Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Evliya Çelebi’nin Kaleminden DAİŞ Eylemleri

 

Ömer ÖZMEN //Ermeni, Yahudi ve Kürt katliamları, 20. yüzyılın yüz karasıydı. 21. Yüzyılın yüz karası ise, kısa bir sürede kurulup modern silahlara ve büyük finans gücüne kavuşturulan DAİŞ barbar örgütünün, yine Kürdistanda işlediği katliamlardır..
Kuşku yok ki, bu vandalist örgüt, Kürt halkına düşman devletlerin ortak opersyonu ile kuruldu ve güçlendirildi.
Hiçbir insani değer ve ölçü tanımıyan, yeryüzünde hiç bir din ve mezhebin ön görmediği eylemleri gerçekleştiren DAİş vandalistleri, hiç kuşku yok ki islam motiflleri kullanan bir örgüttür. Kuruluş gerekçesini İslami argumanlara dayandırdı.
İnsanlığın vijdanını inciten DAİŞ ın vandalist eylemleri, tüm dunyayı ayağa kaldırırken,islam ülkelerinde hiç bir karşı tepkiye yol açmadı.
Hatta, yapılan bir araştırmada, Türkiye de nüfüsün yüzde 14 nin DAİŞ vandalist örgütüne sempati duyduğu ortaya çıktı.
Bu da yaklaşık 11 milyon insan demektir.
Peki, islam ülkelerinde bunca sessizliğe ve desteğe rağmen,kullanılan tüm islami sloganlara rağmen gerçekten DAİŞ teör örgütü islami bir örgüt müydü?
Temellerini, 1500 yıl önce ortaya çıkan İslam dininden mi alıyordu?
Gerçekten, DAİŞ terör örgütü, 1850 yılında Muhammed Bin i Abdulvahab ın ortaya attığı dar ul harp gereği mi tüm dunyaya savaş açıyordu?
DAİŞ, eylem pratiğinn ilhamınıi, İslam dini ve onun temel kitabı olan Kur an dan mı almıştı?
Bu sorular, çoğu batılı oryantalistlere, Türk solcularına ve kemalistlerine, ve anti-islam bir perspektifte eğitilen Kürt solcularına sorulduğunda, hiç sorgulanmadan “evet” cevabı alınacaktır.
DAİŞ vandalist eylemlerinin tarihsel arka planıi araştırılmadan, Kürt milletini boyunduruk altına alan bölge sömürgeci devletlerinin sinsi plan ve projeleri üzerinde kafa yorulmadan kısa yoldan DAİŞ örgütünden direkt İslam dinini sorumlu tutmak ne denli gerçekçi olabiliyor ?
Daiş in islami bir referansla yola çıktığını düşünenler, husumetlerini ise temelleri yaklaşık 1400 yıl önce ortaya atılan İslam dinine yöneltiyorlar.
Dunya nın 1400 yıl önceki sosyo kültürel ve iktisadi geriliği şartlarında Kureyşiler arasındaki taht kavgaları, bu kesimlerce DAİŞ eylemlerine referans gösteriliyor.
Hatta, bu Eylemleri Hz.Muhammed in çok eşli evliliklerine bile dayandıranlar vardır.
Oysa,anılan dönemlerde aynı sosyo kültürel gerilik, aynı iktisadi gerilik diğer dinlerin egemen olduğu coğrafyalarda da vukubulmuştur.
Hatta Ortaçağ Kilise skolastiği döneminde mezhep kavgalarında, Giyotinde milyonlarca insan hunharca yok edilmiştir. jean Barthellemoda olduğu gibi.
Vatikan ve Ortodoksi Kilisesinin fermanlarıyla büyük insanlık dramları yaşanmıştır.
Peki; o zaman neden bu dinlerin hüküm sürdüğü coğrafyada Rönensans yaşandı da, 11.Yüzyıla kadar dunyanın diğer bölgelerine nazaran daha ileri olan Mezopotamya İslam coğrafyasında neden rönensans yaşanmadı.?
11. Yüz yıl sonrası, İslam coğrafyasında neler oldu?
Moğol-Osmanlı İstilaları, hangi iktisadi, sosyal ve kültürel alt-üst oluşlara yolaçtı?
11. yüzyıldan 20 .yüzyıl başlarına kadar Osmanlı İslam coğrafyasında,talan ve ganimet elde etmek saikiyle yakıp yıkma ve toplu katliam eylemleri, hemen hemen hiç eksik olmamıştır.
600 yıllık Osmanlı egemenliğinde İslam coğrafyası olan tüm orta doğu ve Kuzey Afrikada insanlar üretim bandından çekilerek talan ve ganimete yönlendiriliyor.
İşgal edilen ülkelerde üretici güçler tahrip ediliyor. Ganimet, ekonominin temel kaynağı oluyor.
Diğer taraftan Yavuz Selim in çıkardığı “akl i ilim yasaktır.” fermanı, yaklaşık 4 yüzyıl, 5 milyon kilometre karelik İslam coğrafyasında yürürlükte bırakılıyor.
Şeyh ül İslamlık Kurumu, Osmanlı nın ferva organıdır. Dinin ilahi emirleri revize edilerek işgal ve ilhak eylemlerinin gerekçesi yapılıyor.
Talan ve ganimete sussamış insanlar, dini ritueller kullanarak kitle katliamlarına yönlendiriliyorlar.Fanatizm, talan, ganimet elde etme tecvüz,ve işkenceler olağan hale getiriliyor.
Tüm bu barbar eylemlerde din sosu,sonuna kadar kullanılıyor.
Ne yazık ki, dinin siyaset arenasında pazarlanması günümüze kadar süregelmektedir.
Doalyısıyla DAİŞ terör örgütünün ortaya koyduğu vandalist eylemleri, Osmanlı nın enkazı üzerinde kurulmuş cebberut devletlerin tarihsel, pratiiğinden,tarihsel, siyasal ve kültürel geleneğinden soyutlayarak direkt İslam dini ile açıklamak, bilimsel değildir.
Bilimsel olmadığı gibi ezici çoğunluğıu muhafazakar olan toplumda,ciddi çalkantılara yol açacak, tam da DAİŞ ı yaratan toplum mühendislerinin amaçlarına hizmet edilmiş olacaktır.
Osmanlılar,16 ve 17.yüzyıllarda Balkan coğrafyasını işgal ettiklerinde ahali tamamen kılıçtan geçirildikten sonra, serdarlar arasında ganimet dağıtımıa geçiliyor.
Ganimet dağıtılırken ekonomik değerler yanında tıpkı DAİŞ ın Musul ve Şengaldeki kadın pazarlamasında görüldüğü gibi genç ergen kızlar da ganimet kapsamına alınıyor.
Bu dağıtım esansında Vakanüvis olan Evliya Çelebi nin payı da ihmal edilmiyor.
Evliya Çelebi, her ganimet aldığında “Allaha hamdolsun ki, bu hakir kulunuzun payına da şu kadar bakire kız, şu kadar at…vs ganimet çıktı diyor.
Yazının başka bir yerinde,
” Hiç çekinmeden bu hisar şehrinde iki gün iki gece kaldık. Hakîrîn dahi elime 3 adet korulgulamı ve bir adet emsalsiz bakir açılmamış gül gibi bir kız ve nice gümüş ve altın kap kaçak elimize girdi.”
Yazımı burada sonlandırırken, DAİŞ barbarizminin tarihsel arka planına iyi bir örnek olan Evliya Çelebi nin ilgili yazısını olduğu gibi aktarıyorum.
(1662 yılında Gürcü Mehmet Paşa komutasındaki bir seferden)
“Bin kadar Tatar bu vilayet içine girip köy ve kentleri,kasabaları, şehirleri harap ve halkı esir edip onsekiz bin kadar esir alındı.Bir çok ganimet malı ile bu esirler orduya gönderildi.Yine bir gecede kuzeye çapul için gidip Hollandiye vilayetine geldik…..
“Şeher vakti bütün Tatar bu şehri ateşe verip,ahalisini çıplak olarak uykudan uyandırıp esir aldılar.O kadar ganimet malı alındı ki,götürmeye tatarların iktidarı kalmadı.Bir çok milyonluk mal ve menal ateşe verildi.Amma bu diyarın çetin hisarları olduğundan bir çok ahali kalelere kaçmışlar.Yanlarına varılmanın ihtimali yoktur.Yine böyle iken bu çapulda Tatarın eline bin esir düşüp, Allaha hamd olsun ki bu hakire de bir kız,bir oğlan ve yedi baş at düştü.(Evliya Çelebi, “bu hakir” derken kendisini kastediyor Ö.Ö)
(…….Kalesi yok amma etrafı çetin planga ve derin hendekli bir büyük şehirdir ki (Hırvar Şehri) 25 bin bağ ve hanelerle süslüdür.O anda Tatar belelerinin çilelerine ikişer kadar tabur okları gizleyip,her ok a birer kibrit bağlayıp bu ateşli okları şehre lanet yağmuru gibi yağdırıp, şehrin tahta örtüsü konakları ruzgarın şiddetinden cayır cayır yanmaya başlayınca bütün ahali feryada başladı. Tatar fırsatı kaçırmadı.Kaleşarampavlarından esiri ve bir çok ganimet malı ile beraber alıp,cengaver kazakları kılıçtan geçirdi.
Hiç çekinmeden bu hisar şehrinde iki gün iki gece kaldık. Hakirin dahi elime 3 adet korulgulamı ve bir adet emsalsiz bakir açılmamış gül gibi bir kız ve nice gümüş ve altın kap kaçak elimize girdi.
Çünkü; Tatar askerleri yer altlarını arayarak nice yüzbinkıymrtli tuhaf eşya buldu.Bu şehirden alınan ganimetleri hesap etsek ve bu seyahatimizi olduğu gibi yazsak Huda hakkı için başka bir cilt kitap olur.”
(…Buradan batıya 3 gün 3 gece seyredip esir alarak, köy e kasabaları yakarak dördüncü gün Çeh vilayetine vardık.Bu mamur yerin doğusu Leh vilayetinde korul toprağı ile komşudur.
Güney tarafı Flemenktir.Kıble tarafı Nemse ile huduttur.Batı tarafında da İsfaç(İsveç) Kralı hakimdir.Kuzey tarafı sonu,bahr i muhit sahildir.Evvelce Nemçe cesarının 7 kralından biriydi.
Fakat, Suleyman Han devrinden beri İsveç Kralına tabidir.Bunlar da İsevidir.Fakatpapist değil.(Papayı tanımayan) Hepsi Lutermeshebindendir.Kralları İsveç Kralı kızından doğmuş bir sâfi nur güneş parçası (Yovahim) adlı bir Gulamdır.Ki sikke sahibi olup bir yuvarlak altını ve teller adlı bir halis gümüş kuruşu vardır.
Bu vilayette dahi yetmiş parça kaleleri,varoşlarına bakmayıp bahr ı muhitten ayrılan Megliyan denizine varıncaya kadar seyirttik.Ahalisi bizi görünce hiç kaçmayıp gülerlerdi.Biz de bunları tutup bağlardık.Meğer bu diyar kavmi, ömürlerinde Tatar adı işitmemişlerse de Tatr yüzü görmemişlerdir.
Bu diyardan pek çok esir v ekıymetli kumaşlar alınmıştır.Kihaddı hesabı yoktur.Bu hakirin eline 3 Gulam ve 3 kız ile 6 adet ruzgar suratlı at, ve nice sırmalı avret fistanları,rufleler,gümüş haçlar geçti.”
( “Bu hakirin” derken kendisini kastediyor. Ö.Özmen)
Kaynak:
(Evliya Çelebi- Seyahatname,cilt 5. Sayfa:639-640-641.Üçdal Neşriyat-Tasfir Matbaası.İstanbul 1985)

04.09.2017
Varto

 

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

fifteen − thirteen =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla