Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

KENDİMİZİ BULALIM!!!

Kendimiz olmakla ilgi, bana göre önemli bazı vurgular yapa cam.
Çok sade ve çıplaklığıyla; Biliyoruz ki, on yıllar önce, Kürd halkı belli devletler gözetiminde dörde bölünerek, dört ayrı devlet egemenliğine sokuldu. Her egemen ülke kendi bünyesindeki Kürtlerin dil, kültür ve kimliklerini yasaklayarak, kendi resmi ideolojisini zoraki benimsetti. Zaman, zaman halk bu haksızlık ve yasaklamalara isyan etmiş olsa da, egemenler olabilecek en zalimane halleriyle her defasında yirmi ya da otuz- yıl, bu haklı mücadelelerini geriye atabilmişlerdir.
Ben bir gün, bir ay, bir yıldan bahs etmiyorum. Yüz yıl öncesine de gitmiyorum. Yüz yıldan bu yana bu halk üzerinde dört ayrı ülkede uygulanan, yok etme politikasından bahs ediyorum.
Bu politikalar basit ve sıradan değillerdi. Ölüm, açlık, zindan, sürgün gibi hayatı durumlarla terbiye edilmeye çalışıldı. Hala da çalışılıyor… Haliyle! Zamanla Kürd halkı üzerinde istemeden de olsa, travmalar yarattı! Bu travmalar, salt fiziki darp değil, zihin, beyin ve algı üzerinde darp! Dememiz çok daha doğru olacaktır.
Bir diğer önemli konu, Ulus ve ulusun eğitim dilidir.
Kürdler, söz konusu egemenlerin, resmi dil eğitimi ne ise, o dillerle eğitim görüp, çalışma alanlarında, sokaklarda, yaşam alanların da, bu dilleri kullanmak zorunda kaldılar. Bu da zamanla kişilerin kendi öz benliğinden uzaklaşması, kendi ana dilini unutması, kültürünün de yok olmasına, ya da bozulmasına sebep oldu. Ciddi bir araştırma yapılacak olursa, milyonlarca kürdün bu uygulamalar karşısında asimile olduğu, yaşadığı halkla entegre olduğu, yitip gittiği görülecektir.
Şimdi çok özetle anlatmaya çalıştığım uygulamalar, Travmatik olarak, zihin, algı ve bakış açsını değiştirdi demiştim. Evet değiştirdi! Topraklarından, yaşam alanlarından sürüldüğü il ve ilçelerde, uzun vadede ikamet etme zorunluluğu dayatıldı! Bu dayatma neticesinde; oralardaki yaşam biçimine alışmak durumunda kaldı. Zorunlu sürgünlerle Türk illerinde yaşamanın ardından, Türklerle yapılan evlilikler de, daha çok kaybolmasına sebep oldu. Uzun süre oralarda yaşam ve evlilikler, zamanla dil ve kendi kültürü silinip yavaş, yavaş yerini entegre, asimile ve hatta başkalaşmaları, ciddi oranda yaşattı, yaşatmaya devam etmektedir.
Bu da kendi öz benliğinden uzaklaşmaya, kendisi olmadan çıkıp, dayatılan olmaya, eğitim aldığı dili, çalışma, sokak ve yaşam alanında kullanmasına, kendi iradesi dışında uygulamak zorunda bırakılması, istemeden kendi! Olmaktan uzaklaşmış oldu.
Burası bana göre çok önemli; Bakın kendi iradesi dışında zoraki uygulamalar diyorum! Lütfen bunun üzerinde bilimsel (Sosyoloji) olarak durularım!
Bütün bu gerçeklere inmeden, çok rahat karalama ve suçlamalar, yine kendi halkımız tarafından yapılıyor. Oysa kendi gerçeğini bilmeden atılacak her adım sadece pat sesi getirecektir… Bur da, yapılması gereken; Tarihini bilmek, kim olduğunu, nerden geldiğini, nerelerde yaşadığını, halkının neden bölündüğünü, neden hala devletleşmesine karşı durulduğunu iyi bilmek gerekiyor.
Biz bunları öğrendiğimizde, kendimize, özümüze gelmiş olacağız. Gerçeğimize inip oradan doğrulara gitmek için daha bilinçli hareketlerle ne yapmamız gerektiğini çözmüş olacağız. Birlik beraberlik ruhu hiçbir zaman kaybolmadı, yukarıda değindiğim etkenler hep yolumuzu kaybetmemize sebep oldu. Kendimiz olmakla, önümüze yolun netliği de çıkmış olacak. Bu halk yiğitlikleriyle destanlar yazdırmış. İnanıyorum ki; bu halk gücünü, kendisi için kullandığında, yine destanlar yazacaktır. Bir an önce kendimiz olabilmek umuduyla. Zira buna acilen ihtiyacımız var Saygılarımla. 18.06.2017 A.Engin

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

1 × four =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla