımıyorum, Ayten’in öldürüldüğünü hiç duymadım” demesi, bizimle ve adaletle alay etmesinden başka bir şey değildir kanısındayım.

Kızım kaçırılıp öldürüldüğü tarihlerde ben Tunceli Özel idare de Yetkili bir kişiydim ve Valiye bağlı olarak çalışıyordum. Kızım öldürüldüğü anlaşılınca, Vali’nin bana baş sağlığı dilemesi gerekirken, 20 yıldır oturduğum Özel idare lojmanlarını terk etmem için kendi imzası ile yazı yazmasını ve işyerinde bana karşı düşmanca tavır takınıp istifa etmek mecburiyetinde bırakmasını mahkeme heyetlerine defalarca anlatmama rağmen dikkate alınmadı.

Kızımın öldürülmesinin ardından 27 yıl geçti, dosyadaki belgelere bakarsanız, kızımın katili Yeşil ile Tunceli Alay Komutanı arasındaki ilişkinin belgelerini bulursunuz, yine dosyaya bakarsanız, Otopsi raporunu yazan savcı ile Yeşil’in aynı zihniyete mensup olduğunu savcının çok sonraları yazdığı şiirden anlarsınız. Yine dosyayı iyi tetkik ederseniz Dönemin Tunceli Alay Komutanı ile Tunceli valisinin kızımın öldürülmesinde paylarının olduğunu görürsünüz.

27 yıl sonra burada mahkemenizin huzurunda ve bütün insanlığın karşısında, bir gerçeği bir daha itiraf edeceğim. Benim Kızım Aysel Çürükkaya, 1986 tarihinde Diyarbakır cezaevinden tahliye oldu. Hastaydı. Bingöl’de ameliyat oldu. Hasta hali ile gözaltına alındı, tehdit edildi. O da dağa çıktı. Oradan PKK aracılığıyla Avrupa’ya gönderildi. Avrupa da kalan Kızımın dağda olduğunu sanan Tunceli deki devlet yetkilileri, intikamlarını bir un fabrikasında çalışan, hiç bir örgütle yakından ve uzaktan ilişkisi olmayan Kızım Ayten den aldılar.

Kızımı bilinçli kurban seçtiler, topluma göz dağı vermek maksadıyla burnunu kestiler, kafa dersini yüzdüler, kulaklarını kopardılar, gözlerini çıkardılar, cesedinin bulunması için bir eli dışarıda kalacak şekilde toprağa gömdüler. Ve böylece topluma korku saldılar.

Sayın Mahkeme heyeti,

Kanunlarda “suç kişiseldir” diye yazılıdır. Büyük kız kardeşin cezası, küçük kız kardeşe kesilmez bilirdik.

“Ali’nin hakkı Veli’den alınmaz” derdik.

Haydi katiller görevlerini yaptı, savcı, vali, alay komutanı katilleri korudu, gizledi. Peki bu duruma müdahale etmesi gereken biz vatandaşları koruması için var olduğuna inandığımız adalet ne yaptı?

Sustu!

Bir daha diyorum, altını çizerek söylüyorum, adeta bağırıyorum: ADALET SUSTU!

Benim eşim dini bütün bir kadındır. O katillerin bulunması için hep ziyaretlere, ermişlere gitti. Kızının katillerinin bulunması ve cezalandırılması için onlara yalvardı.

Ben de Mahkeme kapılarında adalet aradım. Ama benim mahkeme heyetlerim, eşimin yalvardığı ziyaretler, ermişler gibi hep sustu!

Siz bana bir yol gösteriniz.

Eğer sizlerde susacaksanız, Pir Sultan Abdal’ın deyimi ile;

“Kalsın Benim davam Divana kalsın,
Muhammed Ali benim vekilim
Kalsın benim davam” demekten başka söylenecek sözüm yoktur.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
1 Yorum
  1. Simko Engizek diyor

    TC’den merhamet ve insanlık beklemek ve ya görmek-Muawiye’nin hakiki Müslüman olmasına benzer!Azad Kürdistan’dan başka bir kurtuluş yok!!!
    Pir Sultan Abdal’ı örnek göstermek Türk olduğun ispatıdır.

    Varsa Kirmançki Kürdü Seyyid Rızo örnek gösterilir!Pir Sultan iro CHP’li olurdu-Pir Sultan Alevi Kürdün yolu olamaz-Seyyid Rızo ve Mazlum Doğan Alevi Kürdün Pir’i ve Yolu!!!
    Bave Xıdır Bavo’dur-anlıyorum onu!!!Fakat Tunceli yöresi gibi Kürdlükten o kadar uzaklaşmış ki-Pir Sultan gibi birini örnek veriyor!!!
    Ape Musa’nın vücüdunu köyün ortasına fırlattılar!!!

    Varsa senin Baba yürekli haykırışın o Girava İmralı’daki Hain’e vur sözünü!!!

    Çünkü onun yüzünden Kuzey Kürdistan viran ve talan oldu-Sakine Ana sustu-ağzına kurşun sıktılar!!!

    Benim de yörem de Alevi inancında-fakat Engizek doruklarında olan köylerimiz ezici çoğu Kurmanc Kürdü!!!

    Biz Kürdüz-Ülkemiz Kürdistan-dilimiz Kurmanci ve Kirmançki!!!

    Milyonlarca Kürd Ana ve Babalar var-ya Apo tarafından katledildi ya da TC tarafından!!!

    Kimse ahhh ve offff çekmiyor-başı dik ve evlatları ile gurur duyuyor-çima???

    Kürdistan için Kürdistan düşmanlar tarafından katledildi fakat sözünden vazgeçmedi!!!

    Yeşil ve Öcalan Kürd-fakat Kürd ve Kürdistan düşmanı-aynı ekol ve okul-MİT!!!

    Adaleti Erdoğan’dan arama-o yapmadı-Hz.Muhammed’in en sevdiği torunu ve iki gözünü Kerbela çölünde katlettiler.Seyyid Rızo’nun gözü önünde eğlence olsun diye ilk önce oğlunu astılar!!!Sonra TC’yi anladı ve gururunu müdafaa ederek kendisi gitti idam sehpasına!!!
    Atam Şex Said öyle-Doktor Fuad öyle-Doktor Hayri öyleve nice canlar!!!

    Varsa durumun git Kürdistan’da küçük kızlar Ayten’leri sev ve öp-Kürdistan zarokları senin torunların-her yerde-Amed heta Çolemerg!!!

    Zor zor zor-anlıyorum-başını Seyyid Rızo gibi dik tut-Kirmançki Kürdlüğünü müdaffa et-senin kızın ve Kürdistan devrimcisi Aysel var!!!

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

11 + nine =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla