Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

YENİ YIL, UMUT, HDP, ROBOSKİ…

YENİ YIL, UMUT, HDP, ROBOSKİ…

31 Aralık 2020…

Size de oluyor mu bilmem, eskiden ne zaman ki yılın son günü 31 Aralık’a girsek, içimde adını koyamadığım belli belirsiz bir umut, bir heyecan peydahlanırdı. Hele de bir iki milli piyango biletim varsa yılbaşı gecesini daha bir heyecanla beklerdim. Son yıllarda içimdeki heyecanın, umudun yerini başka duygular aldı. Gelen yeni yılların bizlere bir şey getirmediğini bilmenin acı tecrübesi içimi kararttı. “Bir bok olacağı yok, her sene aynı zırva, yarın yine aynı sıradan güne uyanacaksın, sadece yıl rakamsal olarak bir tık artıyor, hepsi bu”.

Çevrede belli belirsiz beklentiler, koşuşturma, akşam kurulucak sofra…

Bugün 31 Aralık 2020. Yine bir yılbaşı gecesine tarihlendiğimiz gün bugün.

Ümitsizliğin umudu galebe çaldığı yılın son günü.

Bir de kaç yıldır her Aralık sonuna bir karabulut gibi çöken Roboski katliamı var. Acaba yılbaşı heyecanımı yerle bir eden, son yıllarda içime bir tatsızlık düşüren, bir de bu Roboski olabilir mi?

Sabah yatakta dogrulur dogrulmaz telefonum çalıyor. Arayan Selim Abi. Roboski davasının avukatlarından N. Elçi ile görüşmüş, tane tane Roboski’de yaşanan süreci ondan da dinlemiş. 1) Katliamı devlet yapıyor2)Öcalan devreye sokuluyor3)Dava, HDP’li avukatlar eliyle piç ediliyor, iç hukuk yolları tüketilmedigi için AİHM’e de gidilemiyor. Zamanla da ortadan kalkıyor. Ve daha pekçok detay.

Ve bir de evvelki gün internette gördüğümüz, okudugumuz belge. Öcalan, ayağına gelen Sırrı Süreyya Önder’e diyor ki: “Akp bu Roboski’den çok rahatsız, bu aileleri Akp ile barıştırın”

Meğerse HDP’li avukatların ve vekillerin elini tutan bilmediğimiz ne çok şey varmış!

Roboski Davası Ankara’da, HDP’li milletvekilleri ve HDP’li onlarca avukatın sus pus olması ile hokus pokus oluyor.

İmralı Adası’nda ve Ankara’da dönen dolaplardan haberdar olabildik mi?

Hdp’ nin sokakta sopa yiyen, cezaevine düşen, öldürülen kitlesi, kayyım atanan belediyeleri ve içeri tıkılan onca belediye başkanı… Acaba bir gün akıllanıp derler mi ki, “Ya hu 40 yıldır gece gündüz direniyoriz, ölüme yatıyoruz, vuruluyoruz, açlık grevlerine giriyoruz, hatta kendimize benzin döküp yakıyoruz, ve hatta canlı bomba bile oluyoruz ama gel gör ki bir dirhem yol alamıyor, hep öldüğümüzle kalıyoruz, neden acep?”

Kuşkusuz, Pkk/Hdp kitlesi(tabanı) HDP milletvekillerinin TV tartışmalarına, meclisteki konusmalarına, hatta sokaktaki direnmelerine bakarak onlara bravo diyor, oy veriyor, her secimde onları meclise taşıyor. Tabandakiler, vekillerin faşizme karşı büyük mücadele verdiğini düşünüyor, onlarla gurur duyuyor.

Bu vekillerin tüm mücadelesinin İmralidaki eliyle çöp sepetine atıldığını ise görmüyorlar.

Sırrı Süreyya Önder Öcalan’a itiraz edebiliyor mu? Demirtaş ile Pervin Buldan “Başkanım, Roboski’de halkımızı katleden bunlar, biz neden bu aileleri Akp ile barıştıralım? Ferhat Encü’yü vekil göstererek neden halkımızın gözünü boyayalım? Biz bunu dogru bulmuyoruz, bunun peşini bırakmayacağız ve bunu taa AİHM’ e kadar götüreceğiz. Sizin bu dedikleriniz Tayyip Erdogan’ın istemidir, kusura bakmayın ama biz buna alet olmayacağız” diyebildiler mi?

Hayır.

İşte o yüzden Selahattin Demirtaş gercek lider olamıyor. O da biliyor ki kaderi Öcalan’ın iki dudağı arasında. Öcalan işaret verdiğinde altındaki koltuğun çekilip alınacağını, hatta hainlikle damgalanacağını bal gibi biliyor. Tam bu noktada sus pus olup lider gibi dolanmaya devam ediyor. Hdp kitlesi de Selahattin büyük liderdir diyerekten onunla gurur duyuyor. Erdoğan’a diklenmek yetmiyor ki, bir de İmralidaki karanlıklar prensine de rest çekmek gerekiyor.

Roboski onun aracılığıyla piç ediliyor, görmüyor mu Demirtaş?

Görüyor.

Biliyor.

Ama Can Yücel’nin TİP’in bir kongresinde “Beyler beyler, Türkiye’de komünist olmak tüzük değil, büzük ister…” sözü tam da Selahattin icin gecerli. Hdp’de lider olmak Tayyip’e, Bahçeli’ye laf sokuşturmaktan geçmez, devlet emrindeki Öcalan’a yeter artık demekten geçer ki, o da büzük ister.

Selm Çürükkaya avukatla aralarında geçen konuşmaları anlatırken araya girdim: “Ve Hdp kitlesi de Apo’ya gidip gelen ve onun emirlerini yerine getirip Roboski’yi tozlu raflara kaldıran bu vekilleri kahraman diye bağrına basıyor, gel de HDP’lilere bunu anlat, onlar, Tv’de gördükleri vekillerle gurur duyuyorlar”

Telefonu kapattıktan sonra düşündüm… Huzursuzluk bir matkap gibi kafatasımda dolandı durdu yine.

Ümitsizlikle gölgelenmiş, bir 31 Aralık gününü yaşıyorum. Ey Selim Çürükkaya diyorum sessizce, sen istediğin kadar anlat, tarihin tekerleği belli bir ritimde dönüyor ve senin anlattığın görüşmeyi, o bilgileri, verileri coğu Hdp’li kafadan red edecektir. Yorma kendini..Her şey olacağına varır derler…

Her şeye rağmen, tüm 2020’nin altına BİR ÇIZIK ÇEK, yılbaşı geliyor.. Akşam güzel bir sofra.. Bir iki kadeh.. Kadehlere dolan içkiyle belki yalan da olsa mutluluk uğrar birkaç saatliğine, sarhoş bile oluruz birkaç kilamla…

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

9 − 7 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla