Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

‘DENİZDEN DENİZE’ ERMENİSTAN

Salih Aras/ Ermeniler masum değiller. Bu coğrafya da yaşayan hiçbir millet de değil. 93 Harbi’nde Ermeniler büyük oynadı. Çarlık Rusya’sına dayanarak, büyük bir ülke hayal ettiler. Türkiye’nin şu an resmi sınırları içerisinde bulunan bütün Kürt illeri, bir de Doğu Karadeniz’den ve Adana üzerinden Doğu Akdeniz’e kadar bir coğrafya üzerinde hakim olmak istediler ve kendilerini inandırdılar. Dönemin güçlü Devlet’i Çarlık Rusya’sının gücüne güvendiler. Süreç Osmanlı İmparatorluğu’nun hızla dağılma sürecidir.

Süreci ne Kürtler ne de Ermeniler doğru değerlendiremediler. Sonuç da kaybettiler. Ermeniler Soykırımına uğradı, Kürtler sayısız katliamlara uğradı. Bu katliamların toplamı Soy kırımlarını da aşıyor. Ruslar Ermenileri, Osmanlılar-Türkler hem Ermenileri ve hem de Kürtleri kullandılar. Tabi kendi çıkarları için.

Ermeni Soykırımı bir İslam ve Hıristiyanlık savaşı neticesin de olmamış. Solcular Sosyalistler 1. Dünya Savaşı’na, 1. Emperyalist paylaşım savaşı derler, doğrudur. Osmanlılar, Ermenileri Alman silahlarıyla katlettiler. Bu nasıl Dinler arası savaş? Dinler arası savaşlar, yüzyıllar öncesinden bitti. Ermeni Soykırımını Dinlere bağlama, Türklerin suçlarını hafifletme girişimleridir. Kürt Aşiretlerinin Ermeni Soykırımında, Türklerle ortak yapma da samimi bir yaklaşım değil. Kürtlerin Ermeni Soykırımı’nda bir rolü yoktur. Kürtler ve Ermeniler birbirlerine karşı kullanılmışlar. Kürtler aynı şekilde birbirlerine karşı kullanıldılar. Örneğin Ermeniler, 93 Harbi boyunca (1877-1920) hem Ruslarla ve hem de aynı zaman süreci içinde Osmanlı-Türklerle birlik de oldular. Her iki kesimle olan birliktelik de anti-Kürtlük vardı.

Kars 93 Harbi boyunca Çarlık Rusya’sı işgalinde kaldı. Bu dönem Kars da Kürt nüfusu çok yoğundur. Alevi- Sünni Kürtler var ama çoğunluk Ezdi Kürtlerdedir. Sovyetler Birliği’nin dağılışı, Sonra oluşan Rusya Federasyonu ve Bağımsız Devletler Topluluğuna dağılan Kürtlerin hemen hepsi Karslıdır.

Ruslar Ardahan ve Kars’a girdiklerinde Kürt Aşiretlerini hedef aldılar. Mensup olduğum Aşiret *Suweydi-Cemaldin Aşireti, direniyorlar. Rusların

dayandığı yerel güç Ermenilerdir. Ermeniler Kürtlerin Ruslarla anlaşmalarına karşılar. Buna fırsat vermiyorlar. 1916-18 Erzurum- Erzincan Rus işgali döneminde Koçgiri Hareketi Lideri Alişer bey Ruslarla görüşür. Kurdistan’ın kurulması için görüşmeler de Rusları ikna çabalarını Ermeniler boşa çıkarır. Ermenilerin hayali, Kürtlerin ülkesine sahip çıkma. İddia ettikleri coğrafyanın tek bir ilinde çoğunluk da değiller. Yüzyıllar boyunca da olmamış. En fazla oldukları iki yer söyleniyor, Dersim ve Sason, o da yüzde otuzu geçmiyor. Akdenize nasıl varacaklar?

Kırk yıldan fazla Çarlık Rusya’sından her türlü desteği aldılar. Strateji yanlıştı, bir hayrını görmediler, Kürtlere de çok zarar verdiler. Özellikle Ardahan, Kars, Göle ve Digor’daki katliamları çok iyi biliyorum. Şimdilik girmek istemiyorum. Ekim Devrimi oldu 1917, 1. Dünya Savaşı sona erdi. Ruslar çekildi, Ermenilerde birlik de gitti. Kalanlara yine Kürtler sahip çıktı, nüfuslarına aldılar. Onları çok seviyoruz. Onlar artık bizdenler. Ama Ermeniler güçlü oldukları alanlar ve dönemlerde hep Kürtlere karşı katliamlar yaptılar. Kızıl Kurdistan’ın sonunu Ermenistan getirdi! Kendilerine ne kaldı? Ama

Kürtler hem Güney Kurdistan’da ve hem de Güney Batı Kurdistan’da, halen çok zor durumlar da olmalarına rağmen, herkesi korumasını bildiler. Bu coğrafyanın farklısı Kürtlerdir. Ermenilerin Türklere, Araplara ve Farslara benzeyen yanları çok belirgindir. Diğerini yok ederek yaşama!!

Rusya gibi büyük bir Devlet kırk yıl Ermenilere yardım yaparken, Kürtler her dönem çok savunmasızlar. Hem İslam Aleminin ( Sünni, Şii, sonra Baas Nasturi) hem de Hıristiyan Aleminin (Ortodoks, Katolik ve protestan) ortak saldırılarına onlarca kez maruz kaldılar.

Ruslar Ardahan ve Kars’a tam yerleşmişlerdi. 1877de geldiklerin de Osmanlı askerleri çekildi. Hiç savaşmadılar. 1917 Bolşevik Devrimi sonrası Rus Askerleri çekilince boşalan alanlara Türk askerleri girdi. Lenin Kars ve Ardahan’ı Türklere hediye etti.

Yirmili- otuzlu yaşlardaki Kürt gençlerinde Ermenilere karşı bir duygusallık var. Evet, Ermeniler bir soykırımına uğradı. Bunu Türkler yaptı. Dünya bunu biliyor. ABD Hükümeti’ nin

Ermeni Soykırımını resmen tanıması süreci farklı bir aşamaya taşıyor. Sürecin işleyiş detaylarını belirlemek, başta mahkemelere ve değişik uluslar arası kurumlara düşmektedir.

Süreç dönülmez bir yola girdi. Üç yıl, beş yıl, on yıl nihayetin de Dünya bunu kabul edecek. Türkiye’nin bundan kaçma-kurtulma şansı yok! Bunun bir bedeli, bir hesabı olacak. Dünya’da Kürtlerden daha iyi Türkleri tanıyan kim olabilir!? Türk Yönetimleri kafa kesmekten ve katliamlar yapmaktan Tarih boyunca zevk almışlardır. Dünya’da böyle tanınmaları Onları rahatsız etmiyor. Onların delirten, çıldırtan maddi ödemeler zorunluluğudur. Bundan kurtulamazlar. Mahkemeler Ermeni Soykırımını onaylarsa, çıkacak sonuç (Türkleri en çok ilgilendiren) tazminattır. Bunun miktarını bilemem. Kabul etmiyorum diyemezler. Normal bir ülke düşünün, bir kişi mahkeme kararı olan borcunu ödemiyor. Bir uyarı, iki uyarı derken haciz başlıyor. Ödemeseler, Dünya’nın her yerinde ki (limanlar, hava alanları, tren garları) Türk Devleti’ne ait tren, uçak, gemi ve her şeye haciz koyabilirler. Türkiye bunu göze alamaz ve bedel ödemek zorundadır.

Açık söylemek gerekiyor; gelmiş-geçmiş Türk Yönetimlerinin her zaman A , B ve bazen C planları da vardır. Bu konularda oldukça becerikliler. Ne yazık bizim yönetimlerin, yedek planları olamadı!

Kürtlerin çoğu bunu biliyor, İki mahkumdan bahsedilir biri Kürt, biri Türk, İkisi de idam cezası alır. Son istekleri sorulur, Kürt der annemi görmek istiyorum, Türk de der ki, Kürt annesini görmesin! Osmanlılar bu suçu işledi. Planlar tutmuyor suçu kabullenmek zorundalar. Şimdi son plan gereği suçu hafifletme denemesindeler. Hep zor anların da Kürtler akıllarına gelir..

Bir cinayet işlenmiş. Yıllarca faali bulunamamış. Zamanla katil yakalanmış. Mahkemeye çıkarılıyor, katil halen inkar ediyor, kanıtlar çok güçlü olduğu için inkar etmenin yolu kalmıyor. Bu sefer katil diyor ki, tek değildim biri ile birlik de yaptık. Peşine ayrıntıları diziyor. Mümkün olduğunca suçu O birinin üzerine atma çabasına giriyor. Başarılı olursa, tabi suçu hafifleyecek.

Ermeni Soykırımı’ nda Kürtler üzerinde bir oyun tezgahlanmak isteniyor. Kürt Aşiretleri yardım etmeseydi, katliamlar bu denli olmazdı! Bunlar

suçu hafifletme çabalarıdır. Gerçekle hiçbir alakası yok.

Şimdi 21. Yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. Geçen yüzyıl 20. Yüzyıldı. Birde 19. Yüzyılın son çeyreğini alalım. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı.(Osmanlı Rus 93 Harbi) Üç ayrı yüzyıldan bahsetsek de, bu zaman süreci 144 yıl ediyor.

1877’de 93 harbi başlıyor. 93 Harbi denilmesi, 1293 Hicri Takvimine göredir. Ruslar iki ayrı bölgeden saldırıya geçiyor. Birincisi Romanya üzerinden Bulgaristan’a giriyorlar. İkincisi Gürcistan tarafından Ardahan ve Kars’a giriyorlar.

Ermeni- Kürt ilişkileri ve sorunlarının anlaşılmasın da 93 Harbi bir anahtar gibidir. Kapıyı açtığın da çok şey görebiliyorsun. Ruslar Ardahan ve Kars’a girdiklerin de yerel güç olarak Ermenileri kullanıyorlar. Kime karşı? Tabi ki Kürtlere karşı. Katliamlar yapıldı, İşte Ermeniler olmasaydı, yardım etmeselerdi, Ruslar bu katliamları yapamazdı, diyebilir miyiz?

22 .05. 20251

*Benin mensup olduğum aile 93 Harbi döneminde Digor’dadır. Aşiret karışıktır. Suweydi ve Cemaldin. Suweydililerin Bingöl’den 17. Yy da (Genç ve Kiği) geldiğini Ermeni yazar Garo Sasuni yazıyor. Dedem Diyarbakır Bingöl arasından gelmişiz derdi. İki aşiret tam karışmış. Kars, Erzurum ve Ağrı’ da karışıklar O kadar karışmış ki, ayırt edilemiyor.

O dönemin koşullarında durumları iyidir. Köyleri ve hayvan sürüleri var. Özellikle at sürülerinden dolayı Rusların hedefi olurlar. 1878 aile dağılır. Üç ayrı bölgeye göç ederler. Ağrı Ardahan ve Göle.43 yıl devam eden Rus egemenliği döneminde Ruslarla anlaşamazlar sürekli çatışma halindeler. Dedem derdi ki; artık savaşacak kimsemiz kalmadı. Dul kadınlar, yetim çocuklar ve Rusların bir kurşuna layık görmediği deliler. Tek umutları kalmış Sibirya’daki esirler. Bekledikleri 70 kişi (1920) hepsi yakın akraba ama sadece iki kişi

dönebiliyor.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

two × one =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla