Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

İsyanın sesi: Dengbêj Ehmedê Bêrti

Selim Çürükkaya; Biz ailece 1979 yılında Tuuns t Köyünden Çılkani’ye göç ettik. Ahmed’i Berti bizim komşumuzdu. Kendisi Berti aşiretindendi koçerdi, yani koyun beslerdi, kışın bizim köyde kalırdı.Bir gün bizim bahçede Annem ile babamla konuştuğunu gördüm. Yaklaştığmda, konuşmalara kulak kesildim. Anlamadığım bir dilden konuşuyordu. Ben Zazaca ve Türkçe biliyordu. Ama Ahmedi berti’nin konuştuğu dil ne Zazacaydı, ne de Türkçeydi.
Daha sonra anneme, “o adam hangi dilden konuşuyordu?” diye sorduğumda, annem “kurmanci” demişti ve ben hayatımda ilk olarak o zaman kurmanci konuşan bir insan görmüştüm. Daha sonraları, Ahmedi Berti’nin denbej olduğunu öğrendim. Gecelerce onu dinledim, destanlarının büyük bir kısmını anlamadığım halde , öylesine heyecanla öylesine içten, öylesine yaşarak söylerdi ki hepimizi kendisine bağlardı. Benim yöremde yaşamış, isyanlara katılmış kahramanların öykülerini, anlattığını anlamıştım ama bana masal gibi geliyordu. Aradan yıllar geçti, ben Ahmedi Berti’nin değerini anladım ve bir birimizden uzak düşmüştük. O koyunlarıyla dağlara çıkararak orada isyan destanları haykırdı, ben ise Zindanlara düşerek içkenceler gördüm.
Keşke tutuklanmadan önce Ahmedi Berti’yi anlasaydım.
Anlamadan tutuklandım cezasını çektim.
Bu girişten sonra sizi Ahmedİ Bertiyi anlatan makale ile baş başa bırakıyorum

Ayhan Erkmen, 20. yüzyıldaki Kürt kahramanlarından Yado’yu konu alan belgesel çalışması için gittiğimiz Bingöl’de, Yado stranının dengbêji Ehmedê Bêrti’nin oğlu Dengbêj Fesihê Ehmedê Bêrti’nin Dörtyol, Demirciler Sokağı’ndaki dengbêjler çayevini ziyaret ettik. Fesih Amca, ustasından aldığı hüner ile bizi mest etti.

Bêrti aşireti orijinalitesi ile Kürt kültürünün ocağı gibidir. Rojhılat dışında tüm parçalara dağılıp, sürgünlerle İç Anadolu’ya savrulmuşlar. Sanki Tanrı memleketin görkemli dağlarını Bêrtililer için yaratmış. Bêrtili dağsız yaşayamaz, dağ dünyasıdır onun. Tanıdığım ve Avrupa’ya göç etmiş Bêrtililer dahi yaşam için İsveç’in, İsviçre’nin, Fransa’nın dağ bölgelerini tercih etmişler. Dağ kavmi Kürtlerin, en dağ âşığı aşiretidir Bêrtiler.

İşte bu asil ocakta yetişen ve ömrünün sonuna değin koçerlik yaşamını sürdüren Dengbêj Ehmedê Bêrti’den bahsetmek istiyorum sizlere. Yado, Sedînê Telha, Şêx Evdırrehim, Bavê Şêx Elirıza, Seyitxanê ker, Şerê Qizilçubuxê… stranları ile “isyanın sesinden”

1930 yılında aile Şerefdin dağlarındayken, Almasta Feisa ilk çocuğunu verir Memê’ye. Belki de dengbêj olan dede Feisa’nın ismini kulağına fısıldamasındandır, Ehmedê Berti dededen sonra, ailede dengbêjlik geleneğinin sürdürücüsü olur. Dede Feisa’nın sedası o kadar güçlüymüş ki mahpusken stran söylediğinde mahpushanenin camları çatlamış.

Ehmedê Bêrti okula hiç gitmemiş hatta çoluk çocuğa karışmasına rağmen nüfusta kaydı dahi yokmuş. Otuzlu yaşlarına geldiğinde Solhan’ın Omeran köyünün nüfus kaydına yazılması da işi oluruna uydurmaymış. Çevrede dengbêjliği bilinmeyen, davetler almaya başladığı dönemde, bir gün Solhan ilçe merkezine indiğinde, jandarmalar asker kaçakları için kimlik kontrolü yapınca, nüfusta kaydı olmayan, asker kaçağı Ehmedê Bêrti’yi de gözaltına alırlar. O da yolda rastladığı bir tanıdığı vasıtasıyla ilçede büyük saygınlığı olan ve sözü geçen Omeranlı Mehmet Yıldırım’a haber salar. Daha karakola varmadan Mehmet Yıldırım imdadına yetişir. Dağların ve zozanların müdavimi Ehmedê Bêrti’yi o gün kendi köyü Omeran’ın nüfusuna kaydeder, peşinden çürük raporu aldırtıp, askerlikten kurtarır.

Ehmedê Bêrti’nin çocukluk döneminde Bêrtiler 1925/Şeyh Sait isyan firarileri ile dağlarda iç içe yaşarlar ve Ehmed, isyanı ve acıları sıcağı sıcağına kahramanlarından dinleyip dengbêjlikte bu isyanın hafızası olur. İsyandaki birçok kahramana stranlar yakar. Şeyh Said’in idamına çok dertlenir, yenilgiyi ihanete bağlar ve şeyhinin peşinden ağıt yakar. “Gitme Şeyhim/ Ferman Ankara’dan çıkmış/ Tevdi etmişler Hızır Paşaya” der.

Şeyh Abdurrahim ve 17 arkadaşı Dersim isyanına destek için Rojava’dan gelirken Bismil Ovası’nda, ihanet sonucu, sığındıkları buğday tarlaları ateşe verilerek katledildiklerinde Ehmedê Bêrti yedi yaşındadır. Şerefdin Dağı’na kara haber ulaştığında, şivan düşer obaya, yürekleri yanar. Bismil Ovası katliamı, çocukluk çağında yaşadığı trajedilerin en büyüğüdür, Kerbela’sıdır. Ve stran söylemeye başladığında ilk yaptığı stranlardan biri bu trajediye yaktığı ağıttır. Bu stranda bir başka stran kahramanını, Seyitxan’ı imdada çağırır, 17 kişiden biri Seyitxan’ın oğlu Sılheddin’dir. Lakin Seyitxan da 1932 Temmuz’unda aynı istikametten Suriye’ye geçmeye çalışırken ihanetle öldürülmüştür.

Çok marifetlidir Ehmedê Bêrti, ustaca çaldığı kaval ile stranla yaktığı yüreklere tuz basar. Tarih bilinci ve hikâye anlatıcılığındaki ustalığı, dengbêjliğinden aşağı kalır değildir. Ondandır ki divanı hiç boş kalmaz.
Elbette aşk stranları da söylemiş, were lê lê, lê lê dinê, Mihacirê… Mihacirê’yi utandığından kavuşamadığı yavuklusuna yakmış. Davet edildiği düğünlerde, keyfi yerindeyse, mendilini alır halayın başına geçip “Lê lê dotmam” stranını söylermiş.

Çevrede çok sevilir, sayılır, kadri bilinirmiş; köstekli saati Hazro’dan Sevdin Bey’in oğlu Baran Bey’in hediyesiymiş. Tabakası Suriye’den, tespihi bir dönem kaçakçılık için gittiği İran’danmış. Giderken, sınırların temkinli olmadığını bilir, tedbiri elden bırakmazmış. Rahvan yağız atına bindiğinde, Rus beşlisi sırtına atıp, çapraz fişeklik bağlarmış.
Stranlarıyla bana bu yazıyı yazdıran “isyanın sesi” Ehmedê Bêrti’nin yüreği 16 Mayıs 1996 yılında Bingöl, Simani’de sussa da, sesi ve sözü sonsuza değin susmayacak.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
1 Yorum
  1. Simko Engizek diyor

    Zaza Kürdü ve Dengbej bi nave Ehmedo Berti’yi saygıyla anıyorum.Ruhu şad olsun.
    Önceleri de yazdığım gibi-Dengbejler olmasa, bırak kültür, tarih ve geleneğimizi-ortada Rumen çingenesi gibi oradan oraya göbek atardık.

    Alevi kesimi gibi Kürdçe klam ve stranları bülbül Beyaz Türkçe’ye çevirilmiş Arif Sağ, Hakkı Bulut ve ya Sevcan Orhan serseri ve Kemalist soytarısı olurduk.

    Fakat en iğrenç, arsız ve rezil tipi gibi olurduk:
    Urfa tarlasında Paşalara kurban olan İbo Tatlıreş, Nuri Sesigüzel, Mahmut Tuncer ve Öcalan gibi avrat ve Kemalizm düşkünü!!!

    Bir evlat her zaman Babasının sırrı ve Anasının canı!!!

    Kimlik, dil ve onur!!!

    Bunlar giderse, Öcalan ve ya Alevi olursun.

    Ne iman kalır, ne kimlik ne de onur!!!

    Ez bi xwe Zaza Kurd û Dengbej bi nave Ehmedo Bertî bi rêzdarî bibîr tînim.

    Çawa ku min berê nivîsî – heke Dengbej tunebûya, bila çand, dîrok û kevneşopiya me bimîne – em ê mîna gûzek Romaniyê li ortê li dora xwe bixin.

    Em ê bibin Arif Sağ, Hakkı Bulut an Sevcan Orhan, bêbext û bêaqilên Kemalîst ên ku klam û stranên wan ên Kurdî wekî bilbil Beyaz, wekî beşa Elewiyan li tirkî hatine wegerandin.

    Lê em ê mîna celebek herî nefret, rûreş û bêrûmet bin:
    Ibo Tatlıreş, ku di warê Rihayê de ji Paşayan re hate qurban kirin, mîna Nuri Sesigüzel, Mahmut Tuncer û Öcalan evîndarê avrat û Kemalîzmê ye !!!

    Kur her gav sira Bavê wî û giyanê Dayika wî ye !!!

    Nasname, ziman û rûmet !!!

    Ger vana biçin, hûn ê bibin Öcalan an Elewî.

    Ne bawerî ne nasname û ne jî namûs dimîne !!!

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

five × one =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla