Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Karasu’ya Mektup 4

Mehmet Cahit Şener: Karasu;
Soruşturmaya alınmamız, tutuklanmamız, bir dizi
gelişmenin son halkasıdır, başlangıcı değil. Tarih tek tek
kişilerle başlamıyor ve başlamaz. Son gelişmeler de benimle
başlamadı. Ben, benim dışımda yaşanan parti gerçeğine tanık
oldum ve tavrımı aldım.

Koşullara kendimi uydurmadığım konusunda seninle
hemfikirim; bir tahribata kendimi uyduramazdım. Devrimci
insanlar ajan diye katledilirken, ben de ”vurun” diyemezdim.
”Her biri bir parça vatan” olan insanlarımız, kutlu önderimizin
popülaritesi uğruna katledildi.

Ben de bu oyuna katılsamıydım?

Keskin savaş edebiyatı arkasında yürütülen en sinsi
oyunlara ve geliştirilmek istenen politikalara seyirci
kalamazdık.
Ülkemizin Osmanlının Yemen’ine dönüşmesine
müsaade edemezdik. Orta-Doğu’nun labirentlerinde ”Yeni
Dünya Düzeni”nin kuklası olamazdık, kukla olunmasına
müsaade edemezdik.

Partinin tekke haline getirilmesine, şeyh mürid ilişkisine katlanamazdık; “Harem bekçisi” olamazdık.
Mata-Harilerle idare edilen bir partinin figüranları olamazdık.

Çok ağır konuşuyorsam özür dilerim. Yalan üstüne de
kurulu olsa, her yıkım acı veriyor ve bizler her gün bu acıyla
kahrolduk.

Acımızı içimize atarak bir derviş gibi yaşamaktansa, bir derviş gibi yitip gitmektense, zor ama, bir o
kadar onurlu olan gerçeğe sahip çıkma görevini üstlendik.

Bunu yaparken bize “aferin” demenizi beklemedik, böyle bir
düşüncemiz olmadı. Çünkü, gerçeği kavramanın biraz da
gerçeği yaşamak olduğuna inanıyoruz. Durumu yaşamadan
kavramak çok zor Karasu!
Apo bizi kaçmakla suçluyor. İlahi önderimiz, sevgili
önderimiz çok tatlı konuşuyor. Bizi savaş siperlerinden alıp
tutuklatacak ve her türlü zoru da öngören bir planla, bize
ajanlık dayatacak ve bizde öyle duracağız, ona boyun eğeceğiz,
öyle mi?

Biliyor musun Karasu, sevgili önderimiz ”Siz Kürdistan
dağlarının kıymetini bilmiyorsunuz; insan orada bir ordu
saklar, bir ordu kurar”diyor.

Çok doğru söylüyor tabii. Ama, şehitlerimize küfür edecek kadar saygısızlaşan sevgili
önderimiz, bir türlü lütfedip, dağlarımıza gelip, orduyu
kurmuyor; her nedense kardeşini de göndermiyor.

Fidel ve Raul Castro’ların kulağı çınlasın! Bizimkiler uzaktan
kumandalı çalışmanın rahatlığını keşfetmişler.

Yine sevgili önderimiz, “benim ülkeye gelmem provokasyon olur, çünkü
düşman beni yok etmek için bütün gücüyle size yüklenir.”diyor.
İnan Karasu, onun ülkeye gelmesini isteyen yok; kendi
pisliğini bize bulaştırmasın yeter. Bizi savaştan kaçmakla
suçlayanlar, savaşa lütfetsinler!

Mao’nun silahı sırtından düşmedi; Fidel en önde savaştı; Ho Şi Minh Vietnam dağlarını
ana karargahı yaptı. Önderlik budur.
Devam edecek

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

ten − four =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla