Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

DOKSANLI YILLAR ve Dr. SAİD…

Salih Aras/ Doksanlı yıllar zafer yılları olmalıydı!  Ne yazık ki, olamadı, yenilgi yılları oldu.  Faturası oldukça ağırdır.

1991 başlarında Kurdistan Halkı’na bir söz veriliyordu;  ‘2000 yılına doğru gezegenimizde küçük bir parça yerimiz olacaktır’   A4 kağıdı büyüklüğünde bir derginin 13. sayfasını doldurarak açıklamalar yapılıyordu. Sayfalar da A. Öcalan’ın dikkatli seçilmiş resimleriyle birlikte gerilla ve Halktan da resimler  serpiştirilmişti.

‘2000 yılına doğru’ demek; 1995’ den  itibaren en geç 1999 yılına kadar  demek, anlamı çıkarılır. 2000 yılına doğru Kurdistan ‘söz’ ü veriliyor. Kahvehanede iki kafadar sohbet etmiyor! Milyonlara varan bir kitle gücü, 15 bine varmış  gerilla, 40 bin milis gücü, Türkiye, Ortadoğu ve Dünyanın her tarafından  örgütsel faaliyetleri olan bir Parti’nin birinci derece sorumlusu konuşuyor ve   söz veriyor! 

Hani derler ya; ‘söz’ vermek, başka bir şeye benzemez!  Bunlar yutulacak,  affedilecek konular, hesaplar  değil. Neden böyle bir açıklama yapılıyor?  Gerçekten 2000 yılına doğru Kurdistan’ın  bağımsızlığa  kavuşması mümkün müydü? 

Mümkündü ama,  A. Öcalan samimi değildi.  A. Öcalan hiçbir dönem Kürtlerin kazanmasına uygun bir pozisyon almadı-alamadı. Öcalan’ın hayatı sürekli başka güçlerin kontrolünde olmuştur. Kendisi söylüyor, Ankara faaliyetlerinden PKK’nin kuruluşuna ve hemen Suriye’ye kaçışına kadar MİT’in kontrolündedir. Kendine göre, MİT’i kullandığını söylüyordu. Suriye’de 19 yılı aşkın bir süre kalıyor. Birkaç ay Rusya, Avrupa ve Afrika semalarında iltica edecek bir yer arıyor. Kimse kabul etmeyince yuvasına dönüyor. 22 yıldır da Türk Devleti’nin özel korumasında yaşıyor.

Esed Rejimi Rusya’nın aktif desteği ile yaşıyor. En zor dönemlerinde bile Kürtlere hiçbir doğal hakkını layık görmeyen,  Kürt-Kürdistan düşmanı  bu despotik yönetimin himayesinde (hem de en güçlü oldukları dönemler) Kürtler lehine nasıl bir faaliyet yürütebilir ki? A. Öcalan Kurdistan Ulusal Mücadelesinde samimi olsaydı, Şam’da on dokuz yıl kalamazdı! Şu an Kürtlerle Esed Rejimi arasında Qamışlo’da çatışmalar var…

Ve doksanlı yılların sonuna doğru, Kürtlere verdiği söz’ ün zamanı geldiğinde,  A. Öcalan Türkiye’ye dönmenin yolundaydı. Döndü, gezegende küçük ve oldukçada özel bir parça yeri de  oldu. En üst düzeyde korunuyor. Yani hep sömürgeci güçlerin korumasında olan,  A. Öcalan’la Kürtler sadece kaybeder. Doksanlı yıllar böyle kaybedildi. Yetmedi yirmi iki yıldır da , İmralı dönemi ile Kürtler kaybetmeye devam ediyor.

Bir yandan savaş üzerine yoğunlaşmış savaşçı güçler, diğer tarafta, savaş meydanlarından  yüzlerce km uzaklık da Baas Rejiminin  günlük kontrolünde olan A. Öcalan, savaşı uzaktan kumandayla yönetiyor!

Bu yönetme  biçimi kazanmayı değil, kaybettirmeyi amaçlıyor. Ama savaşçı güçler bunun farkında değil.  Fark edenler-edebilecekler en kısa sürede ‘ajan-hain’ iftiralarıyla katlediliyorlar.

1992-93 yılları çok önemlidir. Türk Askeri yetkililerin eş ve çocuklarını Kürdistan’dan Türkiye’ye gönderdikleri yıllardır. Kendilerini güvende hissetmiyorlar. Her an kaybetme korkuları var. Gün batmadan askerler kışlalarına çekiliyorlar. ‘Ver kurtul’ hesapları yapılıyordu! Psikolojik ve askeri  üstünlük Gerilladaydı. Açık ve yoğun bir halk desteği sağlanmıştı.  Ama A. Öcalan ve grubunun PKK üzerindeki oyunları gelişim sürecini engelledi. 

1992 Nevroz’u sonrası A. Öcalan’ın bir kaset konuşması var;  ‘Bir talihsizlik sonucu 1500 kişilik Gerilla gücümüz  alana ulaşamadı’! Alan; Şırnak ve Cizre’dir. Bölge Halkına deniliyor ki; Newroz Kutlamaları sonrası alanlar terk edilmeyecek, Gerilla gelecek ayaklanma olacak. Halk direniyor ama beklenen Gerilla gelmiyor. ‘Talihsizlik’ olmuş!!!  A. Öcalan’ın kurduğu oyun başarılı oluyor, çevre bölgelere-illere de etkisi oluyor, yoğun baskı ve tutuklamalar başlıyor.  Psikolojik üstünlük Askerlerin eline geçiyor. ‘ver kurtul, vur kurtul’ a dönüşüyor.

Süleyman Demirel’in bu döneme ilişkin bir konuşmasında; ‘Gece uyuyamadım, Şırnak düştü-düşecek’  ve Turgut Özal’ı eleştiriyordu; ‘ Küçücük bir İlçe neden il yapıldı’?  Düşmesi durumunda, Dünya bir il olarak algılayacak ve etkisi olacak. 

1992-93 yılları Kürtlerin kendi Ulusal Davalarında çok duyarlı oldukları yıllardır. 1988 Halepçe Katliamı,  1991 Körfez Savaşı, Sovyetlerin dağılması, G. Kurdistan’ ın uçuşa yasak bölge ilan edilmesi ve ayaklanmalar Şehirlerin ele geçirilmesi, Kuzey Kurdistan’ı da çok etkiledi, Gerillaya katılımlar yoğunlaştı. Küçük gruplar büyük birliklere dönüştü, Gerilla sayısı 15 bine vardı, 40 bin milis.

Ayaklanma ve çokça dillendirilen Stratejik Saldırı dönemi artık gelmişti. Gerilla Savaşını yöneten Komutanlar bunun farkında.  1993’de Diyarbakır’da günlerce süren bir toplantı da, Gerilla Komutanları il ve ilçelerde toplu ayaklanma planları üzerine yoğunlaşırlar. Kararı A. Öcalan’a bildirirler A. Öcalan kabul etmez.  

‘1993 yılında Diyarbakır bölgesinde Dr. Süleyman, Şemdin Sakık, Deza,  Ceko, Hayyam, Nasır ve çok sayıda gerilla komutanının katıldığı toplantılarda günlerce toplu ayaklanma konusu tartışılmıştı.’ Dr. Said  Dağların Kilidini Kaybettik  sayfa 397  Selim  Çürükkaya .

Peki büyük gerilla grupları nasıl korunacak, nasıl barınacak? Savaşın doğal seyrine neden müdahale? Bu durumda doğru yol , il ve ilçelerin ele geçirilmesidir. Bölge ve Dünya  koşulları oldukça uygun.  A. Öcalan ve grubunun müdahalesi ile fırsatlar imhaya  dönüşüyor.

‘1993-1994’te 8 bin küsur terörist öldürüldü’ (Hasan Cemal Kürtler sayfa 268) Hasan Kundakçı ve diğer askeri yetkililerle yapılan konuşmalardan..

Gerilla birliklerinin bu denli büyütülüp, grup aşaması tarzıyla hareket ettirilmesi, sadece imha edilme planıdır.

Devam edecek 25.04.2021

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

fifteen + 20 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla