Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Devlet ve Hukukun Adaptasyonu

ORDU DEVLETTİR

Hasan Dere / Osmanlı tarihi, ordu elinde biçare düşmüş padişahların tarihidir.
Gerek Osmanlı gerek TC Devletin kuruluşu, bir avuç silahlı (Askeri) insanın kararlı iradesidir.

a) Erdoğan, rejim mi, Devletin piyonu mu?

1- R T Erdoğan’ın iktidara getirilmesi bir devlet projesidir.

TC- Kürdistan sorununda bilinen yöntem, Kürtlerin Türk‘lüğe asimle edilmesi ve Kürtçülükte ısrar edenlerin imhasıdır.
Bu metot, kendini ‚Türklük‘ aidiyeti dahilinde gören SOL, SAĞ, LİBERAL, DEMOKRAT ve MİLİTARİST her kesimin ortak çabasıyla yürütülegeldi ve sürüyor.
80 darbesi Kürtçülük ideolojisini yok edemeyince, ‚laik‘ devlet nazarında sabıkalı sayılan din‘in birleştiriciliği keşfedildi.
Böylece kapatılma cenderesinden kurtulan dinci partiye genç ve sempatik bir çehre (Erdoğan) geçirilerek iktidar edildi.
Bunun devlet projesi olduğunu anlamak için, getiriliş safhasında Erdoğan’a açılan kredilere daha bariz bir deyimle (Yetmez Ama Evet) ElitDemokrat-Liberallerin, (içi yana yana) CHP ile Sosyalist ve bilumum Sağcıların ortak kararla verdikleri desteğe bakmak yeterlidir.

2- Sömürgeciliği Sürdürmede Zorbalık (Diktatörlük), Devlet Stratejisidir.

Osmanlıdan bu yana TC askerinin devlet yönetimine el koyma girişimleri süreklilik arz eder. Osmanlı döneminde en defalarca lağvedilen ordu, TC döneminde başarılı en az 3 askeri darbe gerçekleştirdi. Başarısız ve kansız olanları saymazsak!

„Bize diktatör lazım“ anlayışı devleti yönetenlerin temel mottosudur. Asker yönetime el koyduğunda siviller direniş göstermeden sessizce kenara çekilirler. Sivil ve siyasal yapıların, başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere İYİP,  SP, VP, HDP, Sol, Demokrat, liberal ve elitler konsensüs gereği, tüm antidemokratik yöntemlerine rağmen AKP/Erdoğan yönetimiyle ciddi şekilde mücadele etmediler.

3- Her proje, yürütmek için harcanmaya amade Bauer (Piyon/Köylü) askerlere gereksinim duyar.
Osmanlı geleneği dış tutulsa TC tarihinde gelmiş geçmiş en ahmak devlet başkanı olarak başa oturtulması, işler ters gittiğinde harcanması kolay olmasındandır. Bu da destekleyenlerin tümünün işine gelen bir durumdur.
Yukarıda sıraladığım ‚Türki‘ kurumların, arkasında sıraya girmesi Erdoğan‘ın devlet projesi olmasın temel kanıtıdır. Bu kadar renkli bir cephenin bir araya gelmesinin başka türlü izahı mümkün değildir.

b) Hukuk Adaptasyonu

1) Devletin temel niteliği

Yukarıda anımsatmıştık, SOL/Demokrat kökenli elitler, her saçmaladığında gerilimi düşürerek Erdoğan‘ı topluma yediren bir rol oynadılar. Detant dönemi kapanmak üzere görünüyor. Çünkü artık sistemin basıncı onlarca da çekilmez boyuta ulaştı.
Kendilerine de yönelen baskıyı düşürtemediklerinden ağır ağır mücadele platformuna çıkmaya başladılar. Ama huylu huyundan vazgeçer mi, kendileri için mücadele edecek kahramanlar (siz ahmaklar anlayın) olarak HDP yani Kürtleri öne sürmek istemekteler. Demirtaş/HDP üzerinden Kürtleri pohpohlamaları boşuna değil.

Sol elitlerde buna bağlı olarak birden bire HİTLER dönemi merakı zuhur etti.
Hitler rejiminin ortaya çıkış koşulları, hukukçuların sisteme ricat biçimleri, toplumun manipülasyonu gibi konuları yeniden keşfe koyuldular.

Faşizme karşı temel mücadeleyi Komünistlerin verdiğini bilmiyorlar mıydı?
Devletin ikili karakteri, kötülüğün sıradanlığı saçmalıkları ileri sürmeler!

Devlet, bir sınıfın baskı aracı, ikili değil tek karakteri var. Kimin elindeyse ona hizmet eder.
Hukuk dediğiniz de devletin hukukudur. Kim iktidarda ise ona doğru meyleder. Dün askeri hukuk egemendi, bu gün tek adam rejiminin arkasına saklanmış askeri hukuk geçerli.
İçi yana yana iktidarın her istediğinde destek veren bir muhalefet, askeri rejimlerin güçlü olmadığı kaç ülkelerde var?

2) Hukuk Adaptasyonu

Hukukçular tüm devletlerde iktidarı savunur.
İktidar bir azınlık rejimi ise azınlığın menfaatlerine amade olur.
İktidar komünistlerde ise komünistlerin menfaatlerini gözetir. Din iktidarda ise ulemanın…
Bu anlamda Fetvalardaki hukuk gücü boş bir faraziye değil bir realitedir.

Ernst Fraenkel, Sebastian Haffner ve Hannah Arendt yeniden keşfetmek yerine, elitler, toplumlarını şaşkın ördek haline çevirmede kendi rollerini sorgulasalar çoktan çözüm bulurlardı.
Prof. Murat Sevinç „Ahmaklığın ve kötülüğün büyümesi Faşizmin alameti farikalarından.“ diye yazıyor.
Toplumun ahmaklaştırılmasında ve kötülüğe yöneltilmesinde, Kürtlere karşı sürdürülen savaşın desteklenmesinin etkisi nedir?

Hukukun, toplum yerine devletin menfaatlerini savunmaya meyletmesi bir sapma ise, elitlerin buna etkisi ve iktidarı halka yedirmeleri kaç hataya bedeldir, üzerinde bir düşünülse…

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

13 + 1 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla