Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Referandumdan Kaçışa Bahaneleri

Sedat Günçekti // Celal Başlangıç, Bağımsızlık referandumunu boşa çıkarmak üzere olduğu her haliyle adeta önceden kurgulanmış bir ”haberci” lik örneği sergilemiş…

Başlangıç Sılêmanî“ye YNK’nin davetlisi olarak gittiğini belirtmekte.

Başlangıç’ın yazı dizisinin giriş bölümüne bakılırsa ne derece ”tarafsız” ve ”objektif” davrandığı hemen göze çarpar…

Başlangıç haber dizisine karşı sosyal medyada yapılan eleştirilere içerleyerek,”Yazı dizisi boyunca mümkün olduğu kadar siyasetçilerin, kamuoyu önderlerinin görüşlerini yansıttım, gözlemlerimi, izlenimlerimi yazdım. Hatta mümkün olduğunca yorum yapmamaya özen gösterdim.Yani aslında objektif bir ayna tutmaya çalıştım. (…) Siyasi anlayışları ve gözlerini bürümüş milliyetçilikleri belli ki burada yazılanları anlamalarına engel oldu ya da ben yeteri kadar anlatamadım.” Diyerek kendini savunmaktadır.

Bilinir ki; siyasetçiyi muhabirden,gazeteciden ayıran başlıca prensiplerden birisi; siyasetçi olayları,hayatı kendi ideolojisine, programına, tercihine göre yorumlar.Gazeteci ve muhabir ise gördüklerini olduğu gibi aktarır.Olaylara ekleme ve çıkarma yapmaz, öznel bir yorumda bulunmaz.

Sayın Başlangıç,”Hatta mümkün olduğunca yorum yapmamaya özen gösterdim” demekte. Bu ifadenin anlamı; ”Mazur görün biraz yorum da yaptım” dır.Başlangıç bu açıklamasıyla referandum olayına taraflı yaklaştığını dolaylı olarak itiraf etmektedir.

Başlangıç’ın taraf olması elbetteki özgür tercihidir.Herkes gibi o da demokratik hakkını kullanmaktadır.Ancak yukarıda da belirtildiği üzere kişi ”habercilik” yaparken kendi tercihlerini işin içine katarsa tarafsız muhabirliği, gazeteciliği meslek etiği açısından da kabul görmez.

Başlangıç,referanduma,KDP’ye ilişkin görüşlerini başka bir zaman, başka bir zeminde pek âlâ da yapabilir.

Maalesef, Başlangıç 4 bölümlük yazı dizisi boyunca gerek görüştüğü kişilerin sadece KDP ile sorun yaşayanlardan ibaret olması , gerek KDP’nin (Barzani’nin) görüşlerini yansıtılma biçimi, gerekse de Referandum kararının salt KDP’ye aitmiş gibi sunulması, objektif muhabirliğini de, gazeteciliğine de tartışılır hale getirmektedir.

Diyelim ki Başlangıç zaman darlığından vb nedenlerden dolayı Behdînan Bölgesine gidip özellikle de Mesud Barzani ile görüşemedi.Peki Silêmanî’de KDP’liler yok muydu?Referandum kararının altında imzası olan yirmiye yakın örgüt ve farklı etnisite mensupları yok muydu? Neden bunların bir tekiyle bile görüşme gereği duymadı?

Aynı şekilde onların medyaya yansıyan açıklamalarını da yok saydı.

Bağımsızlık Referandumu kararını özel bir gayretle KDP’ye ihale etmek hangi ”muhabir”, gazeteci ahlakıyla bağdaşmakta?

Referandumdan kaçışa olmadık bahaneler üretiliyor

Referanduma karşı itirazlarda bulunanlara ilişkin de özet olarak bir kaç çarpıcı noktaya dikkat çekmek istiyorum…

Örneğin Komala İslam’dan Rebwar Muhammed ve KYB Başkanlık Divanı üyesi Saman Germiyani’nin çizdikleri tabloya bakıldığında; sanırsınız ki yerlerde sürünen , ha yıkıldı, ha yıkılacak bir Başur var……

Çizilen bu kapkara tabloya karşın insan sormadan edemiyor; peki nasıl oluyor da sadece bağımsızlığı resmi olarak ilan edilmemiş bir devlet düzeni halen sürdürülebiliyor?

KYB Başkanlık Divanı üyesi Saman Germiyani’nin lüks bir Villa da oturup parasızlıktan,elektriksizlikten vs söz ederek bunun özerinden Kürdistan hükümetini,Barzani’ yi vurmaya kalkması dürüstlükten sayılabilir mi?

Yazı dizisi boyunca sık sık (ağızbirliği etmişlercesine) Bağımsız olmak için bol para pul sahibi olmak gerekir türünden yeni icatlarla da karşılaşıyoruz.

YNK özgür Kürdistan mücadelesine başladığı zaman para ve imkanlar içinde mi yüzüyordu.Mam Celal’in neyi vardı acaba?

Biraz karikatürize ederek ifade edecek olursak; Kürd ulusuna ”paran kadar konuş” denmek isteniyor..Oysaki baskı altındaki bir birey gibi,sömürge bir ulus da bir çöp sahibi bile olmasa, yine de özgür ve bağımsızlık olmak ister.Bir ulus haysiyet ve onurunu korumak için ”önce param, maddi imkanım olsun” diye kendi kendine kriterler koyamaz…

Yeryüzünde Devlet sahibi olan hangi ulusun ekonomisi,refahı yerli yerindeydi ki?

Ya da şimdi borç harç içindeki hangi ulus ”artık bağımsız devlet şartlarımız yok,bu yüzden varlığımıza son verelim” demekte?

Dünyada bunun bir örneği varsa, kabul biz de ayak uyduralım…

Özcesi referanduma karşı çıkanlar;”Kimse bağımsızlığa karşı değil,sadece yönteme kaşıyız” vb deselerde,pratik duruşları tutarlı ve güven verici olmaktan uzaktır.Bu konuda Gorran’ın gerek referandum, gerekse de KDP ile olan sorunlarının çözümü için kendisine yapılan bütün önerilere her defasında farklı bir gerekçe öne sürerek ısrarla kaçtığı artık kimseye sır değil.

KDP ile problemi olanlar aradaki anlaşmazlıkları ”Milli Mesele” haline getirip, bunu Bağımsızlık Referandum karşıtlığı noktasına doğru sürükledikleri için, siyasal, ekonomik problemleri referandumun elini kolunu bağlayan bir kelepçe gibi kullanmaya tenezzül ettikleri için, yaptıkları eleştiri ve itirazların ”üzüm yemek amacıyla yapılmadığı” gibi bir kanı ortaya çıkmaktadır.

Dilerim ve umarım ki; Bu kritik tarihi dönemeçte dar particilik,ona buna mahkum yaşama zaafından artık vazgeçilir. Bağımsızlık Referandumunun Kürdlerin hakkını hukukunu çiğneyenlere karşı Kürdlerin, Kürdistanlıların bir kader çıkışı olarak görülerek bu konuda tüm parti, örgüt ve bireylerin tek ses, tek nefes halinde iradesini birleştirmesi sağlanır.

Bugün bağımsızlık Referandumuna karşı duvar örmeye çalışanların,yarın öbürsü gün o duvarın altında kalacaklarından da kimsenin kuşkusu olmasın.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

eleven − 10 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla