Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Kiraz Ağaçları…..

Kiraz ağaçlarının çiçek açtığı bir ayda Diyarbakırda doğmuşum.
Böyle demişti annem.
Doğrusu kadim şehrimde Kiraz ağaçları varmı bilemedim.
Akasya ağaçlarının salkım salkım kokusu hala burnumda.
Hazreti Süleyman camisine giderken yol üstündeki “Urum Dutu “ağacı duruyormu.

Yeni kapıdan Dicle nehrine inerken, bostanların efil efil esen kokusu karşılıyormu insanları.
Havada hıyar kokusu.
Sevgilisine bir an önce kavuşmak isteğiyle acele acele akan Dicle.
Ordamısın?
Gözlerimi kapıyorum….
Dıngılheva, Küpeli havuzlarında peştemallı çocukların sevinç çığlıkları.

Paytoncu Arap Mıho ellerini arkadan bağlatıp havuza dalıyor.
İki dakika sonra suyun altında ellerini açıp su üstüne çıktığında alkış kıyamet.
Şerbetçi Xalé İsmet, meyan köklerini küçük küçük dilimliyor elindeki nacağıyla
Buzhaneden kocaman buz kalıbını sırtlamaya çalışıyor küçük bir çocuk

Köhne fırından yeni çıkmış  “Ev ekmeklerini”  legenine doldurma telaşında bir kadın.
Pazar mahallesinde taklacı güvercin muhabbeti yapıyor kuşbazlar
Sekiz sütunlu kurşunlu caminin tek minaresinden ezan sesi Allaha teslim olmaya çağırıyor.
Avlulu evlerin yoksul kadınları yemek telaşında.
Keje halam esbapları çitiliyor bakır legende.
“Kure Bajara “ tayfası şarap demleniyor küpeli yolunda.

Kara lastiğimi yırtan kırık bir şarap şişesi parçası ayak tabanıma saplanıyor.
Kanlar ayakabıma dolarken, ben evde yiyeceğim dayağın derdine düşüyorum.
“Ulan eşşek oğlu eşşek! Ne işin var oğlım senin o beden diplerinde”
Ablamla evlat edindiğimiz sokak köpeğimiz zehirlenmiş.
Ona bahçemizde bir mezar kazıyoruz.
Sonra dinmek bilmeyen gözyaşlarımızla mezarını suluyoruz.

Annem tanımadığı düşmanlara beddua ediyor.
İzinsiz çarşi iznine çıktığı için İnzibatlar tarafından gözaltına alınmak istenen  bir askeri saklıyor esnaflar.
Kore mahallesine akıyor Paytonlar.
“Abe Kırbaç, Abe Kırbaç” Paytonların arkasına asılmış ücretsiz yolcuları ihbar ediyor kıskanç çocuklar.
“Kara Hubır, Kara Hubır”
“ Ava cemed, Ava sar”
“Kittiya gel, kıttiya gel”

Abe ekmegimi cigere sürisen?
He oğlım! Girmi beş kuruş verdın istisen dezgeyi de sana verek.
Gözümün altını sokuyor bir eşşek arısı
Eve gidip salça sürmek gerek.
Annem salçayı süreken kafama bir şaplak indiriyor

“Yav bir dur bir dur. Oğlum allah seni bana ataş mı verdi nedir. Afatsan nesen oğlım.”
Sevgili kardeşim Nedim Baran’ın Facebook’tan paylaştığı resimlere bakıyorum.
Arbedaş, Küpeli, Dıngılheva, Pazar mahallesi, Yeni kapının oralar yok artık.
Dümdüz bir arazi ve üzerine bir kaç çelimsiz ağaç.
Evler, dükkanlar yıkılmış, insanlar boşaltmış, ağaçlar kesilmiş, kuşlar göç etmiş.
İçim kanıyor.
Gözlerimi kapıyorum.
Burnuma salkım salkım sen kokuyorsun.
Ordamısın Diyarbekir’im?

“Dört ayaklı minare
Selam söyle o yare
Çoktandır görmemişem
Yüregim pare pare.”

Mayıslarda Kiraz ağaçları çiçek açıyormu?

23.04.2017/Almanya

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

4 × 4 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla