Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Irak’ta herkes kendi evine mi?

Erbil (Rûdaw)- ABD bir yandan Irak’ta son birkaç haftadır tırmanan krizle mücadele ederken, Şii partiler Amerikan birliklerinin ülkeden ayrılmaya zorlamasına karşın ülkedeki varlığını korumak için Irak’ın Enbar vilayeti çevresinde özerk bir Sünni bölge oluşturmaya çalışıyor.

ABD’nin Irak’ın batısında özerk bir Sünni bölge oluşturma planını ise Sünnilerin çoğu destekliyor.  

Irak’ın batısında ABD kontrolünde kurulacak olan Sünni bir tampon bölge İran’ı Suriye’ye giden kara yollarını kullanmaktan mahrum etmekle beraber, Akdeniz’in doğu kıyılarına ulaşmasını da engelleyecektir. Bu da İran’ın Şii Hilali projesinin hayata geçirmesine engel olacağı anlamına geliyor.

Katar merkezli Middle East Eye (MEE) sitesine konuşan Şii bir kanaat önderi, mevcut durumda ABD birliklerininin öncülük ettiği koalisyon güçlerinin ülkeden çıkarılması kararının projeye yeni bir soluk getirdiğini söyledi.

“Irak’ın birliğinin ABD için artık bir öncelik olmadığını” belirten Şii yetkili, “Şayet Amerikalılar, Irak’taki güçlerinin varlığını bir çıkmaza girdiğini düşünürse, bu projeyi şiddetle uygulamak için çalışacaktır” dedi.

Irak’ın Sünni, Şii ve Kürt olarak 3 özerk bölgeye bölünmesi projesi yeni değil. Nitekim Demokrat Senatör Joe Biden, 2006 yılında New York Times için Irak’ta çatışmaların had safhada olduğu bir dönemde kaleme aldığı bir yazıda Irak’ı özerk Sünni, Şii ve Kürt bölgeleri federasyonuna bölme planını açıklamıştı.

Biden, “Bosna’da olduğu gibi, her bir etno-dini gruba Kürt, Sünni Arap ve Şii Arap – kendi yönetimlerini yürüterek, birleşik bir Irak’ı merkezsizleştirerek sürdürebilir. Bu sistemle Kürt, Sünni ve Şii bölgelerinin her biri kendi iç hukuklarından, idarelerinden ve iç güvenliğinden sorumlu olacaklar. Merkezi hükümet ise sınır savunmasını, dışişleri ve petrol gelirlerini kontrol edecek” ifadelerini kullanmıştı.

Ayrıca 2006 yıllarında Sünniler de Biden’in projesini desteklememişti.

Reuters’a 2008 yılında konuşan dönemin Irak Parlamentosu’ndaki Sünni Arap bloklarından biri olan Ulusal Diyalog Başkanı Salih el-Mutlak ise, “Biden’ın seçimi hayal kırıklığı yaratıyor, çünkü Irak’ı bölme fikrinin yaratıcısı. Teklifini bize açıkladığında reddettik ve yine de reddediyoruz. Toplulukları ve toprağı bu şekilde bölmek, yalnızca kaynaklar ve sınırlar arasında değil, insanlar arasında da yeni bir çatışmaya yol açacaktır. Irak birleşmedikçe ayakta kalamaz ve bölünmesi de sorunları uzun süre canlı tutacaktır” demişti.

MEE sitesine konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen ABD’li eski bir yetkili, Sünni bir özerk bölgenin Irak’ta kurulması planının ülkesinin seçeneklerinden biri olduğunu belirterek, projenin bir nevi İran’ın, Irak’taki nüfusunu yayılmasına engellediği görüşünü savundu.

Irak’ın batısında ABD kontrolündeki Sünni bir tampon bölge kurmak İran’ı Suriye’ye giden kara yollarını kullanmaktan mahrum edecek ve Akdeniz’in doğu kıyılarına ulaşmasını engelleyecek. Bu da İran’ın “Şii Hilali” projesinin hayata geçirmesine engel olacağı anlamına geliyor.

Bahsi geçen Sünni bölge, Enbar’ın 3 kenti, Selahaddin, Ninova ve Diyala’nın bir bölmünü kapsıyor. Bununla da Irak’taki Şiilerin bir bölümü tamamiyle Suriye’den ayrılıyor.

Sünni projesine aşina olan ABD’li eski bir yetkili, ülkesinin bu projeyi çekmeceden çıkartıp, masaya koymak için çalıştığını doğrularak, “Sünni bir bölgenin oluşturulması ABD için her zaman bir seçenek olmuştur. İranlılar’ın Akdeniz’e ulaşmasına ya da onları Hizbullah’a bağlayan kara köprüsünden yararlanmasına izin verilemez”diye konuştu.

Yetkili, “Proje Sünni değil, Amerikan’dır. Ayrıca Amerikan güçlerinin varlığı bir nevi Sünniler ve Kürtler için garantörlüktür. ABD mecbur kalırsa Irak’ı bırakmak zorunda kalırsa, Irak’ın batısında Sünni bir bölge kurmak projesi, İran güçlerinin Irak ve Ortadoğu’da hareketlenmesine de neden olabilir. Bizler idari bir bölgenin değil, bir devletin kurulmasından söz ediyoruz” diye ekledi.

Sünni toprağında ateşten savaş

2003’te ABD’nin Irak’a gelmesinden bu yana, Irak; Washington ve Tahran arasındaki en büyük çatışma alanlarından biri haline geldi.

Ancak iki ezeli rakip arasındaki gerilim, Bağdat’ta ABD’nin drone saldırısı ile İran Devrim Muhafızları’na (Pasdaran) bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Heşdi Şabi Başkan Yardımcısı  Ebu Mehdi Muhandis’i öldürdüğü 3 Ocak’ta doruğa ulaştı.

İran’ın Ortadoğu’daki saha operasyonlarından sorumlu Süleymani’nin ve Şii silahlı gruplarının çoğunun mimarı olan Ebu Mehdi Muhendis’in kaybı, Irak üzerinden şok dalgası yarattı.

Iraklı Şii politikacılar ve bazı müttefikleri, parlamentoya ülkedeki 17 yıllık ABD askeri varlığını sona erdirmek için oy vererek silahlı grupların baskısına tepki vermeye zorladı.

Parlamentonun kararı bağlayıcı olmasa da, 5 Ocak’ta Irak Parlamentosu’nda yabancı güçlerin sınır dışı etme kararı güçlü bir mesaj gönderdi.

Sünni ve Kürt üyeler parlamento oturumuna katılmadı. Sünni liderler ve İran destekli Şii müttefikleri arasındaki kırılgan ilişkiye işaret ederken, Sünni parlamenterlerin çoğu, Şiilerin misilleme korkusuyla Bağdat’tan Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil veya Ürdün’ün başkenti Amman’a gittiğine yer verilen haberde, bazı Sünni politikacıların Erbil ve Amman’a gelir gelmez, ABD’li yetkililerle “her iki taraf için seçenekleri görüşmek üzere” görüştükleri belirtildi. Görüşmede ise Sünni bir özerk yönetimin kurulmasına yönelik ilk alternatif ele alındı.

İran 8 Ocak’ta, ABD kuvvetlerinin konuşlandığı Enbar ve Erbil’deki askeri üsslerine balistik füzelerle saldırı düzenledi.

Saldırının hemen ardından ABD Yakın Doğu İşleri Dışişleri Bakan Yardımcısı David Schenker, ülkesinin diğer müttefikleri ve Başkan Mesud Barzani başta olmak üzere Kürt yetkililer ile bir araya gelmek üzere Bağdat’tan gitmeyerek, Erbil’e geldiği hatırlatarak, ancak ABD tarafından daha sonra görüşmelere ilişkin yapılan açıklamalarda Erbil’deki Sünni liderlerle yapılan toplantılardan bahsetmese de, birçok kaynak hem dışişleri bakan yardımcısı hem de Erbil’deki ABD Konsolosu Stephen Fagin’in bir dizi Sünni politikacıyla görüştüğünü doğruladı.

Görüşmelerde ise parlamentonun kararının sonuçları, Sünniler’in karşılaştığı tehditler ve iki konuyla yüzleşmek için seçeneklere işaret ediliyor.

Aynı gün David Schenker Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) uçtu. Orada BAE, daha sonra Irak Parlamento Başkanı Muhammed Halbusi ile “tesadüfen” görüştüğü söyledi.

Schenker ile görüşmesinin ardından Halbusi, 9 ve 10 Ocak’ta BAE’de önde gelen Sünni liderlerle bir dizi toplantı yaptı. Toplantının ardından Halbusi, Sünni yetkililerle Irak’ta bir araya geldi.

BAE’deki toplantısına katılan ve isiminin açıklanmasını istemeyen Sünni bir vekil, MEE sitesine verdiği demeçte, “Sünni bölge kurma fikri, Şii güçlerin Sünniler’in onayı olmadan önemli kararlar alma girişimlerine tepki olarak geldi. Özerk bölge talebi mezhepsel bir talep değildir. Belki kentlerimizin yönetimini korumaya yöneliktir. Katılımcılar bu fikir üzerinde anlaştılar ve bunu uygun bir zamanda ilgili taraflara sunacaklarını söylediler”dedi.

Halen Irak Parlamentosu’ndaki İran destekli Binna İttifakı’nın en güçlü Sünni müttefiki olan ve bu destek sayesinde yerini güvenceye alan Halbusi’nin, 12 Ocak’ta gerçekleşen toplantıda böyle bir planın tartışmaya açılmasını dahi reddetti. Ancak Halbusi koalisyonundaki bazı Sünni liderlerin, planı sürdürmede ısrarcı olduğu kaydediliyor.

Halbusi’ye yakın bir müttefik ve Sünni bir milletvekili Abdullah el Xirbet, MEE sitesine, “Bu konuyla ilgili görüşmeler kesintisiz ve olabildiğince sıklıkla da söz ediliyor. Irak’ta ademi merkeziyet istediğimizi söylediğimizde bu tartışılabilir. Ancak federalizm ve konfederasyon bizim için kabul edilemez çünkü bu Irak’ı bölmek anlamına geliyor” dedi.

MEE’ye konuşan Sünni ve Şii liderler ve yetkililerin hiçbirinin projenin detayları hakkında net bir fikri yok. Nitekim tüm ilgililer, bunun sadece fikir olduğunu ve bölgenin ileriye dönük sınırları, içereceği il sayısı ve karşılaşacağı sorunları çözme mekanizmaları hakkında net bir bilgi verilmediğini savunuyor.

Adının yayınlanmasını istemeyen Sünni bir lider ise, görüşmelerin oldukça sıcak geçtiği ve toplantıya tüm Sünni liderlerin de yer aldığını belirterek, “Kamuoyuna şimdilik açıklamak istemiyoruz. Çünkü korunmaya yönelik başka olabilecek gelişmeleri bekliyoruz” diye konuştu.

Irak Anayasası’nın 116 ve 119. maddeleri Irak çatısı altında federal bir sistemin kurulabileceği ve izlenilmesi mekanızmalar da yine bu maddeler de yer veriliyor.

Önerilen Sünni bölgesi, önce Irak Anayasası’nın, Kürdistan ile birlikte idari bölgelerin kurulmasına izin veren maddelerine uygun olarak oluşturulacak.

Önde gelen bir Sünni lidere göre, daha sonra bölge, Sünni ve Kürtler’in Kerkük ve tartışmalı bölgeler üzerindeki çatışmasını önlemek amacıyla geçici olarak Kürdistan Bölgesi’ne federal veya konfederal bir biçimde ilhak edilecektir. Planın son adımında ise, söz konusu bölgenin uluslararası alanda tanınmasını sağlamakla gerçekleşebilecek. Ancak dikkat çekilen nokta da Kerkük’ün bu projede yer almamasıdır.

Suudi ve BAE desteği

Habere göre, Suudi Arabistan ve BAE liderliğindeki Arap Körfez ülkeleri bu projeyi finanse ederek, destekliyor.

MEE’ye konuşan ve görüşmelerden haberdar olan önemli bir Sünni lider, “Finansman destek, uluslararası baskı ve gerekli askeri güç var. Ne İran ne de Şii güçler projeye karşı duramazlar, çünkü ABD ve Körfez ülkeleri bunu destekliyor” dedi.

Söz edilen bölgelerin çoğu IŞİD’le savaş sırasında habereye dönmüş durumdadır.

Sünni bir yetkili, “Sünni devletler tarafından sunulan büyük miktarda para ve yatırım Enbar çölünü yeşil vahalara dönüştürecek. Musul ve Salahaddin’deki harabeye olan alanları yeniden inşa edecek” diye konuştu.

Gözler protestolarda

Irak’ın başkenti Bağdat olmak üzere 9 Şii bölgesinde 1 Ekim’den bu yana yolsuzluğa son verilmesini talep eden hükümet karşıtı gösteriler, hükümetin fesedilmesi ve İran’ın etkisini sınırlayacak yeni bir seçim yasasına dayanan erken seçim talepleriyle sarsıldı.

Irak güvenlik güçleri ve İran destekli bazı silahlı gruplar; protestolarda göstericiler, aktivistler ve gazeteciler başta olmak üzere 500 kadar kişiyi öldürdü.

Sünni siyasetçilerin çoğu, protestolar karşısında sessiz kalsada, genel anamda Sünniler, Şii protestocuların taleplerine sıcak bakıyor.

Gösterilerin Irak’ı bölüştürmeye neden olabileceği tartışmalarının içinde olan liderler, Sünni politikacıların tartışmalara ciddi şekilde dahil olduklarını ve karar vermeden önce gösterilerin sonuçlarını görmek için beklediklerini söyledi.

Görüşmelere aşina olan tanınmış bir Sünni lider ise, “Toplantılar tüm hızıyla devam ediyor ve tüm Sünni liderler katılıyor” diyerek, protestocular tüm Irak toplumunu ilgilendiren ulusal bir hükümeti zorlayabileceğini düşünmediğini kaydetti.

Sünniler’in özerk Sünni bölge projesini desteklediğini belirten yetkili,”Sünniler Şii hilalinin bir parçası olmak istemiyor. İran kontrolüne girerek, boyun eğmeyi istemiyor. Bu yüzden Amerikalılar’a, arzu edilen bölgeyi kurmak için gerekli destek karşılığında topraklarında askeri üsler inşa etme izni verecekler” ifadelerini kullandı.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

eighteen − 7 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla