Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Dost, Düşman, Kardeşlik ve amaç (3)

Salih Aras/ Türklük bir hastalıktır. Türklüğü hiçbir bilim ve ilimle açıklamak mümkün değildir. Tek ilacı var; karşı şiddettir. (Bu nasıl olur? Farklı bir eğitim ve hazırlama!) Var olma nedeni, şiddete dayalıdır. Bu topraklara geldiklerinden beri yaptıkları, yakıpyıkma ve talandır.

Balkanlar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Halkları bu zulüm ve şiddetten çok çektiler. 1. Dünya Savaşı yılların da, katledilenler katledildi, kurtulanlar da kurtuldular. Biz kaldık, sınırsız şiddet ve zulümle baş başa.

Dünya ile problemli ve uyum sorunu olan, bu Devlet, kendi eğitim sistemiyle, milletini de kendine benzetmiş. Tek bir tanesi Dünya’ya bedelmiş !!!

Bu mantıkla yetişen nesiller, hasta ve saldırgan oluyorlar. Hedef hep Kürtler oluyor. Çokça bahsettikleri, Selçuklu ve Osmanlı yönetimlerinden, katbekat berbatlar.

AKP Yönetimi, Kürtlerin, Türklerle birlikte yaşama koşullarını yok etti. AKP’ de Osmanlı ve Selçuklu sevdası olsa da, pratik olarak (söylemler de farklı bir dil kullanıyorlar) Kemalizm’le aynıdır.

Tek tiptir, diğerine tahammülü yok ve fiziki olarak yok etmek istiyor. AKP üç parçada Kürtlerle savaş halindedir. Her fırsat anını da değerlendiriliyor. Çocuk kadın, yaşlı-genç, sivil ya da silahlı ayrımı yapmadan, her Kürt, ilk fırsatta öldürülmeli. Bu durum pratik olarak işliyor.

Doğu Kurdistan’da bunu yapamıyor. İran, Kürtleri sevdiğinden, koruduğundan değil, resmi topraklarında, hava semalarında Türk silahlı güçlerine izin vermez. Yani kendi ulusal gururu için. Türkiye, İran’dan çekinir. Bir PKK bahanesi, İran için hiç geçerli olmadı. Onlarca yıldır, KCK-PKK, Qandil denilen yönetimle, bölgede ve Dünya’da hiç kimsenin İran kadar ilişkisi yoktur.

T. C ve MİT’i bunu bilmiyor mu? Bu ilişkiyi sorun yapma cesaretini gösteremiyor. Çünkü İran, Suriye ya da Irak değil. Türkiye’de Kürtler, T. C’ nin resmi güvenlik güçleri dışında, birde ‘sivil’ Türklerin açık hedefi durumundadırlar.

Tek bir gün yok ki, Kürtler saldırıya uğramasın.

Nasıl bir şey?

AKP mensupları herkesten çok, 12 Eylül Faşizmi’ ni lanetliyor. Siz varlığınızı Kemalist Irkçı Ordu’ya borçlusunuz. Siz Kemalizmin, İslamist yanısınız. Siz’e yol, Kenan Evren’ in Konya konuşmasıyla pratik olarak açıldı. Sınırsız imkan ve olanaklar sunuldu. Nasıl olur da 12 Eylül karşıtı olursunuz?

AKP, 12 Eylül Faşizmi’nin devamıdır. Faşizmi daha da çeşitlendirip geliştirdi. T. C’nin resmi güvenlik güçlerine, sivilleri de ekledi. Ve en üst düzeyde, bunlara sonsuz güvence verildi.

Canı sıkılan, silahını çekip Kürde sıkabiliyor. 12 Eylül Faşizminde sivil bir Türkün, Kürdü öldürme hakkı yoktu. AKP Faşizminde var. Kürde saldıran her Türk, bu eylemini Devlet korumasın da yapıyor. Rahatlık buradan geliyor.

Yaptığı eylemle Devlet’i memnun ettiğinin bilincindedir. Satın alınmış, düşürülmüş, onlarca farklı etnik gruplardan oluşan Türk toplumu, Devlet’ ten öcü gibi korkar.

Devlet’in istemediği, bir eylemin hayalini bile kuramaz. Sivil savunmasız Kürtlere yapılan saldırıların birinci derece sorumlusu, Devlet ve Hükümet’tir.

Düşman çok zalimdir, bunu görmeme, anlamama ve bu konuda yeterince bilince sahip olmama, çok daha fazla can kaybına neden olmaktadır. Son yaşanan olaylara bakıldığında, Türk’e güven var. Örneğin; Edirne’de askerlik yapan Doğan Çetin, ‘arkadaşlarına’ Kürtçe eğitimden bahsediyor. Sonuç; saldırıya uğruyor, ömür boyu sağlık problemleri olacak kadar darbeler alıyor, kemikleri kırılıyor. Oradan sağ çıkıp-çıkmayacağı da belli değildir.

Birde suçlanıyor ve saldırganlar korunuyor. Düşman budur ve böyle kabul etmek gerekiyor. Her Türk (istisnalar hariç) gönüllü bir Devlet elemanıdır. Eğitilme çok önemlidir.

Kim dost, kim düşman?

Kürt aileler ve Kürt siyasetinin bu konularda ki eğitimi yeterli değil. Daha çocuk yaşlarda eğitim amaçlı uyarılar yapılmalı. Düşmanındır, sana zarar verebilir, kendini böyle korumalısın vb. vb. Çok basit, düşmana güvenmeme , inanmama da bir korunma biçimidir. Güvenme inanma, tuzaklara neden olabiliyor. Kürt genci Doğan Çetin, Türk askerlerine samimi davranıyor-güveniyor ve rahatça düşüncelerini açıklıyor.

Sonuç; ölmedi ama, yaşayabilirse, sürünerek (sağlığı bozuldu) yaşayacak. Batman ve Van’da yaşanan Kürt bayanların ölümünde de, karşı tarafa (Türk’e) bir güven var!

Düşman olarak görmüyor. O sana düşman, Devlet son yılarda, her Türk’ünü, Kürde karşı azılı bir düşman olarak eğitti ve olanak sunuyor. Kürde karşı işlenen suçlara, ceza değil, ödül veriliyor. Gizlilik esastır, hele Türklerle iç-içe yaşayan Kürtler için, hayatı derece de önemlidir.

Arkadaştır, komşudur, solcudur ya da din kardeşimizdir, diyerek, kimse kendisini aldatmasın. Apocuların 30 yıldır devam eden, legalizm oyunu, Kürtleri çok savunmasız duruma düşürdü. Parti, dernek, belediye, gazete, dergi, müzik, spor vs. vs. herkes bir yerlerle ilişkilendirildi.

Tabi ki, Devlet’in kendilerine verdikleri bir güvence varmış gibi, üye listelerini de ilgili devlet kurumlarına sunuyorlar. Sonra da Kurdistan Davası’nda samimi olanlar tespit ediliyor. Ya yok ediliyor, ya da içeriye. Suç; ‘bölücü KCK-PKK terör örgütüne üye olmak’. T. C ne kadar düşmanınız ise, KCK-PKK ve İmralı’ da, o kadar düşmanınızdır.

KCK-PKK ve İmralı pişiriyor, T. C’de yiyiyor.. Bu ortaklık-birliktelik şu an Güney Kurdistan’ da devam ediyor. Qandil’ de ki KCK Yönetimi; T. C’nin en derin kurumudur.

Sonuç olarak; Türk, Fars, Irak ve Suriye Araplarını düşman görme ve o yönlü tedbirler alma, bir korunma biçimidir. İyi niyet ve güvenme ise tuzaklara neden olur.

Kürde karşı sevgi yok, nefret var. Sorumluları ilgili devletlerdir. Kürt siyaseti bu konuda duyarlı (yeterince) olamadı. Aileler daha küçük yaşlarda, çocuklarını (kendilerini daha iyi korumaları için) hazırlayabilir. Düşmandır sana zarar verebilir!!

Bu iki kelime bile, bir çok cinayeti engelleyebilir. Sonuç olarak, Dost-Düşman konularında net olmak, bir zorunluluktur. Bizi koruyan bir devlet yok. Bunun için nihai amacımız Bağımsız bir Vatan, bir Devlet, ancak güvencemiz böyle olur. Ne federal, ne özerk yönetim biçimleri, Kürtleri koruyamaz, biri gelir tekmeler. Bu coğrafya böyledir. Devleti olmayan 50 milyonluk Kürt, sadece bu coğrafya da kurbanlıktır. Kürtlerin birliği tek güvenceleridir.

Birlik sevgi üzerin de olur. Kürt sen, Kürdi seveceksin. Sömürgecilere sevdalanmakla, Onların toprak bütünlüğünü savunmakla, sadece Kürtlere düşmanlık yapılır. Hele Bağımsız bir Devlet hakkını kabul etmeme, düşmanlıktan da ötedir. Bunu yapanlar bellidir.

(KCK-PKK ve YNK’ in ihanetçi kliği) Bunlarla Kürt Birliği olmaz. Sadece savaşılır. Bir devlete sahip olmak ve O’nun korumasında yaşamak, en büyük özgürlüktür. Biz Kürtler için esas olan bu amaçtır. Diğer sorunlar talidir. Bizim için acil olan can güvenliğidir. Kürt Halkı kendi siyasetine baskı kurmalı. Ama nasıl? Çok ciddi zorluklar var! Halktan baskı gelmezse Kürt Siyasetinin değişeceği yok! Herkes destek verdiği, Siyasi güçleri eleştirmeyi bilmeli. Parti ve Liderler kutsal değil. Araç olarak yola çıktılar. Kutsal olan amaçtır. Oraya vardığımız da Devletimiz olacak, onurlu ve özgür yaşayacağız.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

twenty − fifteen =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla