Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

İLHAMİ SERTKAYA: REFERANDUM DERSLERİ

Güney Kürdistan’ın refandumundan evvel, ‘Sınav’ başlığıyla bir makale yazmıştım. Buna ‘sınav’ dememizin anlamını, anlayanlar da anlamayanlar da oldu.

Devam ediyoruz; ‘sınav’ bitti, her şey, her ‘telden ve dilen, uğurlu-uğursuz’ yaklaşımlar, mantık sahipleri, haydi alışık anlamda söyleyelim; ‘dost-düşman’ daha da netleşti.

Önce, ‘içimizdeki, ‘kurmê darê’lerdenden başlayalım;

-Referandum bir propağandadır, sadece propağanda yapıyor KDP.

-Barazani referandum yapmaz, kendi saltanatının ömürünü uzatmak için, böyle ‘yapıyormuş’ gibi görünüyor.

Özce bu iki cümle ile, uzunca ‘pembe teorilerle’ referanduma ve Güney kürdistan’ın bağımsızlık yolundaki tarihi adımına karşı çıktılar.

Ne oldu?

‘Sıfır’! Oturun yerinize, sınavda kaldınız ve alın ‘pembe teorlerinizi’ düşün (zaten düşmanı çok olan) bu mazlum halkın yakasından!

Unutulmayacaksınız!

‘Dışımızdakiler’;

Hiç bir zaman siyaseti ‘kişiselleştirmedim, fakat şu ‘Allah’ın cezalı’ bölgesi olan Ortadoğu’da, ‘sevgili halklar’ illah ki ‘lider’ endeksli olduklarından, biraz dokunayım;

Erdoğan;

1980 den evvel, Türkiye’de, Kuzey Kürdistan’da, ‘sağ-sol’ çatışmalarında, ‘aradan sıyrılan’, ‘ne sağcı ne solcu, Allah’tan gariban yolcu’ numaralarıyla, ‘kılına dokundurtmayan’,MTTP,MSP vb, birikim ve ‘fazlalıkları’ 12 eylül darbesiyle, ‘Akıllı Kemalistler’ tarafında, ‘yürü ya kulum’ dercesine omuzlarından tutup yükseltiler.

Konu uzun; kısa değinmeliyim; İşte bu ‘nazlı fazlalık’, yükseldikçe ‘şımardı’. ‘One munit’e kadar, ‘Osmanlıcılık’ oynadı. Şimarık adam, alkışları gördükçe, sersemleşti; İsrail dokuz vatandaşını sulara gömünce; Afrika’lara açılmaktan durakaldı. ‘Arap baharına’ umut bağladı, ‘Şam’da Cuma namazını kıracağını’ rüşvaladı. Olmadı. Ayaklarının altındaki toprak kayınca, ‘hiç olmazsa, iktidarımı, sarayımı koruyayım’ diye içerde ‘artistliğe’ soyundu.  Dini argumalar, ‘inşallah-maşallah’, yaradandan ötürü, ayakkabılarda saklanan paralalar  kavale ve götürü’….

Ve bu MSP,MTTP kökenli Üsküdar zavallısı, bugün ‘evrensel hukuk ve Tanrı ile (af edin) alay edercesine, her halk için doğal olan bir referanduma, kırmızı görmüş boğa gibi’ ama edebten de yoksunca saldırıyor.

‘Sen kimsin’ diyor Barzaniye. Barzaninin ömrü, siyaseti, geçmişi onurlu ve net iken; insana kendi sorusuyla, asla cevap veremeeyceği soruya davet ediyor; Peki sen kimsin?

Pıs!

Ayakkabı kutularından, Roboski’lerden başlayıp anlatalım mı kim olduğunu?

Hani ‘mezara bir şey götürmemenin’ edebiyatını yapıyordun!

Güney kürdistan’ın toprakları mı mezara götüreceksin?

‘Rabia ve Sabuha’ gibi, siyaset ile dini içiçe karıştırarak, bir ‘camiye, bir Sami’ye gönderme yaparak, karışık, zavallı ve oldukça cahil bir profil sergiliyor.

Türk devletinin dindarı, sağcısı, solcusu, liberali, hakikatten ‘yamuk’ ve tiksindiriciler’.

Ve Tayip, Başkan Barzani için  şöyle devam ediyorsu sözlerine;

‘Petrolün var, paran var otur yerinde’.

Kendi seviyesini, mantığını çıldırmışcasına ele veriyor;

Doğrudur! ‘Petrolü de parsı da var’! Yani ‘gözü doymayan’ kendisinin olsa, oturacak yerinde.

Biri ona şunu anlatmalı;

Kürdler, dünya zenginliğinden değil, dayatılan onursuzluğa, köleliğe, statüsüzlüğe karşı mücadele ediyorlar, hala anlamadın mı?

‘Ekmek ver, kimiliğini al’! Tıpkı kendisini anlatıyor ki;

‘Kürdleri aç bırakmakla’ tehdit diyor.

‘Onur çerçevelerinden yoksun’ penceresinden bakarken, elbette özgürlüğün her halk gibi Kürdlerin de vaz geçilmez hakkı olduğunu anlayamıyor.

Rererandum gösterilerinde, ektinliklerinde, KDP dahil, tek bir partinin flaması, özel propağandasının olmaması, sadece Kürdistan’ın özgürlük davasının söylemi, ve Kürdistan bayrağının olması, referandumu kazandıran asıl çekicilikti.

Bu da ders olsun..

Küçük hesaplarla, ulusal özgürlük davasının kapsayıcılığı olmaz.

Tekrarlanan bu gerçeği, artık referandumda ıspatlandığı gibi, pratikte hayatın her alanında göstermek; ulusal kazanım için borçtur.

                                                   xxxx

Refenrandum sonrası, beklenen saldırılar, gelişmeler, baş döndürücü şekilde gelişti.

(Şah rejimine karşı, ‘anti emperyalist’! tuzaklarda debelenen sol, sosyalist vb örgütlerin hediye ettikleri Homeyni rejiminde çıkan) Haşdi Şabi çetesi, Kerkük’e, işbirliği yaptığı bêbexet kürdlerle saldırdı. Refarandumun moral, psikolojik, yükselen bütün alanlarında itibarını yıkmaya yönelik bu saldırıyla, sadece şu gerçek bir daha  ortaya çıktı;

‘İstediğin kadar haklı ol! Kürdün kazanımlarına, özellikle Devletleşmesine asla tahammül etmeyiz’.

Bugün Kürdün devletleşmemesi için ‘halısını bile satan’ dört düşman devletin en ‘şımarık’ ve güçlüsü İran’dır, Çünkü; Irak ve Suriye artık İran’dır. Türkiye’nin Kürdün devletleşmemesine karşı ardına düştüğü de, İran’dır. İran; haşdi şabi’dir.

Bunlar bilinen gerçekler. Bilinmesi gerekenler ise;

Zor durumda kalan güneyin zayıflığına sevinerek, kendisine ‘puan’ toplamanın uğursuz ve küçük hesaplarla ‘bir de ben vurayım’ misali yazan-çizen ‘Kürd’ zavalıları…

Referandum, bunları da netleştirdi.

Artık, ‘mızmızlık’ yapmanın bütün gerekçelerini ortada kaldıran referandum ve sonrası durum; Bütün yurtsever kürdlere şu gerçeği dayatmış;

Adı, şekli, gücü, rengi ne olursa olsun; devletleşmeye karşı durmanın tek adı var; İhanet! Devletleşmeye girilen yolda,  Kürdistan anavatını savunmak, devletleşme ile taclandırmak, ‘var olmak-olmamak’ savaşıdır. Yurtsever vicdanlarda, ahlakta, duruşta, artık ‘partiler’ yok, devletleşme var. Fakat; devletleşme; (eger Barzani’nin şahsına yüklenilmiş, dünya artık Barzani’nin şahsında devletleşmeyi bütünletmişse, Barzani demek; Kürdistan ve devletleşmek ise; O zaman elbette biz de ‘Barzani’ diyeceğiz) Anlaşıması gereken bu gerçektir. Çünkü; ‘dost-düşman’, bütün olumlu ve olumsuzlukları Barzani’ye yüklüyor.

Referandumla, her şeyin ‘kolay olmayacağını’ biliyorduk. Referandum; devletmeşmenin kapısını araladı sadece ve tarihi bir kavşaktayız.

Mahabet Kürd Cumhuriyetinin akibeti asla tekrarlanmayacak!

Şimdi sabır, savunma, fedekarlık, milli birlik, duruş, haykırış zamanıdır.

‘Mükemmeli’ aramıyoruz; devletleşiyoruz.

Zayıflıklar da kayıplar da, kazanımlar da, hepimizindir. Sadece ‘zayıflıkları, eskiklikleri’ görüp, güya ‘yurtseverlik’ adına, eleştiri’ diye saldıranlara soruyorum;

Peki siz devletmeşmeyi savunuyor musunuz ki?

Siz ‘mükemmel misiniz ki’!?

Gündem değiştiren, dezenformasyonlarla boş boğaz hesaplarla meşgul olmamalıyız.

Gün; Xanekin de başlayan ‘Raperin’e katılma yayma, destekleme günüdüri

Gün; Devletleşmenin önünü kesecek cümle ‘Haşdi Şabi’leri güneyde silip süpürme günüdür.

Gün; bugündür ve  devletleşmeye kadar devam edecek çetin mücadeleye katkı sunmak, omuz vermek günüdür.

ilhami serkaya

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

14 + nine =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla