Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Eksene Kaymak

Selim Çürükkaya / Muhsin Kızılkaya’yı tarafsız, biraz da objektif bir Kürt bilirdik.
Sanatla edebiyatla, dille uğraşan, insan haklarına önem veren, Kürt sorununun kansız, şiddetsiz çözümünü isteyen, vicdanı olan bir aydın olarak tanırdık.

Kimi onu „Beyaz Kürt“ olarak tanımladı. Kimi „İstanbul Kürdü“ dedi. Ama Muhsin’in kendisi, zamanla aydın koltuğunu terk etti, dil ile yazarlıkla, insan haklarıyla ilgilenme konularını arka plana attı.

Direkt siyasetin içine girdi.  PKK yi ve pratiğini en iyi bilenlerde biriydi. „Kara“ olduğuna inandığı PKK den uzaklaştıkça „Ak“ olarak bildiği partiye yanaştı.

„Ak“ partinin penceresinden dünyaya bakınca, O da herşeyi „kara“ olarak görmeye başladı.

Dün „Nerina Azad“ sitesinde yayınlanan bir haberde görüşlerini okuyunca, hayretler içinde kaldım. Hem kendisinin hem de „Nerina azad“ daki eksen kaymasına şaşırdım.

İnsan kayar da bu kadar kaymaz yani!
Ortalık  „ap ak“ olunca, insanlar kendilerini Uludağ‘da sanınca, “biz de bir kayalım” demişler hani!

Bakın sevgili Muhsin neler demiş ve “Nerina azad”  bu neleri, ballandıra ballandıra nasıl yayınlamış:
Sevgili Muhsin Kızılkaya demiş ki; „Türkiye devleti şuan Kürtlerle savaşmıyor.“

Daha geçen yıl 7 Kürt kenti yerle bir edilmedi mi?

1 milyona yakın Kürt evsiz bırkılmadı mı?

Burada, bu hendek olayında Pkk’nin rolünü sömürgeci güçlerden bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir.

Yalnız bugün değil 90 yıldır Türk devleti kiminle savaşıyor?

Öneğin 1919 – 20 yıllarında Koçgiri‘de kimlerle savaştı?
Devletin resmi tezlerine göre şaki ve eşkıya ile, ama şaki ve eşkıyaların hepsi Kürt’tü!
1925 -1933 yılları arasında Genç‘ te, Palu’da, Hınıs’ta, Diyarbakır’da, Elazığ’da kimlerle savaştı bu devlet?Resmi görüşe göre irtica, şeriatı geri getirmek isteyen şaki ve sergedelerle?
Kimlerdi bu şakiler ve sergedeler?
Tek cevabı var: Kürtler.

1927 den 1950 lere kadar, Batman, Sasun Hakkari Ve Ağrı alanında kimlerle savaştı bu devlet?

Kürtlerle.

1938 de Dersim’de, Erzincan‘ da, kimlerle savaştı bu devlet?
Alevi, dinsiz Kürtler ve eşkiyalarla!

Eşimin babası, 1938 Dersim katliamı döneminde beş yaşında idi. Seksenine merdiven dayamış, diyordu ki; „Ben beş yaşımdayken Desim‘de savaş vardı, seksen yaşıma girdim hala devam ediyor, bir türlü bitmiyor.“

Türk devleti bütün orta doğuda Kürtlere karşı doksan yıldır savaş halindedir. Buna göre şekillenmiş bir devlet söz konusudur.

90 yıldır kurulan Türk ordusu, bir Kore, bir de Kıbrıs’a asker yollamıştır, bunun dışında hep Kürtlerle savaşmış ve savaşmaya devam etmiştir.

Sevgili Muhsin Kızılkaya ise „ak kalelerin“ penceresinden baktığından bu gerçekleri artık göremiyor!
Yazık!
O „eşkiya,“ „sergede,“ bölücü“ „terörist,“ irticacı,“ şaki“ leri sayıklıyor.
Ve diyor ki:
„ Kürtler evlerindeler, düğünlerini yapıyor, bayramlarını kutluyor, ramazan oruçlarını tutuyor“
Vay, vay, vay!
Yani Kürtler evlerinde olduklarına şükretmelidirler, demeye getiriyor.. Hepsinin evleri başlarına yıkılıp mağaralarda yaşamaya mahküm edilselerdi  ne olacaktı? der gibidir!
„Düğün yapıyorlar, bayram kutluyorlar“ bir de üstelik „oruç ta tutabiliyorlar.!“
Sevgili Muhsin, Tükler’in biz Kürtlere tanıdığı hakları sıralamayı unutmuş gibime geliyor:

Biz Kürtler Allaha şükür, nefes alıyoruz, tuvalete çıkabiliyoruz, ekmek yiyiyoruz, yağmurda ıslanıyor, güneşte kendimizi kurutuyoruz!
Vizon teledeki gibi ağacımız var, dalı var, dalın yaprağı da var!
Daha Allahtan ne istiyoruz?

Sevgili Muhsin dayanamıyor, cümlelerini döktürüyor:

„Ve tüm Türkler nasıl yaşıyorsa onlar da öyle yaşıyor.“ diyor.

Karşılaştıralım, Cizre‘liler ile Giresun’lular şu anda aynı şeyleri mi yaşıyorlar?                                                                                        Giresun 2016
Bir Cizre‘nin birde Giresun’un resimlerine bakalım: 

Birde Marmaris ile Şırnak’ı karşılaştıralım:                  Cizre 2016

Marmaris 2016

Şırnak 2016

Ve devam ediyor, cümleleri:

„Türklerle Kürtler birbirini boğazlamaya girişmemiş, birbirlerini öldürmüyorlar.“

Peki birbirlerini öldüren, boğazlayan, bombalayan, yakanlar  kimlerdir?
Hani ne oldu senin doğduğun kasaba Yüksekova’ ya?
Kim onu haritadan sildi?
Binalarını kim yerle bir etti?
„Eşkiyalar yüzünden“ diyen sesini duyar gibiyim!
Peki biz Kürtlerden neden bu kadar çok eşkiya çıkar desem, yanıtın: „dağların çokluğundandır“ mı olacak?
Ama ben sana derim ki,
Kimliğimiz resmen inkar edildiği müddetçe, dilimiz eğitim dili olmadığı müddetçe, ülkemiz yok sayıldığı müddetçe ve bize kölelik dayatıldığı müddetçe, dağlarımızda “eşkıyalarımız” eksilmez!
Savaşlarımız da bitmez.!
Sizler „Ak“tan bakıp herşeyi “kara”, “kara delik”lerinden dünyaya bakanlar ise, zaten her şeyi “siyah” görür ve bu kavga kıyamete kadar bizi süründürür!

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

20 − ten =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla