Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

ABDULLAH ÖCALAN KİMDEN YANA? (2)

Salih Aras/ İmralı’ya getirildiğinden beri (daha öncesi de aynıdır) bir kez olsun Kürt olduğunu söyledi mi?

PKK’nin Lideri ve kurucularındanım diye bildi mi?
Hiç PKK’ ye  sahip çıktı mı?
İlkelerini ve kuruluş amacını açıklama cesaretini gösterebildi mi?
Hiç birini yapmadı. 

A. Öcalan korktu sindi, yok oldu. Sadece yalvardı,  Türklüğe sığındı. Af istedi, özür diledi. ‘Fırsat verin, görev verin  hizmet edeyim’ dedi. Ve defalarca tekrarladı. Halen yaptığı aynı şeylerdir.

Peki Mazlum Doğan, M. Hayri Durmuş ve sadece Diyarbakır Zindanı’ında yüzden fazla PKK li neyi savundu?
Nerde milyonların vicdanı?
Diyarbakır Zindanı’ında  PKK ve ilkeleri, Kürtlerin Tarihi ve Dilleri savunuldu. 
Diyarbakır da zulüm işkence vardı, mahkeme salonların da bile bir deri kemik yığına haline gelmiş, PKK’lilere Hakim ve savcıların karşısında kafalarına sopalar  iniyordu.
Ama yürekleri ateş gibiydi, yalvarmadılar, özür de dilemediler. Bağımsız Kurdistan’ı haykırdılar.
Dünya bunu biliyor.

Ya A. Öcalan?
Zırhlı cam kabin içerisinde mahkemeye çıkarılmasına rağmen, avlanmadan kaçan bir tavşan gibi ürkekti.
Korku dolu gözlerle zırhlı cam kabin içerisinden etrafa bakıyordu. Her söylediği kelimeyle, Türklüğün yanında olduğunu açıklıyordu. 21 bir yıldır aynı şeyleri tekrarlıyor.

Sadece  tek bir cümlesini hatırlatmak isterim; ‘Kafkasya’dan Ak Deniz’e bütün Kürtleri Devlet’ten tek kuruş almadan Türkiye’nin hizmetine sokarım’.

Milyonlar A. Öcalan konusunda samimi olamadı.
Milyonlar yalan söyledi.
Herkes bir şey uydurdu, herkes gönlünde bir ‘kahraman’ yarattı.
Bir söyleyin O ‘kahraman’ hiç Kurdistan dedi mi?
Kürtlerin Tarihini, Dilini ve Topraklarını savunacak sözler sarf etti mi?
Tek bir örnek!

Abdullah Öcalan her sözüyle Türklerden yana oldu, Kürtler için de, Türklere hizmet etmeyi layık görüyor.  İsmet İnönü de Şeyh Said Harekatı sonrası benzer sözler söylemişti.

Öcalan ve Erdoğan’ın tekrarladıkları tarihi geçmişe bakın Kürtlere hizmet ve kullanılma düşüyor. Alparslan, Yavuz, M. Kemal.
Birincisi Türkler Anadolu’ ya geçmiş, İkincisi Arap yarım adasına ve K. Afrika’ya açılmışlar, üçüncüsü yok olmaktan son anda kurtulup bir T. C’yi kurmuşlar.

Hepsinde Kürtler aldatılmış ve kullanılmışlar. Sonrasında katliamlara uğramışlar. Şimdi sonuncusunu yaşıyoruz. Bunun Türk kahramanı da Abdullah Öcalan’dır.

O’da Alparslan, Yavuz ve M. Kemal gibi Kürtleri, Türklerin bekası için , sadece kullanmak değil, kökten bitirmek, tüketmek istiyor. Öcalan’ın Kürt ve Kurdistan Sorunu’na  bakışı, budur.
Sadece  bu düşüncesi Kuzey Kurdistan için değil, tüm parçalar ve Dünyanın her tarafından yaşayan Kürtler içindir de. Milyonlar çok iyi biliyor ve anlıyor!

‘Eşme Ruhu’ Suriye iç savaşının başlamasıyla ortaya çıktı. Bu ‘ruh’ yüz yıl önce de vardı.

Zor dönemlerde Türklerin yardımına koşma!
İşte ‘Türk-Kürt  güç birliği’, önünde kimse duramaz, yenilmez güç, hikayeleri. 
Apocuların legal partileri ve Qandil Yönetimi de çok dillendirdi bunu.
Ama bunlar yeni şeyler değil.
Bunlar tekrardır.
Tarihi olaylarda yüzyıl, uzak sayılmıyor. Yüzyıl önce yaşananları yaşıyoruz. Türkler yine zorda.
Ne hoş Onların zor da olması!
Ama sanki çoğunluk Kürtler bu duruma üzülüyor gibi!

Türk senin düşmanındır.
Dürüst ol, O’nu düşman gör!
Arnavutları Arapları örnek al.
Onlar Düşman gördüler kurtuldular.
Ve özgürce yaşıyorlar.
Biz nedenözgür olamıyoruz?
Çünkü onları düşman görmüyoruz.

1900’lerin başların da Saidi Nursi Arnavutluk’da Kosava’da ne yapıyordu? Arnavutların kendi doğal hakları olan bir devletlerini kurma isteği ve onun için mücadele etme, neden Kürtleri rahatsız ediyor?
Saidi Nursi neden Arnavutların ayrılmasını engellemeye çalışıyor!?
Neden Kurdistan değil?
Biz her şeyi sorgulamalıyız?
Saidi Nursi’ye sahip çıkalım, ama yanlışları da görelim.

Maraş’ın ‘kahraman, Antep’in ‘gazi’, Urfa’nın ‘şanlı’ olması Kürtlere ne kazandırdı?
Söyleyin!
Ama ne kaybettirdiğini söyleyeyim;  KURDİSTAN …

Araplar fırsat bu fırsat dediler, İngilizlerle Fransızlarla birlikte oldular. Devletlerini kurdular hür ve özgür yaşıyorlar.

Kürtler çoğunluk Türklerden yana oldu, İngilizlere de, Fransızlara da karşı savaştılar.
Türkleri çok iyi kurtardılar, kendilerine ne oldu?
Halimiz orta da!
Peki daha kardeşlikten ısrar edenlere ne demek gerekiyor?

Kardeşliğin anlamı, zor dönemlerde Kürtler Türklerle birlikte olacak. Ama düze çıkıldı mı, Kürtler, Türklere hizmet edecek. Bunu kendisini tüketircesine yapacak.
Hep böyle oldu!

Suriye iç savaşı ile birlikte  (artık kaçıncı kez oluyor) tekrar güncellendi. Türk Devleti, muhtemelen olabilecek Kürt kazanımlarını ‘beka’sı için tehlikeli gördü. Ya da Batı’nın ABD’nin bölgeye müdahalesini, kendi açılarından tehlikeli gördüler.

Türkiye ırkçı hayaller kurmaya ve oyunlar organize etmeye başladı.  AKP Yönetimi’nin yıllar öncesinden radikal İslamcı gruplarla  ilişkiler içinde olduğu biliniyordu. Suriye’de iç savaşın başlamasıyla Erdoğan’ ‘kardeşim’ dediği Esad,  artık düşmanı olmuştu.

Türkiye AKP iktidarları ile baştan beri Suriye iç savaşında taraf oldular. Baas Rejimi’nin yıkılması, yerine kendi uyduları olabilecek, radikal İslamcıların (içer de muhalif olarak bilinen Müslüman Kardeşlerin) iktidara gelmesini istiyorlardı. Dünya koşulları buna uygundu. AB ve ABD’de Baas Rejimi’nin yıkılmasından yanaydılar.

AKP bunu iyi fırsat bilerek kullanmaya başladı. Dünyanın her tarafından Radikal İslamcılar, Türkiye’nin sağladığı imkanlar üzerinden akın akın Suriye’ye sorunsuz bir biçimde geçtiler.

AKP daha fazlasını istiyordu! Çok aceleleri vardı! Sanki İstanbul’dan Ankara’ya, Ankara’dan Şam’a kadar hiç cami ve namaz kılınacak yer yokmuş gibi, bir an önce Şam’a’ varıp Emevi Cami’sinde namaz kılmak istiyorlardı.  Bunun için Kürtlerin de gücüne ihtiyaçları vardı. Üstelik Türk çıkarlarına hizmet etmede gönüllü olan ve Kürtler üzerinde de etkisi olan bir zat var ve halen de emirlerindedir. O aynı zaman da bir Suriye experti. 

Kürt Gücünün nasıl kullanılacağının hesapları yapıldı. Uzmanlar dinlenildi, uzmanlar davet edildi! Salih Müslüm tam bu dönem (2013)  davet edildi. Bu yıllara (22 Temmuz 2015 Çözüm Süreci’nin bitmesine kadar) biraz dikkat etmek gerekirse; AKP, Devlet, MİT ve HDP-KCK-PKK-Öcalan ilişkilerinin en iyi olduğu yıllardır. Salih Müslüm MİT ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeler yaptı. İçeriği (kendi görüşüm) kamuoyuna yansıtılmadı. Salih Müslüm, A. Öcalan’la

Görüştürüldü mü? Böyle bir söylenti de vardı! Her ne kadar ‘Eşme ruhu’ denildiyse de, istenilen anlaşma sağlanamadı.

Çünkü bu dönem PYD-YPG Baas Rejjimi’in bir milis gücü gibi hareket ediyorlardı. Sadece A. Öcalan’ın istemiyle Türk Devlet’inin hizmetine girmeleri mümkün değildi. Suriye İstihbaratının ciddi bir etkisi PYD ve YPG üzerinde vardı. Bu etkinin şimdiki durumu farklıdır. Her an kırılabilir! PYD ve YPG içinde Kurdistan Ulusal çıkarlarına uygun bir arayış gelişmektedir. 

APK’ nin Devlet kurumlarını da  kullanarak Öcalan üzerinden  Güney Batı Kurdistan da  Kürtlerin siyasi bir statü kazanmasını engelleme hesapları yapıldı.  AKP hem Radikal İslamcıları ve hem de, Öcalan üzerinden Kürtleri birden kullanmak istiyordu. Bu hesap tutmazdı, nihayet PYD ile ilişkileri baştan beri tutmadı. Öcalan kartı boşa çıktı. Yenilenen İstanbul Belediye seçimi gibi. Ne HDP ve de PYD bu olayları Kürtlere açıklama gereği duymadılar. Öcalan’ı boşa çıkardılar. Bunun izahı gerekiyor! Neden teslim olduğunu ve bir itirafçı olduğunu açıklama cesaretini gösteremiyorlar.

Devlet A. Öcalan’ı çok kullandı. Bu kendi istemiydi. Artık istediği gibi kullanamıyor. Daha neler denenecek, göreceğiz!   Öcalan’ın Qandil, HDP,  PYD ve ilgili kurumlar üzeri de etkisi  oldukça sınırlı hale geldi. Bu Devlet’i düşündürüyor. Bur dan Qandil, HDP,  PYD’ ve ilgili oluşumların doğru yolda olduğu anlamını çıkarmak, doğru değil. Öcalan’ın ihanetini gizliyorlar ve hepsi farklı biçimlerde kardeşlik sevdasındalar.  Kardeşlik oyununun Güney Batı Kurdistan üzerinden bozulma koşulları var. Eğer başarılırsa tüm Kürtler kazanır.

12.04.2021

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
3 Yorum
  1. Simko Engizek diyor

    ”Bağımsızlık, Konfederasyon, Federasyon ve özerklik istemiyoruz, gerekli de değildir,,
    Emperyalist devletler Şeyh Said ve Seyit Rıza yı da, bizi de kullandılar, Kemalizm ilericidir, Şeyh Sait gericidir,,
    Kemalizm’in kültür milliyetçiliğini savunuyorum, Kemalizmi güncelleyip güçlendirmek gerekir”

    Imrali Koyu Kemalist Öcalan

    1999 ilk Savunmasindan NUTUK tezleri

    PKK tüzügünü iyi bilirim-ihanetin ödülü IDAM!!!

    bekaa vadisinde 17000 pkk devrimcisi kursuna dizildi-tek biri MIT AJANI DEGILDI!!!
    SAG OLSUN-APO SAYESINDE IKI ÖZ AMCAM ÖYLE CU YE!!!

    peki öcalan kardesleri PKK´li degil mi?

    az kaldi-apocu kemalistlerin fisleri cekilecek!!!

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner
    1. Vengma diyor

      Simko, merhaba sitemize hakaret sayılabilecek dil ve uslubu beğenmiyoruz yayınlamayız. Lütfen, kimselere çkal, it ibne gibi kelimeler kullanma hem kendini hem de bizi yorma. Varsa siyesi eleştirilerin bir ahlak çerçevesi içinde yap.

      ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

      Loading spinner
  2. Simko Engizek diyor

    Öcalan hataları hep kadroların üzerine yıkmıştır. Ayakta kalmasının nedeni de
    budur. Öyle bir parti düşünün ki, partinin merkez komite üyelerinin yüzde 85-90’ı aynı örgütte
    hain ilan edilsin. Ben bunu bizzat Murat Karayılan’a harekât sırasında telsizle söyledim: ‘Apo
    ağzıyla konuşma. Bir gün sende suçlanacaksın’ dedim. Merkez Komite üyelerini seçen Abdullah
    Öcalan değil mi? Demek ki, Öcalan, hep hainleri seçmiş!”

    Yil 1993

    Yorum:Ahmet Cem Ersever Soner Yalcin ile Röportajda

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

fifteen − fourteen =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla