Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

PKK’ye Rağmen Özgürlük Mücadelesi Yürüten PKK!




Eski Milliyet gazetesinde “uzman güvenlik muhabiri” olan Tolga Şardan’ın bugün (03.11.2020) t24’te yayınlanan yazısında olduğu gibi ısrarla PKK’yi Mücadeleci çizgide gösterme çabasındalar.
Oysa gerek Öcalan, gerek PKK’nin Kandil yöneticileri ve gerekse sivil kanat HDP’lilerin açıklamaları ortada. Türkiyelilik ve devleti demokratikleştirme temel hedef haline getirilmiştir.
TC elitleri tıpkı devletlerinin HDP’i hedef göstermeleri gibi ısrarla PKK’yi Kürtler için mücadele verir gösterme yarışındalar.

Gerçek ise öyle değil. Bu yazının başlığını tuhaf sananlar yanılıyor, PKK Kürtler için mücadele etmediği gibi PKK’ye rağmen Kürdistan bağımsızlık mücadelesi yürütülmüştür.
Nasıl mı?
Başlık çok uzamasın diye eksik bıraktım aslında, MERKEZİ PKK’ye, diğer adıyla “Öcalan PKK’sine Rağmen, Özgürlük Mücadelesi Yürüten PKK” yazmam lazımdı…

Aşağıda okuyacağınız her menfi yaklaşım için, yazayım yazmayayım “Öcalan PKK”si veya “Merkezi PKK”yi düşünün. Zaten PKK’den kopmuş birçok eski PKK’li “iki PKK”den söz eder. Biri, kendilerin can ve emek vererek yarattıkları ÖZGÜRLÜK için MÜCADELE eden PKK; diğeri de mücadele vermiş kahramanları “Hain” kisvesiyle katlederek, Öcalan’ın şahsi malı haline çevrilmiş, ulusal hattan uzaklaştırılmış MERKEZİ PKK!

Facebook’ta “PKK Kürt ve Kürdistan hareketine hizmet etmek istiyorsa silahı bırakmalıdır. Şu haliyle kardeş kavgasına zemin yaratıyor.” biçiminde bir paylaşım yapmıştım. Düşüncemi destekleyenlere diyeceğim yok.
Bazranicilikten tutun, düşman ilan edilmeye varana kadar tepki aldım. Bu tepkilere toplu bir yanıt yazmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü tepki gösterenlerin temel argümanı yanlış.

Yanlışlığın odağında iki yanılgı var. İlkin PKK olmasaydı Kürt’ün adı olmazdı mantığı.
İkincisi, PKK’nin verdiği mücadelenin, şehitlerin mirası olduğu meselesi.
İkisini tek tek ele alalım.

Kürtlerin bağımsızlık mücadelesi yüz yıllardır sürüyor. Kürdistan Kralı  Mahmut Berzenci’den (1921) günümüz örgüt ve partilerine varana kadar. Ancak duyan olmadı, dünya Kürt özgürlük hareketine karşı kör ve sağır davrandı..
Fakat PKK’nin Kürtlerin adını ve mücadelesini dünyaya duyurduğu da doğru değil.
PKK Kürt’ün adını değil ama Kürt’ün terörist olduğunu dünyaya yaydı. Bu da bir realitedir. PKK ve terör kelimesinin birlikte anılmasının nedeni de bu gerçekliktir.

PKK 43 yıldan fazladır mücadele(!) ediyor. Bu süre zarfında sömürgeci safta bir yarılma mı yarattı, somut bir kazanım mı sağladı, Kürt’e ne fayda sağladı?
Bu süre zarfında,  5.195 TSK mensubu, 356 emniyet görevlisi, 1.341 köy korucusu olmak üzere toplam 6892 kayıp verdirildi.
Aynı süre içinde Kürt tarafının 39.224 kaybı var. (Sayılar için bakınız) yine aynı zamanda Kürdistan coğrafyası tahrip edildi. PKK’ye lojistik desteği kesmek için köyler yakılıp göçe zorlandı. Yine Wikipedia  bilgilerine göre: “İnsani Hukuk Projesi isimli örgüte göre, Türk hükûmeti tarafından 2,400 Kürt köyü yıkılmış ve 18,000 Kürt öldürülmüştür. Diğer rakamlara göre yıkılan Kürt köyü sayısı 4,000 civarındadır. 3,000,000 insanın (çoğunlukla Kürt) yerinden edildiği belirtilmiştir. 2009 itibarıyla 1,000,000 insan ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalmıştır.”

Beğenilmeyen Barzani ise PKK’ye de ev sahipliği yapan Kurtarılmış bir alanda Kürterin kendi yönettiği bir iktidar kurmuştur. Bu başlı başına müthiş bir kazanım ve başarıdır. Ulusalcı her Kürt’ün göğsünü kabartan bir sevinç kaynağıdır. Kurdistan bölgesinde ilkokuldan Üniversiteye kadar olan eğitim süreci Kürtçe yapılabilmekte ve Kürtçe resmi dil durumundadır. Kürt hükumeti uluslararası arenada tanınıp kabul görmektedir.
Bu başarıyı küçümseyenler ve her fırsatta yıkmaya çalışanlar, boşa kürek çekmiş hatta Kürt’e zarar vermekte olan PKK’nin silahlarıyla avunmaktadırlar.


PKK mücadelesi ile Kürtlerin statüleri yükselmemiş, aksine kötüye gitmiştir. Eskiden evde ve sokakta konuşulabilen Kürtçe yasaklanmış, kullanımı suç haline getirilmiştir. Kürt köyleri yakılmış ve insanlar doğup büyüdükleri toprakları terk etmek zorunda bırakılmıştır. Tablo tam bir hezimete işaret etmektedir. PKK de Kurdistan Bakur’u TC’nin insafına terk ederek Kürdistan Bölge Yönetimi coğrafyasını sığınmak zorunda kalmıştır. Üstelik bağımsız devlet kurma talebinden vazgeçtiğini deklere ederek temel hedefinin TC’yı demokratikleştirmek olduğunu beyan etmiştir.
Başlangıçta ekolojik Cumhuriyet gibi saçmalıklara baş vuran Öcalan sonunda “devlet verseler istemem. Demokratik Cumhuriyet ortak vatan” projesinde karar kılmıştır.

PKK şehitlerin mirası mıdır?
Devletinin öldürdükleri şehit, tamam! Peki, gözden çıkarılıp ölüme gönderilenlere ne demeli?
Ya da hain denilerek bizzat örgüt tarafından infaz edilenler?
TC devletine silah sıkan PKK’lilerin tümü, gün olmuş örgüte ters düşmüşlerdir. Ya yapılan yanlışları eleştirdikleri, ya da başarısızlıkları dile getirdikleri için hain ilan edilmiş ve safları terk etmeye mecbur edilmişlerdir. Öldürüldükten sonra şehit ilan edilenler, itibarı iade edilenler bunun göstergesidir. Listesi çok uzun olduğundan tek tek yazacak değilim. Ulusal davada üç şehidi olan Çürükkaya ailesinden, Selim Çürükkaya’nın “PKK’yi kim kurdu” yazısı, ile madiya.net’te bu yazı okunabilir, incelenebilir”

PKK şehitlerin mirası değil, aksine kanına girmiş bir örgüttür.

Şimdi soruyorum,
Bağımsız bir devlet için değilse PKK silahı ne diye elinde tutuyor? TC Devletini demokratikleştirmek için silah gerekli midir? Demokrasi mücadelesi veren TC vatandaşları silahlı değilken Kürtler neden silahlansın?
Bu silah, sığınılan özerk Kürt yönetimini yıkmak için mi kullanılacaktır yoksa? Kürdistan Hükümetine yönelik düşmanlık PKK tarafından neden durmadan kışkırtılıyor acaba?

Kimse adalet ve demokrasi mücadelesi demesin, daha devlet olarak doğmamış bir kurumu hedef almak adalet ve demokrasi mücadelesi olamaz. Bunun başka hesapları olmalı. Ya benim elimde değilse tu kaka! Ya da bir sömürgeci devlete hizmet sözü vermenin gereğini yerine getirmek!

Eğer demokrasiden söz edilecekse bile bu sözü en son PKK ağzına almalıdır. PKK kim demokrasi kim, her eleştiriyi “kendini dayatma”, “kendini konuşturma” adı altında bastıran bir örgütte demokrasinin d’si olur mu?

Eğer bir düşman aranacaksa, Kürtlerin Fizan’da bile devlet sahibi olmasını engelleyenler arasında aramalı!
PKK daha devletleşmemiş bir yapıyı hedef alarak, Fizan’da dahi devlet sahibi olmamıza engel olmak isteyenlere dahil oluyor, nokta!

Hasan Dere
03.11.2020

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

8 + seven =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla