Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Devriminin Dostları / Düşmanları

Hasan Dere / Mao Zedung (Tsetung/Çetung)  Seçme Eserler cilt 1‘e, ‘ÇİN TOPLUMUNDAKİ SINIFLARIN TAHLİLİ‘ adlı eserinde  „Düşmanlarımız kimlerdir? Dostlarımız kimlerdir? Bu, devrimin en önemli sorunlarından biridir. Çin’de daha önceki bütün devrimci mücadelelerin çok az ilerleme sağlamasının temel nedeni, gerçek düşmanlara saldırmak üzere, gerçek dostlarla birleşmeyi başaramamış olmalarıdır.

DEVRİMCİ BİR PARTİ KİTLELERİN REHBERİDİR; DEVRİMCİ PARTİ KİTLELERİ YANLIŞ YOLA SOKARSA, DEVRİMİ YOLUNDAN SAPTIRIRSA, HİÇBİR DEVRİM BAŞARIYA ULAŞAMAZ.

Devrimi kesin olarak başarıya ulaştırabilmek ve kitleleri yanlış yola sokmaktan kaçınabilmek için, gerçek düşmanlarımıza saldırmak üzere, GERÇEK DOSTLARIMIZLA BİRLEŞMEYE DİKKAT ETMELİYİZ. Gerçek dostları gerçek düşmanlardan ayırt etmek için, Çin toplumundaki çeşitli sınıfların ekonomik durumlarının ve bu sınıfların devrim karşısındaki tutumlarının genel bir tahlilini yapmalıyız.” diye başlar. (İtalikler ve Büyük Harf tarafımdan yapıldı.-HD)

Mao, gerçek düşman ve gerçek dost derken sınıfları kastetmektedir. Örneğin bütünü Küçük Burjuva olan öğrenciler, öğretmenler, aydınlar ve siyasal eğilim olarak mazlumların safında yer alan komünistler gerçek dostlardır. Aralarında düşman kişiliklerin çıkması bu tabakaların dostlar içinde düşünülmesini gölgelemez.

Sömürge/yarı sömürge Çin’in bağımsızlık mücadelesinde Mao’nun strateji ve taktikleri uluslararası askeri akademilerde eğitim amaçlı işlenir önemdedir. Bu strateji ve taktiklerle sadece Çin Halk Cumhuriyetinin kurulmasına ön ayak olmakla kalınmamış; Asya ve Afrika sömürgelerinin özgürlük mücadelelerine ilham olmuş ve onlarca yeni devletin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Kürdistan Kuzey özgürlük mücadelesi neredeyse Mao’nun tersini uygulamıştır. Kürdistan devriminde sınıfların reel bir tahlili yapılmamıştır. Kürdistan devriminin dostları ve düşmanları doğru tahlil edilmemiş; dostlar düşman ilan edilip saldırılmış, düşmanla ilişki geliştirmek için militan kadrolar bizzat iç infazlarla imha edilerek güç kaybedilmiştir.

Uzun uzun analizler yapacak değiliz. Ama birkaç basit nokta üzerinde düşünmeye çabalamak yeni dost ve doğru düşman stratejileri belirlemek bakımından öğretici olabilir.

PKK ortaya çıktığında, tümü de devrimci programlara sahip Kürdistan gençlik ve öğrenci hareket (DDKD/DDKO) ve partilerini (Rizgari/PSK/Kawa/KDP-T), “Devrimin önündeki engeller” ilan edip hapsine saldırmıştır.

Yurtsever milli burjuvalara, yine devrime eğilimli feodal tabakalara öldüresiye saldırmış ve büyük çoğunluğunu sömürgecilerin safına doğru itilmiştir.

Dolaysıyla 40 yılı aşkın süren mücadelede hiçbir kazanım elde etmediği gibi Kürdistan coğrafyasının Kürtsüzleşmesiyle sonuçlanan bir dağılmaya sebep olunmuştur.

PKK hatını doğru çizgiye çekmek için yürüttüğümüz eleştirel yaklaşımlar da “düşman faaliyetleri” arasında gösterilmiş ve hatalı uygulamalardan ısrar edilmiştir.

PKK örgütüne hakim kanadın hatalarını görüp düzelmeye yanaşması mümkün görünmemektedir. Merkez, hatalarla öyle iç içe geçmiştir ki işlenen günahlar kadro infazlarına kadar vardırıldığı için iktidardan düşseler iç yargı önünde hesap vermek durumunda kalacaklardır.

PKK içinde merkeze karşı bir darbe ihtimal dahilinde görünmüyor. Örgütün kendini feshi de kitlelerden sağlanan sömürü göz önüne getirilirse imkansız gibidir. Tek çare yeni bir örgütlenme yaratılması gibi duruyor.

Bizim gibi ihtiyarlamış kadrolardan militan çıkış beklemek beyhudedir. Ancak genç nesilde de öyle cesur bir çıkış henüz görünür durumda değildir.

Ortaya çıkanlar ise toplumu toparlamak yerine milli ve Kürdistani mevcut partileri yıpratmakla enerjilerini tüketmektedirler…

Aşağıya Mao’nun Sınıfların tahlilini ekliyorum üşenmezseniz okumakta yarar vardır!

19.03.2020

ÇİN TOPLUMUNDAKİ SINIFLARIN TAHLİLİ[1*]

Mart 1926

Düşmanlarımız kimlerdir? Dostlarımız kimlerdir? Bu, devrimin en önemli sorunlarından biridir. Çin’de daha önceki bütün devrimci mücadelelerin çok az ilerleme sağlamasının temel nedeni, gerçek düşmanlara saldırmak üzere, gerçek dostlarla birleşmeyi başaramamış olmalarıdır. Devrimci bir parti kitlelerin rehberidir; devrimci parti kitleleri yanlış yola sokarsa, devrimi yolundan saptırırsa, hiç bir devrim başarıya ulaşamaz. Devrimi kesin olarak başarıya ulaştırabilmek ve kitleleri yanlış yola sokmaktan kaçınabilmek için, gerçek düşmanlarımıza saldırmak üzere, gerçek dostlarımızla birleşmeye dikkat etmeliyiz. Gerçek dostları gerçek düşmanlardan ayırdetmek için, Çin toplumundaki çeşitli sınıfların ekonomik durumlarının ve bu sınıfların devrim karşısındaki tutumlarının genel bir tahlilini yapmalıyız.

Çin toplumundaki çeşitli sınıfların durumu nedir?

Toprakağaları sınıfı ve komprador sınıfı.[1] Ekonomik bakımdan geri ve yarı-sömürge bir ülke olan Çin’de toprakağaları [sayfa 19] sınıfı ve komprador sınıfı tamamen uluslararası burjuvazinin bir parçasıdır; bunların varlığı ve gelişmesi emperyalizme bağlıdır. Bu sınıflar, Çin’in en geri ve en gerici üretim ilişkilerini temsil ederler ve üretici güçlerin gelişmesini engellerler. Bu sınıfların varlığı Çin devriminin amaçlarıyla asla bağdaşmaz. Büyük toprakağaları sınıfı ve özellikle de büyük komprador sınıfı her zaman emperyalizmin safında yer alır ve en karşı-devrimci grubu oluşturur. Etatistler[2] ve Guomindang’ın sağ kanadı bu sınıfların siyasi temsilcileridir.

Orta burjuvazi. Bu sınıf Çin’in şehirleri ve köylük bölgelerindeki kapitalist üretim ilişkilerini temsil etmektedir. Esas olarak milli burjuvazinin[3] meydana getirdiği orta burjuvazi, Çin devrimine karşı tutarsız bir tutum takınır; yabancı sermayenin darbeleri ve savaşağalarının baskısı altında inlerken, emperyalizme ve savaşağalarına karşı, bir devrimin gereğini duyar ve devrimci hareketi destekler; ancak ülke içinde proletaryanın devrime militanca katılması ve ülke dışında da uluslararası proletaryanın etkin desteği sonucunda, devrimin, kendi sınıfının büyük burjuva olma umudunu tehdit ettiğini sezince, devrime karşı kuşkucu bir tutum alır. Bu sınıf, siyasi bakımdan tek bir sınıfın, milli burjuvazinin hâkimiyeti altında bir iktidarın kurulmasından yanadır. Day Citao’nun[4] gerçek takipçisi olduğunu söyleyen biri, Pekin’de yayınlanan Cen Bao’da[5], “Emperyalistlerin başını ezmek için sol yumruğunuzu, komünistlerin [sayfa 20] başını ezmek için sağ yumruğunuzu kaldırın,” diye yazıyordu. Bu sözler, orta burjuvazinin ne kadar büyük bir çıkmaz ve kaygı içinde olduğunu göstermektedir. Orta burjuvazi, Guomindang’ın Halkın Refahı İlkesinin sınıf mücadelesi teorisi temelinde yorumlanmasına, Guomindang’ın Rusya ile ittifak yapmasına ve komünistlerle[6] sol kanatçıların Guomindang’a alınmasına karşıdır. Ancak bu sınıfın, milli burjuvazinin hâkimiyeti altında bir iktidar kurma çabasının gerçekleşmesi pek mümkün değildir. Çünkü günümüz dünya koşullarında iki büyük güç, yani devrim ile karşı-devrim, son bir mücadeleye girişmişlerdir. Her iki tarafın da büyük birer bayrağı vardır. Bunlardan biri, Üçüncü Enternasyonal’in dalgalandırdığı ve dünyanın bütün ezilen sınıflarının çevresinde toplandığı devrimin kızıl bayrağı; diğeriyse, Milletler Cemiyetinin dalgalandırdığı ve dünyanın bütün karşı-devrimcilerinin çevresinde toplandığı karşı-devrimin beyaz bayrağıdır. Ara sınıflar, bir bölümünün sola dönerek devrime katılması, bir bölümününse sağa dönerek karşı-devrime katılmasıyla hızla parçalanmaya mahkûmdur. “Bağımsız” kalabilmeleri olanaksızdır. Dolayısıyla Çin’deki orta burjuvazinin, kendisinin önderlik edeceği “bağımsız” bir devrimi düşünmesi boş bir hayaldir.

Küçük burjuvazi. Bu kesim, mülk sahibi köylüleri,[7] el sanatları ustalarını, küçük tüccarları, aydınların alt kademelerini, yani öğrencileri, ilkokul ve ortaokul öğretmenlerini, alt kademelerdeki devlet memurlarım, büro çalışanlarını ve küçük avukatları kapsamaktadır. Gerek büyüklüğü, gerekse sınıf niteliği bakımından bu sınıfın üzerinde önemle durmak gerekmektedir. Mülk sahibi köylüler ve el sanatları ustaları küçük çapta üretim yapmaktadır. Bu sınıfın bütün tabakaları, aynı küçük burjuva ekonomik temele dayanmakla birlikte, üç ayrı bölüme ayrılır. Birinci bölümü, bir miktar paraya ya da tahıl fazlasına sahip olanlar; yani kol ya da kafa emeğiyle, her yıl hayatlarını sürdürmek için tükettiklerinden fazla kazananlar oluşturur. Bunlar zengin olmak isterler ve Mareşal Çao’ya[8] taparlar. Gerçi büyük servetler

elde etme hayalleri yoktur, ama her zaman orta burjuva durumuna yükselmeyi isterler. Bu burjuvaların el üstünde tutulduklarını gördükçe ağızlarının suyu akar. Böyleleri ürkektir, devlet memurlarından ve biraz da devrim, den korkarlar; ekonomik durumları bakımından orta burjuvaziye oldukça yakın olduklarından, bu sınıfın yaptığı propagandaya büyük güven duyar ve devrime kuşkuyla bakarlar. Bu bölüm, küçük burjuvazi içinde bir azınlıktır ve bu sınıfın sağ kanadını meydana getirir. İkinci bölüm, ekonomik bakımdan esas olarak kendi kendine yeterli kimselerden oluşur. Bunlar, birinci bölümdekilerden epeyce farklıdırlar; onlar da zengin olmak isterler, ama Mareşal Çao, buna asla izin vermez. Üstelik son yıllarda, emperyalistlerin, savaşağalarının, feodal toprakağalarının ve büyük komprador burjuvazinin baskı ve sömürüsü altında ezilerek, dünyanın artık o eski dünya olmadığını anlamışlardır. Eskisi kadar çalışmakla, hayatlarını sürdürmeye yetecek parayı kazanamayacaklarını sezmektedirler, İki yakalarını biraraya getirebilmek için, daha uzun zaman çalışmak, daha erken kalkmak, işi daha geç bırakmak ve çalışmalarında iki kat dikkatli olmak zorundadırlar. Artık yabancılara “yabancı şeytanlar”, savaşağalarına “soyguncu generaller”, yerel zorbalara ve mütegallibeye de “vicdansız zenginler” diye söver olmuşlardır. Emperyalistlere ve savaşağalarına karşı yürütülen harekete gelince, yabancıların ve savaşağalarının çok güçlü görünmeleri nedeniyle, bu hareketin başarıya ulaşacağından kuşku duymakta, yürütülen harekete katılmakta kararsız davranmakta ve tarafsız kalmayı yeğ tutmaktadırlar. Ancak hiç bir zaman devrime karşı çıkmamaktadırlar. Sayıca çok kalabalık olan bu bölüm, küçük burjuvazinin nerdeyse yansım oluşturmaktadır. Üçüncü bölüm yaşam koşulları günden güne kötüleşen kimselerden meydana gelmektedir. Bu bölümdekilerin çoğu, eskiden durumu daha iyi olan ailelerden gelmektedir; bunların durumu yavaş yavaş değişmekte, bugün zar zor geçinmekle birlikte, giderek daha kötü bir duruma düşmektedirler. Her yılsonu hesaplarını kapatırken, “Vay canına! Gene mi açık verdik?” [sayfa 22] diye donakalmaktadırlar. Eskiden daha iyi günler görmüş, bugünse durumu her yıl gittikçe kötüleşen, borçları yığılan ve gitgide yoksulluğa sürüklenen bu kimseler, “geleceği düşündükleri zaman titremektedirler”. Geçmişleri ve bugünkü hayatları arasındaki bu büyük karşıtlıktan dolayı, büyük bir ruhsal bunalım içindedirler. Bu kimseler devrimci hareket için çok önemlidirler. Büyük bir kitle meydana getirmekte ve küçük burjuvazinin sol kanadım oluşturmaktadırlar. Olağan koşullarda, küçük burjuvazinin bu üç bölümünün devrim karşısındaki tutumları farklıdır. Ama savaş zamanında, başka bir deyişle devrim dalgasının yükseldiği ve zaferin ufukta belirdiği zamanlarda, küçük burjuvazinin yalnızca sol kanadı değil, orta kesimi de devrime katılabilir; dahası, proletaryanın ve küçük burjuvazinin sol kanadının büyük devrimci dalgasının sürüklediği sağ kanatçıların bile devrime katılması mümkündür. 1925 yılındaki 30 Mayıs Harekâtının[9] ve çeşitli yerlerdeki köylü hareketinin tecrübeleri bu sonucu doğrulamıştır.

Yarı-proletarya. Burada yarı-proletarya olarak tanımlanan tabaka beş kesimden oluşmaktadır. 1) Yarı-mülk sahibi köylülerin büyük çoğunluğu,[10] 2) Yoksul köylüler, 3) Küçük zanaatkârlar, 4) Tezgâhtarlar,[11] 5) İşportacılar.

Yoksul köylülerle birlikte yarı-mülk sahibi köylülerin ezici çoğunluğu, köylü kitlelerinin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Köylü sorunu özünde onların sorunudur. Yarı-mülk sahibi köylüler, yoksul köylüler ve küçük zanaatkârlar, mülk sahibi köylülerden ve el sanatları ustalarından da daha küçük çapta üretim yaparlar. Gerçi ortakçı köylüler ve yoksul köylülerin büyük çoğunluğu yarı-proletarya sayılır, ama bunlar gene de ekonomik durumlarına göre yukarı, orta ve aşağı olmak üzere, daha küçük üç kesime ayrılabilir. Yarı-mülk sahibi köylüler, mülk sahibi köylülerden daha kötü durumdadır; çünkü her yıl ihtiyaçları olan yiyeceğin yarısını olsun sağlayamamakta ve bu açığı kapamak için başkalarından toprak kiralamak, işgüçlerinin bir bölümünü satmak ya da küçük ticaretle uğraşmak zorunda kalmaktadırlar. Ürünün henüz alınmadığı ve eski [sayfa 23] ürünün de tüketilmiş bulunduğu, ilkbahar sonları ve yaz başlarında çok yüksek faizle borçlanır ve yüksek fiyatla tahıl satın alırlar. Elbette, onların bu kötü durumu, başkalarının yardımına hiç gerek duymayan, mülk sahibi köylülerin durumundan daha zordur, ama yoksul köylülerden de daha iyi durumdadırlar. Çünkü yoksul köylülerin hiç toprağı yoktur ve bir yıllık çalışmalarının karşılığında ürünün ancak yarısını, hatta yarısından bile azım alırlar. Oysa ortakçı köylüler, başkalarından kiraladıkları topraklardan elde edilen ürünün, ancak yarısını ya da yansından azmi alabilmelerine karşılık, kendi topraklarından elde ettikleri ürünün tümüne sahip olabilirler. Dolayısıyla, yan – mülk sahibi köylüler, mülk sahibi köylülerden daha devrimci olmakla birlikte, yoksul köylüler kadar devrimci değildirler. Yoksul köylüler, toprakağalarının sömürdüğü kiracı köylülerdir. Bunlar da ekonomik durumlarına göre, gene iki kesime ayrılabilir. Bir kesiminin az çok yeterli tarım aracı ve biraz parası vardır. Bu tür köylüler, bir yıllık çalışmalarının karşılığı olan ürünün yarısını ellerinde tutabilirler. Açıklarını kapamak için yan ürünler yetiştirir, balık ya, da karides tutar, tavuk ya da domuz besler ya da işgüçlelerinin bir bölümünü satarak kıt kanaat yılı çıkarmaya çalışırlar. Bu yüzden, yarı-mülk sahibi köylülerden daha çetin bir hayatları vardır, ama yoksul köylülerin öteki kesiminden daha iyi durumdadırlar. Yarı-mülk sahibi köylülerden daha devrimci olmakla birlikte, yoksul köylülerin öteki kesimi kadar devrimci değildirler. Bu öteki kesiminse ne yeterli tarım aracı, ne parası, ne de yeterli gübresi vardır. Ürünleri azdır; kirayı ödedikten sonra ellerinde pek az bir şey kaldığından, işgüçlerinin bir bölümünü satmaya daha da zorunludurlar. Dar günlerinde çaresizlik içinde akrabalarından ya da dostlarından yardım dilenir, kendilerim; birkaç gün yetecek birkaç tu ya da birkaç şeng[2*] tahıl ödünç alırlar ve dağ gibi yığılan borçlarının altında ezilirler. Bunlar köylüler içinde en kötü durumda olanlardır ve devrimci [sayfa 24] propagandaya çok açıktırlar. Küçük zanaatkârlara yarı-proleter denilmesinin nedeni, bazı basit üretim araçlarına sahip olmalarına ve hatta kendi işlerinde çalışmalarına karşılık, onların da sık sık işgüçlerini satmak zorunda kalmaları ve ekonomik durumları açısından az çok yoksul köylülere benzemeleridir. Büyük geçim sıkıntıları ve kendi kazançları ile harcamaları arasındaki uçurum yüzünden, sürekli olarak yoksulluğa düşme ve işsiz kalma korkusu içindedirler; bu bakımdan da büyük ölçüde yoksul köylülere benzerler. Tezgâhtarlar, dükkan ve mağazalarda çalışan insanlardır; çok az bir ücretle ailelerini geçindirmeye çalışırlar ve fiyatların her yıl yükselmesine karşın, ücretleri ancak birkaç yılda bir biraz artar. Bir rastlantı sonucu, dostça bir sohbete dalacak olsanız, hemen bitip tükenmeyen geçim sıkıntılarını anlatmaya koyulurlar. Yoksul köylülerle ve küçük zanaatkârlarla aşağı yukarı aynı durumda bulunan tezgâhtarlar, devrimci propagandaya oldukça açıktırlar. Mallarını bir sırığa geçirip geze geze de satsalar, yol boyunca tezgah da kursalar, işportacıların sermaye ve kazancı çok azdır. Geçinecek kadar para kazanamazlar. Durumları aşağı yukarı yoksul köylülerin durumuna benzer; tıpkı yoksul köylüler gibi, bunlar için de koşulların değişmesi ancak devrimle mümkündür.

Proletarya. Modern sanayi proletaryasının sayısı yaklaşık 2 milyondur. Sayıca fazla olmamasının nedeni, Çin’ in ekonomik bakımdan geri olmasıdır. Bu 2 milyon sanayi işçisi, esas olarak beş sanayi kolunda, yani demiryolu, madencilik, deniz ulaşımı, dokuma ve gemi yapımı kollarında çalışır. Bunların büyük bir bölümü yabancı kapitalistlerin işletmelerinde köleleştirilmiştir. Sayıca fazla olmamakla birlikte, sanayi proletaryası Çin’in yeni üretici güçlerini temsil eder, modern Çin’in en ilerici sınıfıdır ve devrimci hareketin önder gücü durumuna gelmiştir. Son dört yılın güçlü grevleri, sanayi proletaryasının Çin devrimindeki rolünün önemini gözler önüne sermiştir. Sözgelimi, denizcilerin grevleri,[12] demiryolu işçilerinin grevi,[13] Kaylan ve Ciaozo kömür madenlerindeki grevler,[14] Şamin grevi[15] ve [sayfa 25] 30 Mayıs Olayından sonra Şanghay ve Hongkong’daki genel grevler[16]. Sanayi işçilerinin bu durumda olmalarının birinci nedeni, birarada bulunmalarıdır. Halkın başka hiç bir kesimi böylesine yoğun bir biçimde birarada değildir. İkinci neden, ekonomik durumlarının kötülüğüdür. Her türlü üretim olanağından yoksun kılınmışlardır; ellerinden başka bir şeyleri kalmamıştır; asla zengin olma umutları yoktur; üstelik emperyalistler, savaşağaları ve burjuvazi tarafından en amansız bir biçimde ezilmektedirler. Özellikle iyi savaşçılar olmalarının nedeni budur. Şehirlerdeki hamallar da göz önüne alınması gereken bir güçtür. Bunların çoğu liman işçileri ve çekçekçilerdir; aralarında ayrıca lağım işçileri ve çöpçüler de vardır. Ellerinden başka hiç bir şeye sahip olmayan bu insanlar, ekonomik bakımdan sanayi işçilerine benzer bir durumdadırlar. Ama onlar kadar yoğun değildirler ve üretimde daha önemsiz bir rol oynarlar. Çin’de modern çiftçilik şimdilik çok sınırlıdır. Köy proletaryası derken, işgüçlerini yıllık, aylık ya da günlük olarak satan tarım işçilerini kastediyoruz. Ne toprağı, ne parası, ne de tarım aracı olan bu insanlar, ancak işgüçlerini satarak yaşayabilirler. Bütün işçiler arasında en uzun süre, en düşük ücretle ve en kötü koşullarda çalışan ve en az işgüvenliğine sahip olanlar bunlardır. Bunlar, köylerde en fazla ezilen insanlardır ve köylü hareketi içindeki yerleri, yoksul köylülerinki kadar önemlidir.

Bütün bunların dışında, topraklarını yitiren köylülerden ve iş bulamayan zanaatkarlardan oluşan, epey geniş bir lümpen-proletarya vardır. Yarınlarına en az güvenle bakanlar bunlardır. Ülkenin her yanında gizli dernekler kurmuşlardır. Aslında bu dernekler, başlangıçta siyasi ve ekonomik mücadele amacıyla kurulmuş yardımlaşma dernekleriydi; örneğin, Fucien ve Guangdung’daki Üçler Derneği, Hunan, Hubey, Guycov ve Sicuan’daki Kardeşlik Derneği, Anhuy, Henan ve Şandung’daki Büyük Kılıç Derneği, Çili[17] ve üç kuzeydoğu eyaletindeki Akılcı Hayat Derneği ve Şanghay ve daha başka yerlerdeki Yeşil Kuşak Derneği.[18] Çin’in çetin sorunlarından biri de, bu insanların nasıl [sayfa 26] ele alınacağı sorunudur. Gözüpek savaşçılar olmakla birlikte, yıkıcılığa yatkın olan bu insanlar, doğru bir rehberlik altında devrimci bir güce dönüşebilirler.

Özetlersek, düşmanlarımız, emperyalizmle işbirliği içinde olan herkes, yani savaşağaları, bürokratlar, komprador sınıf, büyük toprakağası sınıfı ve onlara bağlı aydınların gerici kesimidir. Devrimimizin önder gücü, sanayi proletaryasıdır. En yakın dostlarımız, bütün yarı-proletarya ve küçük burjuvazidir. Yalpalayan orta burjuvaziye gelince, sağ kanadı düşmanımız, sol kanadı da dostumuz durumuna gelebilir. Ama biz, her zaman tetikte olmalı ve saflarımız arasında karışıklık yaratmalarına izin vermemeliyiz.[sayfa 27]

Dipnotlar:

[1*] Mao Zedung yoldaş, bu yazıyı, o sırada Parti içinde ortaya çıkan iki sapmayla mücadele amacıyla kaleme aldı. Başını Cen Dusiu’nun çektiği, birinci sapmanın temsilcileri yalnızca Guomindang’la işbirliği yapılmasını savunuyor, köylüleri gözardı ediyorlardı; bu, sağ oportünizmdi. Başını Çang Guotao’nuıı çektiği, ikinci sapmanın temsilcileriyse, yalnızca işçi hareketini savunuyor, gene aynı şekilde köylüleri gözardı ediyorlardı; bu da, “sol” oportünizmdi. Her iki sapma da kendi güçlerinin yetersiz olduğunu farketmekle birlikte, nereden destek arayacaklarını ve sayıca en fazla müttefiki nereden bulacaklarını bilmiyorlardı. Mao Zedung yoldaş, köylülüğün, Çin proletaryasının en güçlü ve sayıca en büyük müttefiki olduğunu gösterdi ve böylece Çin devriminin baş müttefikinin kim olduğu sorununu çözdü. Ayrıca, milli burjuvazinin yalpalayan bir sımf olduğunu ve devrimin yükselişi sırasında, sağ kanadının emperyalistlerin safına geçmesiyle, bu sınıfın parçalanacağını daha o sırada söyledi. Mao Zedung’un bu görüşü 1927’deki olaylarla doğrulandı. 

[2*] Tu ve şeng, Çin ölçü birimleridir. Bir tu, on litredir. -Ç.N. 

[3*] Bu makale, o sıralarda köylülerin devrimci mücadelesine, gerek Parti içinden, gerekse Parti dışından yöneltilen sızlanma ve eleştirilere bir cevap olarak yazılmıştır. Mao Zedung yoldaş, bu eleştirileri cevaplandırmak amacıyla, otuz iki gün Hunan Eyaletinde kalarak bir araştırma yaptı ve bu raporu kaleme aldı, Cen Dusiu’nun başını çektiği, Parti içindeki sağ oportünistler, onun görüşlerim kabul etmeyerek, kendi yanlış fikirlerinde direndiler. Bunların başlıca hatası, Guomindang içindeki gerici eğilim karşısında korkuya kapılarak, başlamış ya da başlamakta olan büyük devrimci köylü mücadelelerini desteklemeye cesaret edememeleriydi. Bunlar, Guomindang’ı yatıştırmak amacıyla, devrimde proletaryanın temel müttefiki olan köylülüğü terketmeyi yeğlediler ve böylece işçi sınıfım ve Komünist Partisini tek başına ve desteksiz bıraktılar. İşte Guomindang, esas olarak Komünist Partisi içindeki bu zaaftan yararlanabildiği içindir ki, 1927 yazında devrime ihanet etmeye, “parti temizliğine” girişmeye ve halka karşı savaş açmaya cesaret edebilmiştir. 

[4*] Yuan; Çin para birimi. -Ç.N. 

[5*] Sent, o sıralarda, Çin’de kullanılan para birimlerinden biri. -Ç.N. 

[6*] Mu, Çin’de kullanılan bir toprak ölçüsü birimidir. Bir dönüm, bir buçuk mu’dur. -Ç.N. 

[7*] Macong, Çinlilere özgü ve 144 taşla oynanan bir çeşit dominodur. -Ç.N. 

[8*] Dan, Çin’de bir ağırlık birimidir. Bir “dan” 50 kilodur. -Ç.N. 

Açıklayıcı Notlar

[1] Başlangıçta komprador denilirken, yabancı bir ticari kuruluşta çalışan bir Çinli yönetici ya da Çinli bir yüksek memur kastediliyordu. Kompradorlar, yabancı ekonomik çıkarlara hizmet ederlerdi, emperyalizm ve yabancı sermayeyle yakın ilişkileri vardı. 

[2] Etatisler, o sıralar Çin Etatist Gençlik Birliğini kuran, bir avuç aşağılık faşist politikacıydı. Bu kuruluş daha sonra, Çin Gençlik Partisi adını aldı. Bunlar, Komünist Partisine ve Sovyetler Birliği’ne karşı çıkarak, kendilerine karşı-devrim saflarında mevki sağladılar, iktidardaki çeşitli gerici gruplardan ve emperyalistlerden para aldılar. 

[3] Milli burjuvazinin rolü konusunda daha fazla bilgi içi a bkz. “Çin Devrimi ve Çin Komünist Partisi”, İkinci Bölüm, Dördüncü Kısım, Mao Zedung, Seçme Eserler, Cilt II, Şubat 1976, Aydınlık Yayınları, s. 318. 

[4] Day Citao, gençliğinde Guomindang’a katıldı ve bir süre Çan Kayşek’le ortaklaşa borsa spekülasyonu yaptı. 1925’te Sun Yatsen’in ölümünden sonra, anti-komünist kışkırtmayla uğraştı ve Çan Kayşek’in 1927’deki karşı-devrimci darbesine ideolojik zemin hazırladı. Uzun yıllar Çan Kayşek’e karşı-devrimde hizmet(sayfa 27) etti. Çan Kayşek rejiminin çöküşü karşısında, umutsuzluğa kapılarak 1949 Şubatında intihar etti. 

[5] Cen Bao, kuzeyli savaşağalarının yönetimini destekleyen, Anayasal Hükümeti İnceleme Derneği adlı, siyasi grubun yayın organıydı. 

[6] Sun Yatsen 1923’te Çin Komünist Partisinin yardımıyla Guomindang’ı yeniden örgütlemeyi, Guomindang-komünist işbirliğini gerçekleştirmeyi ve Komünist Partisi üyelerini Guomindang’a kabul etmeyi kararlaştırdı. 1924 Ocağında Kanton’da Guomindang’ın 1. Milli Kongresini topladı ve bu Kongrede, Üç Büyük Siyaseti, yani Rusya’yla ittifak, Komünist Partisiyle işbirliği, işçilere ve köylülere yardım siyasetlerini ortaya koydu. Mao Zedung, Li Daçao, Lin Boçu, Çu Çiubay ve daha başka yoldaşlar bu Kongreye katıldılar ve Guomindang’ın devrim yolunu tutmasına yardımcı oldular. Bu yoldaşlardan bazıları, Guomindang Merkez Yürütme Kurulu üyeliğine, bazıları da yedek üyeliğe seçildi. 

[7] Mao Zedung yoldaş, mülk sahibi köylüler derken orta köylüleri kastetmektedir. 

[8] Mareşal Çao, Çin halk edebiyatının Zenginlik Tanrısı Çao Gungming’dir. 

[9] 30 Mayıs Hareketi, İngiliz polisinin 30 Mayıs 1925’te, Şanghay’da Çinlileri katletmesini protesto amacıyla, bütün ülkede girişilen anti-emperyalist bir hareketti. O ayın başlarında Çingdao ve Şanghay’daki Japon dokuma fabrikalarında önemli grevler patlak vermişti. Japon emperyalistleri ve onların uşakları kuzeyli savaşağaları, bu grevleri bastırmaya giriştiler. Şanghay’daki dokuma fabrikalarının sahibi olan Japonlar, 15 Mayıs günü Gu Çenghung adında bir işçiyi vurdular ve birçok işçiyi de yaraladılar. Çingdao’daki gerici hükümet, 28 Mayısta sekiz işçiyi öldürdü. 30 Mayısta Şanghay’da 2 bini aşkın öğrenci, işçileri desteklemek ve yabancılara tanınan ayrıcalıkların geri alınması için, yabancılara ayrıcalık tanınan yerlerde ajitasyon yaptılar. 10 binden fazla insan, İngiliz polis merkezinin önünde toplanarak “Kahrolsun emperyalizm!” ve “Çin halkı birleşin!” sloganlarını haykırdı. Emperyalist İngiliz polisi ateş açarak birçok öğrenciyi öldürdü ve yaraladı. Bu olay, 30 Mayıs Katliamı olarak bilinir. Olay çok geçmeden bütün ülkede öfke uyandırdı ve işçilerin, öğrencilerin ve tezgâhtarların her yerde başlattıkları gösteri ve grevler çok büyük çapta bir anti-emperyalist harekete dönüştü. 

[10] Mao Zedung yoldaş, “yarı-mülk sahibi köylülerin ezici çoğunluğu” derken, kısmen kendi topraklarında, kısmen de başkalarından kiraladıkları topraklarda çalışan yoksullaşmış köylülerden söz ediyor. 

[11] Eski Çin’de, tezgâhtarlar birkaç tabakaya ayrılırdı. Mao Zedung yoldaş, burada bu tabakaların sayıca en kalabalığına değiniyor. Tezgâhtarların bir de proleterlerle aynı maddi durumda bulunan aşağı tabakası vardı. 

[12] Denizcilerin grevleri, 1922 başlarında Hongkong’daki denizciler ve Yangze Irmağındaki buharlı gemilerin tayfalarınca düzenlendi. Hongkonglu denizciler sekiz hafta dayandı. Zorlu ve kanlı bir mücadeleden sonra, Hongkong’daki emperyalist İngiliz yetkililer, en sonunda ücretleri artırmak, Denizciler Birliği üzerindeki yasağı kaldırmak, tutuklu işçileri salıvermek ve şehitlerin ailelerine tazminat ödemek zorunda kaldılar. Kısa bir süre sonra, Yangze Irmağındaki buharlı gemilerin tayfaları da greve giderek mücadelelerini iki hafta sürdürdüler ve başarıya ulaştılar. 

[13] Çin Komünist Partisi, 1921’de kurulduktan hemen sonra demiryolu işçilerini örgütlemeye girişti. 1922-1923 yıllarında demiryollarının bütün ana hatlarında Partinin önderliğinde grevler gerçekleşti. Bunların en ünlüsü, Pekin-Hankov Demiryolunda 4 Şubat 1923’te başlayan genel grevdi. Birleşik bir sendika kurma özgürlüğü uğrunda verilen bir mücadeleydi bu. İngiliz emperyalizminin desteklediği kuzeyli savaşağaları Vu Peyfu ve Siao Yaonan, 7 Şubatta grevcileri katlettiler. Bu olay, 7 Şubat Katliamı olarak bilinir. 

[14] Kaylan Kömür Ocakları, Hebey Eyaletindeki büyük Kayping ve Luançov kömür yataklarına genel olarak verilen addı. O sıralar bu kömür ocaklarında 50 binden fazla işçi çalışıyordu. İngiliz emperyalistleri, 1900’deki Yi Ho Tuan Hareketi sırasında Kayping madenlerini ele geçirdiler. Bunun ardından Çinliler, Luançov Kömür Madencilik Şirketini kurdular ve bu şirket daha sonra, Kaylan Madencilik İşletmesine katıldı. Böylece iki maden yatağı da İngiliz emperyalizminin mutlak denetimi altına girdi. Kaylan grevi 1922 Ekiminde yapıldı. Henan Eyaletinde bulunan Ciaozo kömür madenleri de Çin’in başka bir ünlü kömür havzasıdır. Ciaozo grevi 1 Temmuz-9 Ağustos 1925 tarihleri arasında yapıldı. 

[15] Şamili, İngiliz emperyalizminin Kanton şehrindeki ayrıcalıklı bölgesiydi. Bu bölgeyi yöneten İngiliz emperyalistleri, 1924 Temmuzunda, bölgeye girip çıkan bütün Çinlilerin, fotoğraflı bir geçiş belgesi taşımalarını zorunlu kılan, yeni bir polis kararnamesi yayınladılar. Yabancılarsa bunun dışında tutuluyordu. Şa-min’indeki işçiler 15 Temmuz günü bu ayrımı protesto etmek amacıyla greve gittiler. Sonunda İngiliz emperyalistleri bu kararnameyi geri almak zorunda kaldılar. 

[16] Şanghay’daki 30 Mayıs Hareketinin ardından, 1 Haziran 1925’te Şanghay’da ve 19 Haziranda da Hongkong’da genel grevler patlak verdi. Şanghay’da 200 bini, Hongkong’daysa 250 bini aşkın işçi greve katıldı. Büyük Hongkong grevi bütün ülke halkının desteğiyle on altı ay dayandı. Dünya işçi hareketi tarihinin en uzun greviydi bu. 

[17] Çili, Hebey Eyaletinin eski adıydı.  [18] Üçler Derneği, Kardeşlik Derneği, Büyük Kılıç Derneği, Akılcı Hayat Derneği ve Yeşil Kuşak Derneği, halkın kurduğu ilkel gizli örgütlerdi. Üyeleri daha çok iflas etmiş köylülerden, işsiz zanaatkarlardan ve lümpen-proletaryadan oluşuyordu. Böyle unsurlar, feodal Çin’de, çoğu zaman bir din ya da boşinanç çevresinde biraraya gelerek, değişik adlar altında ataerkil örgütler kurarlardı; bunlardan bazıları silahlıydı. Lümpen-proleterler, bu örgütler aracılığıyla birbirlerine, toplumsal ve ekonomik bakımdan yardım etmeyi amaçlar ve kimi zaman da kendilerini ezen bürokratlara ve toprakağalarına karşı savaşırlardı. Böylesine geri örgütlerin, köylüler ve zanaatkârlar için bir çıkış yolu olamayacağı açıktı. Üstelik toprakağaları ve yerel zorbalar bu örgütleri kolayca denetim altına alabilir ve kullanabilirdi; bu nedenle ve körü körüne yıkıcılıkları yüzünden, bunlardan bazıları gerici birer güç olup çıktılar. 1927’deki karşı-devrimci darbe sırasında Çan Kayşek, emekçi halkın birliğini parçalamak ve devrimi yok etmek için onlardan yararlandı. Modern sanayi proletaryası ortaya çıkıp günden güne güçlendikçe, köylüler, işçi sınıfının önderliğinde adım adım yepyeni bir örgütlenmeye gittiler ve böylece bu ilkel, geri derneklerin varlık nedeni de ortadan kalkmış oldu. 

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
1 Yorum
  1. Barzan diyor

    Nihao Hasan.
    Howa?
    Heval siz gerilla sava§i kale§liktir diyip uzun bir sùre sustunuz.
    §imdi Mao hevalinden biz sosyolojik devrimci birle§enleri ve kar§itlarinin dersini veriyorsunuz.
    ùstelik gerilla sava§i vermi§ ve iktidar olmu§ çin kominist parti tarihi yazilari ilà.
    Emekli olunca proleter ya§amdan §ikayet ettiniz ama bizi fukara çin proleteryasi yapacaksiniz.
    çine ve Mao,ya gerek yok.
    PKK sana yetmezmi?
    ùstelik biz çinli deyiliz.
    Israil ulusal kurtulu§ sava§indan dersler verseydiniz daha makul ve makbul olurdu.
    Kitablikta Mao hevalinin secme yazilari ve be§ çildi var.
    ùstelikte okumu§um ve not almi§tim.
    Avrupadan edindigimiz demokrasi ve ozgùr ya§am kùltùrù ilà bir hafta Mao hevalin ilà ya§ami§ olsaydik ,ba§imiza kùllah gecirip Pekin sokaklarinda gezdirirdi.
    Dilerim Maocu kafanizda Kùrdi deva bulur.
    Selamlar.

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

fifteen + 12 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla