Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

İkinci İsrail: Kürdistan


Hasan Dere

„Dogmatizm“ başlığıyla vengma’da yayımlanan yazımda şöyle bir tümce kurmuştum:
„…Emperyalizm nitelik değiştirdi. Artık dünya halklarını doğrudan tehdit etmiyor. Aksine o ülke ve halkları sermaye girişini kalkınma umudu olarak görüyor.
Marksistler, 1917’nin reçeteleriyle bugün dünyada hiçbir halka hitap edemezler. Bunu görmek, yeni tahliller üretmeden, hele Stalin reçeteleriyle devrim hayalleri kurmak sadece kendini avutmaya yarar!

Ya tıklayan arkadaşların çoğu yazıyı okumamış olabilirler, ya da bizim gibi mektepli (etiketli) olmayan yazarları ciddiye alan olmamıştır.
Her ne ise, bu yazıda Emperyalizmi ile Kürdistan ilişkileri üzerine düşüncelerimi belirtmek istiyorum.

Başta TC’nin, bazı Solcu örgütlerinin ve özellikle Kürtlere militan düzeyde hasımlık güden MHP/İP’lerinin „Kukla Devlet“ veya „İkinci İsrail“ iddialarını duymuşsunuzdur.
Kukla devlet, küçümseme amacıyla ileri sürüldüğü için üstünde durulmaya değmez bir söylem. Ancak Kürdistan’ın “İkinci İsrail” olması üzerinde durulmaya değer bir düşüncedir. Orta Doğu coğrafyasına bir İsrail daha gerekli mi, iyi mi, kötü mü gerçekten üzerinde düşünmeye değer!

Bilindiği gibi Kürdistan’ın son şekli, dönemin ABD’si konumundaki İngilizlerin diplomatı Mark Sykes ve yine diplomat olan Fransız F Georges-Picot tarafından, adlarıyla anılan (Sykes-Picot) anlaşmayla (1916) verildi. Böylece Osmanlı devletiyle İran arasında ikiye bölünmüş olan Kürdistan, iki emperyalist devletin girişimiyle dörde bölünmüş ve haliyle yıllarca sürecek olan Kürdistan bağımsızlık mücadelesinin fitili de ateşlenmiş oldu.

O dönemde kapitalizm henüz gençlik çağını yaşıyordu. Buna rağmen kısa sürede iç pazar doyurulmuş ve Hammade kaynakları tüketilmişti. Yeni pazar alanları ve Hammade kaynağı ihtiyacı baş göstermişti. Bu amaçla coğrafi keşiflere girişilmiş, işgal hareketleriyle sömürgecilik çağı başlamıştı.
Yine bu dönemde Lenin, verilerini (Fabrika/traktör miktarları, sömürdükleri işçi sayıları, ana sermaye, bankalar, pazar ve Hammade bulmak üzere dünyayı bölüme girişimlerini…) tek tek (1850-1917) inceleyerek kapitalizmin EMPERYALİST SAFHAYA geçtiği tespitini yapmıştı.

Lenin, o incelemeleri yaptığında kapitalizm henüz ilk yıllarındaydı. Yani daha gelişme safhasındaydı. Bu süre tespiti, çok önemli bir olgudur. Çünkü o dönemde sermayeyi büyütmek, Hammade ve pazar için dünyayı ele geçirmek gerekmektedir.
O evrenin üzerinden 100 yılı aşkın bir zaman geçmiştir.
Kapitalizm, emperyalist aşamaya geçmiş ama bu güne kadar hiçbir değişiklik olmadan olduğu gibi kalmış olabilir mi?
Günümüz Marksistleri hala o tespitlere bakarak Emperyalizmle mücadele stratejileri çiziyorlar!

Sözde komünizm ile nüfuz yarışının etkisiyle sömürgecilik amacıyla müdahale edilen son ülke Afganistan idi. Günümüzde ne komünizmle rekabet kaldı ne etkisi.
Emperyalizm askeri metotlarla pazar alanı bulmak yerine, artık karşılıklı ticaret ilişkileriyle daha fazla yarar sağlama safhasına geçmiş bulunuyor. Yugoslavya, Libya, Irak, Suriye ve sıradaki birkaç ülkeye müdahalenin sebepleri başkadır. İzah edeceğim ama klasik sömürgecilik asla değildir. Bu abartılı bir iddia olarak görülebilir, ancak üzerinde düşünmeye değer.

Hatırlarsanız 1970’ler, huruç halinde sömürgelerin özgün devletler haline geçtiği yıllardır.
Bunlar kelimenin tam anlamıyla bağımsız mı oldular?
Hayır, bağımlılık ilişkileri çerçevesindekalmak üzere devletleşmelerine İZİN VERİLDİ. (Bu bağımlılık ilişkilerine yeni sömürgecilik de denebilir! M Kemal’in kurduğu TC devletinin de var oluş şartı budur aslında!)  Çünkü hem kendi halklarının sömürgecilik için desteklerini alamıyorlardı hem de artık ihtiyaçları kalmamıştı.
Sömürgelerin, Emperyalizmi yenerek bağımsızlıklarını elde ettikleri tezi, Sosyalist bir sanrısıdır. İlkel halkların, modern silah tekniğiyle donanımlı, panzeri, uçağı, helikopteri olan devasa devletleri yenmesi mümkün değildi.
.
Günümüzde, emperyalistlere bağımlılık statüsü dışına çıkmış tek devlet yoktur. Buna SSCB ve Çin de dahildir. Klasik Sömürgecilik ise sadece emperyalizme öykünen diktatörlüklerin yürütmeye çalıştıkları eski bir metot olarak duruyor ve TC, İran, Suriye, Irak gibi alt emperyalist veya gelişmemiş bağımlı kapitalist devletler tarafından yürütülüyor ki, egemen emperyalist devletlerin bundan hoşnut olduğu söylenemez!
Emperyalistler sayesinde sömürgecilik yapılıyor değil, aksine emperyalistlere RAĞMEN yapılıyor.

Emperyalizm artık sermaye birikiminde, Hammade ve üretimde bir skala tutturmuştur; askeri zor ile işgal, yerini küreselciliğe (Globalizm) bıraktı.
Yönetimleriyle anlaşarak, üretim ve pazarlamayı bağımlı ülkede ifa etmek üzere sanayi (fabrika/patent) ihraç etmeye başladılar! Bağımlı ülkenin Hammade ve emek gücünü kullanmak üzere, yani emekçilere ödenecek payın faturasını da o ülkenin halkına yükleyecek biçimde…
Bu emperyalizmin günümüzdeki realitesidir!


Pazar piyasasında üretici ve müşteri gönüllülüğü esastır.
Halkıyla ülke gelirini bölüşmeyen, dolayısıyla vatandaşlarının gelirini artarak emperyalist üretimin müşterisi olmalarını engelleyen diktatörlükleri alaşağı etmek kaçınılmaz oluyor. Kaddafi, Saddam, Beşir, Esad ve sıradaki Ruhani, Şi ve TC yönetimleri bu amaçla sıkıştırılmaktadır.

Herkesin bir Araba, Laptap, Handy, ince Televizyon alması, halkıyla parayı bölüşmeyen devletlerde mümkün olmuyor. Dolayısıyla emperyalizin açık müdahalesine maruz kalıyorlar!

Görüldüğü gibi emperyalizmin müdahalesi en azından Orta Doğu halkları için yaralıdır.
Diktatörlüklerle çevrili bir coğrafyada İsrail gibi halkına demokrasi, dolayısıyla yeterli kadar para dağıtan ikinci bir İsrail gereklidir. Hatta diktatörlüklerin yıkılarak, bu sayının çoğalması, hem emperyalizm, hem Orta Doğu halklarınin refahı, hem de modernite için olduka yararlı olacaktır.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

four × four =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla