Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

İcraat İcraat İcraat

Hasan H. Yıldırım // Susun(!) “İcraat isterim“(!)
“Siyasi komiserler“imizin(!) bizlere son buyruğudur, bu. İcraatın ne olduğunu bile kavramış bu “komiserler“ herkese ayar çekiyorlar.
“Konuşamasınız“(!) “Yazamazsınız“(!) diye buyuruyorlar.
Emriniz olur diyelim mi? Yok yok!
İyisi mi yanlışlarını kendilerine bildirmek.
Önce icraatın ne anlama geldiğine bakalım. İcraat’ın kelime kökeni Arapçadır. Şu anlamlara gelir: “Yapılanlar, yapılan işler, çalışmalar, uygulamalar, meydana getirilen işler, tatbikat, faaliyet…“ vs. sürer gider.
Herhangi bir arkadaş bir yazı yazdığında onu boşa çıkarmak için icraatın ne demek olduğunu bile bilmeyen “İcraat isterim,“ diyen “siyasi komiserler“imiz(!) gülünç duruma düşüyorlar.
İcraat insanın yaşamdaki eylem bütünselliğidir.
Basitleştirelim.
Örneğin gülmek bir icraattır.
Sevmek bir icraattır.
Sevinmek, üzülmek bir icraattır.
Koşmak bir icraattır.
Bu listeyi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.
İnsan yaşamında icraattın sınırı yoktur.
Fakat gel gör ki “siyasi komiserler“imiz(!) icraattı sıradanlaştırmış.
Teke indirgemişler.
İcraattı asker, polis ve muhataplarına kurşun sıkmakla sınırlandırmışlar.
Bunu yapan zat-ı şahaneleri tek tek inceleyin bunun altında şu gerçeği göreceksiniz.
Asker, polis ve muhaliflerine kurşun sıkanlar karşısında duydukları komplekstir.
Yapmak istedikleri ama yapamamanın kendilerinde yarattığı travmadır.
Bir hastalık türüdür.
Özeliklede bizim kuşakta yaygın olarak sirayet eden bir hastalıktır.
Bizim kuşak diriydi, ataktı, korkusuzdu, fedakardı, devrimle kalkar onunla yatardı.
Fakat başaramadı, yenildi.
Bu, travmaya yol açtı.
Kaçınılmaz bir sondu.
Fakat tedavisi var.
Doktoru var.
Bunun ötesi kişinin iradesini kontrol altına alınması var.
Bu yapmayanlar yenilginin nedenlerini dışarı da arar, herkesi bundan sorumlu tutar ama kendisini bundan muaf tutar.
Bu ruh hali ile topluma zararlı hale gelir.
Bunun zararlarını yaşamda görüyoruz.
Çoğuylada hepimizin kullandığı bu internet dünyasında şahsen olmasa da gıyaben tanışıyoruz.
Kendilerine acıyorum. Çünkü bu insanları buraya getiren nedenleri biliyorum. Kuşkusuz suçlu değiller ama son halleri zarar verici bir hal aldıkları da inkar edilemez.
Başa dönelim.
İcraat; asker, polis ve muhataplarına kurşun sıkmakla sınırlı değil ama o da bir icraattır.
Çünkü icraat çok boyutludur.
Kürdler olarak, çağdaş tüm verileri bünyemizde toplayan bir toplumuz.
Kimi asker, polis, muhaliflere kurşun sıkar. Toplum olarak saygı duyduklarımızdır. Kanlarıyla, canlarıyla geleceğimizi kurmaya çalışan onurlarımızdır.
Kimi dernek, parti –legal, ilegal- kurar başına geçer toplumu örgütler.
Kimi tv, gazete çıkarır toplumu aydınlatır.
Kimi türkü besteler, icra eder, toplumu ayağa kaldırır.
Kimi sadece yazar.
Bu listeyi de istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.
İşte tüm bunlar ve benzer eylemliliklerin topamı icraat olarak tanımlanır.
“Siyasi komiserler“imiz(!) bundan habersiz olacaklar ki icraat sahiplerini sadece asker, polis ve muhaliflerine kurşun sıkmakla sınırlandırmış, herkes susacak, sadece bunlar konuşacak diye bir cehalet sergiliyorlar.
Oysa toplumlarda en az konuşan kesimin silahlı güçlerin olduğunu bile bilmeyecek kadar bir cehalet sahibidirler.
Şu an bile dağda düşmana karşı savaşan gerilla ve peşmeygeye sorsanız, “Sizde gelin, icraatınızı görelim,“ demezler. Çoğuyla konuşuruz. Şunu söylerler: “Bizi destekleyin. Propagandamızı yapın. Yücelttin,“ derler.
Fakat ortalıktaki boş boğaz “siyasi komiserler“imiz(!) gerilla, peşmege gölgesine sığınarak onlar adına ahkam keserler. Herkese ayar vermeye çalışırlar.
Bu icraatlarıyla bilerek veya bilmeyerek toplumu susturmaya çalışırlar.
Herkese susun komutunu veren, ama konuşmayı sadece silahlı olanlara bahşeden bu “siyasi komiserler“imiz(!) öyle bir cehalet sergiliyorlar ki etraflarında dönen dünyayı görmüyorlar. Kim en çok konuşmuş bakmıyorlar.
Onlara bakılırsa Marks’ın, Engels’in, Hegel’in, Satre’nin, Einstain ve tüm bilim, felsefe, ekonomi, roman vs. yaratıcıların konuşmaması lazım.
Çünkü bunların hiçbirisinin “siyasi komiserler“imize(!) göre “bir icraatları yoktur.“(!)
Çünkü hiçbirisi ne askere, ne polise, ne muhataplarına kurşun sıkmamış.
Ama konuşmuşlar, hem de çok konuşmuşlar, herkesten de çok konuşmuşlar.
“Siyasi komiserler“imize(!) bakılırsa “halt etmişler“(!)
İşte cehaletin dibe vurduğu yer burasıdır.
Bunun yanı sıra ikinci bir cehalet daha yaşanıyor.
Yazan arkadaşlara “internet donkişotları“ deyip küçümsüyorlar.
İnternetin bir nimet olduğunun farkında bile değiller.
Bu nimetle hitap etmek istediğin kitleye saniye de ulaşıldığı, vermen gereken mesajın verildiğinin kıymetini kavramıyorlar. Veya verenleri kıskanıyorlar.
Eski kuşak bilir. O zamanlar internet yoktu. Kimsenin matbaasıda yoktu. Elimizde kırık teksirler vardı. Hele bir teksir ele geçirmek için neye katlanıldığını şu an kimseye anlatamazsınız. Bir teksire sahip olmak için üç-dört kişi görevlendirilirdi. Bir fırsat bulduğunda bir devlet dairesine girilirdi. Çoğu zamanda çatışma ile sonuçlanırdı. İnsanlarımız ölürdü. Sağ yakalanmaları halinde senelerce zindan yatarlardı.

Bir kaza olmasa, teksir alınıp getirilirdi. Dilinden anlayan kim. Yanı sıra çalışması için ek bir sürü, malzeme gerekli. Diyelim onlar da bulundu. Basıldı. Yarısı siyah çıkardı. Ve çıkanlar büyük bir risk altında bölgelere ulaşılırdı. Yakalanması halinde zindan yolu görülürdü.
Bugün bu aşıldı. Evimize kadar bilgisayar girdi. Başına geçip düşüncelerini topluma rizokusuz ulaştırıyorsunuz. Bundan daha iyi bir nimet var mıdır?
“Siyasi komiserler“imiz(!) bunu anlayabilse..!

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

1 × 1 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla