Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Kürdistan Devrimcileri bir neferini kaybetti

Wengma /  «Bu gün sitemizin e mailine Haydar Gözlü ile ilgili iki haber geldi. Haberin biri yakın akrabası tarafından kaleme alınmıştı. Bu Habere göre Kürdistan devrimcileri örgütünün gözü pek kahramanı Haydar Gözlü korona hastalığından dolayı Ukrayna’da hayata gözlerini yummuştu.

 Oysa biz bu güne kadar Haydar Gözlü’nün bir iç infaz sonucu PKK içinde  öldürüldüğünü biliyorduk, bu konuda sitemizde yazılar yayınlanmıştı.

Nihayet, iç infazla öldürüldü diye yüzlerce insanın adlarını yayınladık, sadece Haydar konusunda yazdıklarımız doğru çıkmadı. Haydar ortalıktan kaybolduktan sonra on yıl kadar İran’da kendi başına kalmış, kimselere boyun eğmemiş, demek ki İran’da kalma imkanı bulamayınca, Ukrayna’ ya geçebilmiş, burada da 20 yıl sessiz kalmış.

30 yıl suskun kalmak, yaşadığını haykırmamak da ölümün başka bir biçimidir gerçi. Ama biz yaşamını yitirdiğini yeni öğrendik. Yakınlarının ve hepimizin başı sağolsun. Güle güle Kürdistan’ın yiğit evladı, güle güle sessiz kahraman, seni unutmayacağız» diyerek seni anıyor ve aşağıdaki iki haberi yayınlıyoruz:

Umut Bilgiç / Kürdistan Devrimcileri bir neferini kaybetti

 „Kürdistan Devrimcileri“ olarak kendini tanımlayan ve daha sonra PKK adını alacak olan oluşuma, 1976 yılında dahil olan Haydar Gözlü hayatını kaybetti.

Kendisi 1978 yılında Dilaver Yıldırım ile birlikte Ankara’daki meşhur Güven Hastanesi soygununu gerceklestirenlerden biridir. Kürdistanda örgütlenmeye başlayan „Kürdistan Devrimcilerine“ gerekli olan maddi kaynağı temin edebilmek için gerçekleşen bu eylemden sonra Dilaver Yıldırım ile birlikte yakalanır ve 12 Eylül’ü cezaevinde geçirir.

Sekiz yıl sürecek olan cezaevi serüveninin bir kısmı, Askeri Cuntanın uyguladığı vahşetin bir sembolü haline gelen Mamak Askeri Cezaevinde geçer.

 Burada kendilerine dayatılan teslimiyeti kabul etmeyip uygulanan ağır işkencelere boyun eğmemiştir.

Cezaevinden tahliye edildikten sonra dışarıda onu bekleyen çoçuk yaştaki 3 oğluna rağmen, devrimci mücadelenin yolunu seçer ve yurtdışına çıkar.

Soluğu, – kısa bir Avrupa sürecinden sonra,- 1986 sonu veya 1987 başında Bekaa Vadisinde alır. Kendisi burada birçok uygulamaya tabi tutulur ve İran’a gönderilir.

 Burada Osman Öcalan ile birlikte kaldıkları kampın sorumlularından olur ve birçok yanlış uygulamaya tanıklık eder.

 Birgün kendisine Dilaver Yıldırım’ın Bekaada öldürüldüğü ve sıranın kendisine gelebileceği haberi aktarılır. Kendisinin de tanık olduğu iç infazlar, uygulamalar ve yıllarca yoldaşlık yapmış olduğu Dilaver’in ölümü üzerine, bağlı olduğu Partiyi terk eder.

Bu ayrılma, uzun yıllar sonra Ukrayna’da ölümü ile sonuçlanacak sürgün dönemini başlatır.

 On yılı aşkın bir zaman Tahran’da yalnız başına yaşam mücadelesi verir. İran’da kaldığı dönemde yaşadıklarını konu alan, ama bastıramadığı bir Roman yazar.

 Iran Rejimin baskıcı karakterinden kaynaklı, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e göç etmek zorunda kalır.

Burada neredeyse 20 yılı aşkın bir süre yaşamını sürdürür. Kendisi gözü kara, saf ve iyi niyetli bir insandı.

Birçok kez hayal kırıklığına uğramış olsa da, zorda olan insanlara, tanımasa bile, yardım elini uzatırdı.

 Haydar Gözlü için yürüdüğü „Kürdistan Devrimcileri“ yolu, çok ağır bedeller ile döşenmişti. Birçok insan gibi o da gençliğinin en güzel yıllarını inandığı Kürdistan davasına vermiş, yuvası dağılmış, doğduğu topraklara ve sevdiği insanlara hasret, bu hayata veda etmişti.

Eski yol arkadaşlarına küskün olsa da, her daim „Mazlum, Hayri ve Kemal’lerin temsil ettiği PKK’nin“ bir üyesi olduğunu söylerdi.

Apo’culuğu kabul etmezdi.

Hayatı gibi ölümü de trajik oldu.

Salı günü (29.09.2020) yakalandığı Korona Hastalağına yenik düştü.

Ukrayna’nın Başkenti Kiev’de tedavi gördüğü hastahanenin Karantina bölümünde hayata gözlerini yumdu.

KURDİSTAN DEVRİMCİSİ,  HAYDAR GÖZLÜ…

Salih Aras/ O’nu M.   Ali olarak tanıdım.  1986 Kasım’ın da Bekaa Kampına vardığımda,  3. Kongre üzerinden bir hafta geçmişti. Haydar Gözlü’ yle  orada karşılaştım.  Gergin sinirli bir hali vardı. Bekaa Vahşeti 7. Bölümde bu durumu yazmıştım.

Haydar Gözlü, PKK kuruluş öncesi, Kurdistan Devrimcileri Grubundandır. PKK’nin kuruluşunu bu Grup hazırladı. Hep sahadaydılar, her şeylerini ortaya koydular. PKK’nin kuruluş çalışmalarına temelden katılan biridir.

Ankara Güven Hastahanesi soygununu  (1978)  Dilaver Yıldırım’la birlikte gerçekleştirirler, sonra yakalanırlar. 12 Eylül Faşizmi koşullarında 8 yıl direnir ve alnının akıyla cezaevinden çıkar. 1986 sonların da tekrar Parti’yle (PKK) ilişkiye geçer ve Bekaa Kampına ulaşır.

Haydar Gözlü, korkusuz, rizikolara açık, büyük oynayan militan bir kişilikti. Doğal kişiliği böyleydi. Bana göre Kurdistan Davasın da en ideal kişilik budur.

Kars’da Kurdistan Devrimcileri Grubunun ilk Kadro-Militanları İdris Ökmen ve Akif Yılmaz’da da aynı özellikler vardı. Kazandıran üreten militanlardı.  Çevrelerine güç ve cesaret saçıyorlardı. PKK böyle insanlar tarafından kuruldu.

Haydar Gözlü’nün aklımdan hiç çıkmayan sözü; ‘Heval’ dır. Bekaa’ da birbirimize hihap ederken arkadaş sözcüğünü kullanırdık. Tek Haydar Gözlü ısrarla Heval kelimesini kullanırdı.  Anısına bağlılığın da bir gereği olarak Ondan hep Heval Haydar diye bahsedeceğim.

Orada inkar ve haksızlıklar had safadaydı. Heval Haydar geldiğinde, böyle bir ortamın içine düştü. Bu izahı çok zor bir durumdur. Kurdistan Devrimcilerinin emeği, fedakarlığı, cesareti ve direnişleri inkar ediliyordu. Aynı şekilde 1982 ‘. Kongre sonrası silahlı mücadelenin Kuzey Kurdistan’da temelini atan Parti militanlarının da yaratmış olduğu, gelişmeler-değerler inkar ediliyordu.

1980’li yılların sonuna gelindiğin de Diyarbakır Zindan Direnişçileri de tümden hedef alındı. Her şeyin yaratıcısı A.  Öcalan oldu.

Heval Haydar Bekaa ortamını, doğru bulmuyor, kabul da etmiyordu. Yalnızdı, derdini anlatamıyordu, kimse de O’nu tanımıyordu. Tanınması bilinçli engelleniyordu.  Bekaa’da  büyük çoğunluk yeni katılımlardan oluşuyordu. Bunlar da Parti Tarihini ve gerçekliğini bilmiyorlardı. Verilen eğitimler, Öcalan’ı kutsallaştırmak içindi.  Yani Heval Haydar Bekaa Kampına geldiğinde kimse O’nu tanımıyor, Öcalan ve yanındaki uyduruklarda, problemli, sorunlu ve Parti’den hak iddia eden biri olarak, yapıya yansıtıyorlar. Bu durum çok sinsi bir biçimde yapılıyordu. Oradaki yapının hedefi oluyorsunuz ve farkında da değilsiniz.

Parti adına Heval Haydar için (daha sonra Dilaver Yıldırım ve Cezaevlerinden gelen tüm arkadaşlar) iyi ve uygun bir bilgilendirme, yapıya sunulursa hiçbir sorun olmayacaktı. Kaynaşma olacak yeni arkadaş yapısıyla, Parti kurucuları arasında sevgi-saygı temelinde güçlü ilişkiler kurulacaktı. Bu yapılmıyor, iftira ve yalanlarla Parti kurucuları düşman gibi gösteriliyor. Uzun süre cezaevinde kalmış arkadaşlar için çok zor bir durumdur bu .

Heval Haydar’ı aylar sonra ancak tanıyabildim. Ya da tanıyabilen birkaç kişiden biri oldum. Yönetime yakın olmam, redaksiyon ve güvenlik birimlerinde çalışmamdan dolayı, tanıma imkanım oldu. Tanıdıkça saygı duydum, bunu çok hak ediyordu. Temmuz 1987’ de Bekaa’dan ayrıldım, Almanya’ya geldim. Bekaa’yı hep düşündüğümde, ilk aklıma gelenlerden biri de, Heval Haydar’dır. Ne yapıyor, nerededir hep merak ettim.  Ama hiçbir bilgi alamadım.

2009’da Bekaa Vahşetini yazarken, kendimi bir şekilde inandırmıştım; O’nu gizlice infaz ettiler. Ve öyle yazmıştım.  

Biz grup olarak 1988 Ağustos’un da ayrıldık. Heval Haydar’da aynı dönemde Botan ya da Doğu Kurdistan’da ayrılıyor. 32 yıllık zor bir hayat yaşıyor, onuruyla gururuyla.

Daha dün gece bir mail aldım, Heval Haydar, hayata gözlerini yummuş. Nurlar ve ışıklar içinde uyusun. Korkusuz Heval, çok acılar çektin, boyun eğmedin zalimlere. İyi ki Sen’i tanımışım. Az bulunanlardansın. Seni unutmayacağım, hep anlatacağım.

Bekaa Cehenneminden sonra, Kurdistan dağlarında Seninle olmak çok isterdim..

Cesur ve korkusuz Heval…

05.10.2020

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
1 Yorum
  1. Simko Engizek diyor

    Seni ellerinden öper, saygı ve şerefim ile boyunum eğilerek anıyorum.
    Nur içinde yat-ruhun güneş olsun!!!
    Kürdistan Devrimcileri özü bir, gözü pir ile yürürlerdi.
    Onun için halk sevdi ve seviyor!!!

    Ape Haydar-dile te herdem roja welat be!!!

    Teslimiyet ihanete-direniş ile zafere götürür.”

    Seroke netewi ne mir Mazlum Doğan PKK’si böyleydi.

    Nur ve Güneş içinde yat Piro Welate ne mir!!!

    Bimire Malbate Öcalan
    Gelek biji Welate me Kurdistan u rast Niştimanperweren.

    Bugün hafif bir namus, şeref, haysiyet ve onur kalmışsa, Kürdistan Şehidlerin sayesinde!!!

    Öcalan ve Yezid takımı 24 saat iblis kervanı gibi af kursa, hakiki Kürdistan devrimcilerin dava ve inancına zerre kadar leke süremez!!!

    Kuzey Kürdistan’da Mazlum Doğan dediğin zaman, karşı olsa bile, saygılı bir şekilde ile susar.
    Öcalan duydukları zaman Şam göbeğinde Muawiye akıllarına gelir.

    Temel fark burada.

    Onun için Ape Haydar Mazlum’dan yana
    Muawiye Öcalan ve Topal Osman Öcalan bir yana!!!

    Qandil Dağında Hacı Bektaş Dergahına girmiyorum!!!Bu defa!!!

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

one + 17 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla