Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

AYASOFYA-KILIÇ HAKKI

Dr. Adnan Güllüoğlu / İnsan oğlunun evrimi üretim araçlarının gelişimi ile birlikte toplumsal yaşamda yeni sınıfları ortaya çıkmış, buna bağlı olarakta hak ve adalet kavramlarıda egemenlere karşı sürekli halktan ve bireyden yana ileriye dönük değişim içinde olmuştur.Önlenemez bu değişim yolunda geçmişte kalan ve kabul gören bir hak bu gün hak olmaya biliyor. Örneğin köleci toplumda köle sahibi olmak köle sahibleri için bir haktı.

Günümüzde insan haklarına aykırı olduğu için suç sayılıyor.Kılıç zoru ile elde edilen hak Ortaçağda kabul görsede bu gün kullanılması ve savunulması mümkün olmayan, geçmişte kalan çağ dışı bir hak ve adalet anlayışıdır.

Ortaçağda İmparatorlara tanınan Kılıç hakkının tanımı güçlünün zayıfa karşı uyguladığı gasptır. Günümüzde bu çağ dışı hakkı savunmak sadece Myammar’da, Şengal’de, Suriye’de ve başka yerlerde , inanç adına insanların ötekileştirilerek, boğazı kesilerek, yakılarak yapılan imha ve katliamların önünü açmaya yarıyor.

Bu yapılan eylemler için hangisine inanç diyebiliriz? İstanbul aldıktan sonra Doğu Roma İmparatoru Konstantinos’un neyi varsa Ayasofya Kilisesi dahil kılıç hakı olarak F. Sultan Mehmed’in özel mülkiyetine geçti.Cumhuriyet kurulana kadarda cami olarak kullanıldı.

1934 yılında da müze yapıldı.Hilafetin kaldırılmasında olduğu gibi dış politikaya dönük müze kararın alınmasında 1915’te tehcir ve sonrası benzeri yaşanan olayların payı büyüktür.Türkiye’nin Ayasofya’yı cami yada müze, hatta yeniden kilise yapma hakkı vardır. Yaşadığım şehirde de (Urfa) Deyrulzaferan Metrapoliti’nin dediğine göre yüzlerce yıkılıp viran olan, yeri dahi bu gün bilinmeyen ama tarihi kayıtlarda yer alan yüzlerce ve ismi değiştirilerek camiye dönüştürülerek varlığı korunabilmiş onlarca kilise var.

Bu kadim coğrafya benzeri örneklerle doludur. Tıpkı Balkanlarda, Yunanistan’da, İspanya ve Endülüs’te kiliseye dönüştürülen camilerin olduğu gibi. İnanç sahibi insanların iç içe geçerek birlikte yaşadığı yerlerde inanç değerleri ile oynamak, günlük, kısa vadeli siyasi malzeme yapmak doğru değildir.Kendi kutsalına saygı gösterilmesini isteyenler başkasının kutsalına saygı göstermek zorundadır.

Peki cami yada müze olarak kalması Türkiye’nin iç sorunu olmasına rağmen neden günlerdir Ayasofya ile uyutulup, Ayasofya ile uyandırılıyoruz?!

Bu gün yapılan Ayasofya tartışmasıda (dışardan gelen cılız bir kaç ses dışında) Cumhuriyet kurulduğundan bu güne Kemalistler ile siyasi islamcılar arasında iç siyasette kullandıkları birbirlerinin mirasını silme yarışından başka bir şey değil.İki grubuda bu güne kadar bir arada tutan,”beka sorunu” diyerek ortak davranmalarını da sağlayan ise sadece “tekçi” anlayışlarıdır.

Çağdaş bakış açısı ile farklı inanç grublarının bir arada yaşadığı örnek bir ülke var. Adını yazmam yine soruşturma nedeni olup savcılara iş çıkaracak,ama yazmadan da olmuyor. Irak Kürdistan Federe devleti var olan farklı etnik ve inanç grublarına ve bu grubların ibadethanelerine tekçi anlayış ile değil çağdaş bir anlayış ile eşitlik tanımıştır.

A. Güllüoğlu 24.7.2020

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

sixteen − 14 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla