Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Dost, Düşman, Kardeşlik Ve Amaç (2)

Salih Aras/ 1982 yazında bir İsrail Lübnan savaşı oldu. Bu savaş da PKK, ‘enternasyonalist dayanışma ‘ ve kardeşlik sevdasına Filistin ve Lübnanlılardan yana tavır aldı. Onlarca seçkin kadrosunu en ön cephelere yerleştirdi. İsraillin ilk saldırılarında bunlar hedef oldu. 12 arkadaş hayatını kaybetti. 18 arkadaş esir düştü. PKK saflarındayken, esir düşen iki arkadaşı tanıma olanağım oldu.

Yeterince dinledim ve sorular sordum. Daha önce yazmıştım; Komutan Şiyar’ dan da (Kazım Kulu) olayın ayrıntılarını çok dinlemiştim. Burada ki sorun Biz kimiz? Ne için, kim için, neye karşı savaşıyoruz? Amacımız ne? Esir arkadaşlar soruşturmaya alınıyor: hiçbir hakaret ve işkence yok, sadece dostça uyarılar var; ‘biz Kürtlerin dostuyuz, düşmanlarınız Araplar, Türkler ve Farslardır’. MİT devre de, esir PKK’ lileri istiyor! İsrail Yönetimi Türklerin istemini kabul etmiyor.

Ve arkadaşlara ‘nereye gitmek istiyorsunuz? Sizi oraya gönderelim.’ Arkadaşlar ‘Yunanistan diyor’ ve bir uçakla Yunanistan’ a gönderiliyorlar. Şimdi bu dostluk mu, düşmanlık mı? Kendine Kürt diyenin vicdanına! Acaba İsrail safların da savaşan bir Kürt Arap, Fars yada Türkler tarafından esir alınırsa ne olur? Düşünülmesi bile ürkütücü. PKK ’li esirlere yönelik insanca tutumundan ve Onları T. C’ye teslim etmedikleri için, çok geç de olsa, bir Kürt olarak İsrail Devlet’ine ve Halkına teşekkür ediyorum.

Ayrıca Onları sorunsuz bir şekilde kabul eden, Yunanistan Devletin’ e ve Halkına (bize hep yürekleri açık oldu) sonsuz teşekkürler. Biz yaşadığımız coğrafyanın en eski sahibi, ya da en azından sahiplerindeniz. Bu coğrafya, Kafkasya’ dan Akdeniz’e, Koçgiri’ den Basra Körfezine kadar olan bir alandır. Bizim ortaklarımız var; bu coğrafyanın yerli Hırıstiyan (Asuriler, Ermeniler, Keldaniler, Süryaniler) Halkları. Onlarla biriz, kültür, tarih, toprak ortaklığımız var.

Bu bölgede İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti, kıyamet gününe kadar Bizim değişmez kardeşlerimizdir. Detaylara fazla girmeyeceğim. Nedenleri ve niçin leriyle her Kürt bunun bilincindedir. Bu kardeşlik iyi işlemiyorsa, sorun Bizdedir! Kardeşlerimize net olalım ki, faydasını görelim… Bulgaristan’la Kürtler arasında çok samimi kardeşlik ilişkilerinin gelişme koşulları hep var. Ne yazık aynı şeyleri Ermenistan için söylemek çok zor. Tarih boyunca binlerce yıl iç-içe yaşamış, köyleri ve şehirleri karışık, sınırlarını belirlemek bile oldukça zor.

Tarihe baktığımız da, Kürt ve Ermeni halklarının tek devlet olması gerekiyordu. Mevcut gerçeklikleri buna çok uygundu. Ama her iki halk da, başkaları tarafından kullanıldı ve aynı zaman da birbirlerine karşı kullanıldılar. Halende anlaşılmış değil. Herkes kendine göre çok haklı! Ermeni Kürt ilişkilerin de haklı yok! Sadece saflık ve utanılacak şeyler var. Ailemi çok yakından ilgilendirmesine rağmen bu konuya girmek istemiyorum. Umarım, iki taraf da duyarlı davranır ve bu ayıp biter. Ermenistan’ın Kızıl Kurdistan’ a yönelik katliamları en çok Türk ve Azerileri memnun etti.

Kardeşlik karşılıklı sevgi ve hoşgörü ile olmalı. Bitmeyen kin ve nefret, hiçbir tarafa bir şey kazandırmaz. Bu sorun içimizdeki Ermenilerle alakalı değil. İçimizdeki Ermenilerle biriz, aynıyız. Güney ve Güney Batı Kurdistan’ ki mevcut durum, Kürtlerin genel anlam da Ermenilere olan samimiyetidir. Din kardeşliğinin, bütün dinlerde bir karşılığı yoktur. Yüzyıl önce yapılan Ermeni Katliamı, Din kardeşliğinin nasıl bir oyun olduğunu gösteriyor. Birinci Dünya Savaşı (1914- 18) koşullarında süper güçler; Din’ en Hıristiyan olan ülkeler-devletlerdir.

İngiltere, Fransa, Almanya, Çarlık Rusya’sı-Sovyetler Birliği, o dönemin en etkin güçleridirler. Hele İngiliz ve Fransızlar en güçlü dönemlerini yaşıyorlardı. Ve bu dönemde insanlık tarihinin en vahşi katliamı oldu. Katliama uğrayan Hıristiyan olan Ermenilerdi. Bütün güçlü Devletler de Hıristiyan’dı!!! Bu güçlerde tek biri Osmanlıları (Türkleri) uyarmış olsaydı, bu katliam olmayacaktı. Ama kendi aralarındaki çıkar çelişkilerinden dolayı, katliam onaylandı.

Alman Devletinin Ermeni Katliamı’ ndan dolayı özür dilemesi, bu nedenledir. Yani Din kardeşliği gerçek olsaydı, Ermeni Katliamı olmayacaktı. Yine Din kardeşliği doğru olsaydı, İslamiyet’in çıkışından günümüze bir türlü bitmeyen Kerbela savaşı-savaşları olmayacaktı. Din kardeşliği doğru olsaydı, Arap ülkelerinde Osmanlı katliamlarının olmaması gerekiyordu. Din kardeşliği doğru olsaydı, Türklerin, Farsları ve Arapların Kürt Halkına yönelik katliamlarının olmaması gerekiyordu. Yani Din kardeşliği üzeri çizilmesi gereken koca bir yalan ve aldatmadır. İnanın ki, kim Bize Din Kardeşi diyorsa bilin ki, en büyük düşmanımız O’dur. Bir de Halkların kardeşliği var; bu kardeşlik türü, Din kardeşliği gibi uzun ömürlü olamadı.

Bir yüzyıllık etkisi olsa da, erkenden bir oyun olduğu anlaşıldı. Avrupa ve Dünya’da miadını çoktan doldurdu. Ama Kürtlerin başına bela olmuş, Halklar sevdası. İşte Sakarya ve her gün benzeri yaşanan onlarca olay. Nerde Halkların Kardeşliği? Hangi Halklar nerde ve nasıl yaşadı bu kardeşliği? Kürtlere bunu dayatan KCK-PKK yöneticileri, neden Türk, Arap (Suriye-Irak) ve Fars Halklarından uzak duruyorlar. Kardeşlik içi-içe olur. Türkiye’de Türkler, Türk Halkıdır (ya da kendine Türk diyenler) bu halkın neferleri her gün onlarca alan da savunmasız sivil Kürtlere saldırıyorlar, hayatını kaybedenler, yaralananlar oluyor, haksızlığa uğrayanların sayısını bilende yok. T. C’nin Türk usulü Başkanlık sistemi ve O’na bağlı güvenlik birimleri saldırganları koruyor destekliyor.

Sistemin siyasi temsilcileri de, bu tür olayların ‘yalan , uydurma’ olduğunu söylüyor. Suçlu, yalnız, kimsesiz ve çaresiz saldırıya uğrayan Kürt-Kürtler oluyor. Sormak gerekiyor, bir değil, bin değil, nerde kardeşler ve kardeşlik??? Nerde Kürtlerin oylarıyla seçilmiş, onlarca Türk- solcu milletvekili kardeşkardeşler!! Bunun keskin savunuculuğunu da, bütün gücünü Kürtlerden alan, ve O gücü Kurdistan ve bütün Dünya’da Kürtlere karşı kullanan KCK-PKK denen bir tuzaktır..

Bu tuzak Din kardeşliği kadar tehlikelidir. Bu yapılanma tümüyle, 1990 yıllarla birlik de, dört sömürgeci devletin çıkarlarını koruma görevini üstlenmiş. Özellikle Kuzey Kürtleri bu gerçeği anlamak istemiyor. Bu anlaşılmadığı sürece, tüm Kürtler çok daha acılar çekmeye mahkumlar. Dostumuzda, düşmanımız da amacımız da net ve anlaşılır olmalı. Yoksa iyi yüzyılı aşkın bir süredir, Kürtler Hakları için savaşıyor ve çok ağır bedeller ödeniyor. Kalıcı bir kazanımdan hala bahsetmek mümkün değil. Böyle devam ederse, G. Kurdistan’ da ki kazanımlar bile risk altındadır. Hala pratik de iki başlı yönetim var.

Devam edecek,

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
1 Yorum
  1. Simko Engizek diyor

    Her tişt be guman rast.

    Silav u rez Niştimanperwer mezin Ape Salih

    Aklıma hep Batmanlı dostum gelir:

    30 yıl evvel Almanya’da Üniversite okurken, kardeş ve arkadaşlar ile Milli Görüş Camiisine giderlerdi.
    Hoca’da durmadan Ümmet ve Kafatas Milliyetçiliği kasıtlı karıştırdı.Yani İslam dini ve Türk olmak.Hep aynı kaset.
    Benim dostumun ve arkadaşlarının o sahtekar Hocanın dümeni artık biraz gücüne gidiyordu.Hoca sabah akşam Türk ve İslam dini anlatıyordu.Türk olmasa, İslam dini de imkansız.

    Hocayı kenara çektiler.

    Dediler:

    Ya Hoca,iyi hoş.Anlatıyorsun, dinliyoruz.Biz köyden yarın gelmedik.İslam dininde Ümmet var, Milliyetçilik haram.Madem anlatıyorsun.O zaman biz Kürdüz,bizden cemaat içinde bahs etsene.
    Madem kardeş ve ümmetiz.Ne diyorsun?”

    Hoca’nın yezid gözleri fal taşı gibi açıldı.

    Cevapı sadece bir sual’di.

    Siz Komünist misiniz???”

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

18 − four =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla