Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

LEYLA GÜVEN’ İN TUTUKLANMASI ve A. ÖCALAN

Salih Aras/ Leyla Güven’in kendisi nasıl bir oyunun için de, oynatıldığının ne kadar farkındadır? Daha önce iki yüz günü aşkın bir süre A. Öcalan üzerindeki ‘ağır tecridi’ kaldırmak için açlık grevine gitmişti. Güya açlık grevi başarıya ulaşmış ve Öcalan’ın da çağrısıyla sonlandırılmıştı.  Sonuçlar oldukça ağırdı! Hiç önemi yok, milyonlarca Kürt ‘feda olsun’ Öcalan’a!

Leyla Güven başarmanın büyük gururunu yaşıyordu. Yanında bir oğlunu açlık grevinde kaybetmiş bir anneyi de alarak; ‘sesini duydum, Ortadoğu’ ya bahar geldi’ diyerek,  A. Öcalan’ı kutsuyordu. Düşünün, Ortadoğu Coğrafyasını, kaç ülke olduğunu,  kaç yüz milyon insanın yaşadığını ve asırlardan beri  bitmeyen sorunlar! Ama Öcalan’ın bir sesiyle bahar geliyor, Ortadoğu’ya! Vay zavallı! Umarım ömrün yeter de, gerçekleri bir gün anlarsın!

Leyla Güven şimdi  tutuklu! Eğer bu süreç iyi analiz edilip anlaşılırsa,  A. Öcalan 1990’ların başında başlatmış olduğu ‘legal’ mücadele alanlarının nasıl Türk Devleti ile birlik de organize bir tuzak olduğu da  net olarak anlaşılır. Burada üç taraf var;  birincisi, Devlet, (T.C)  ikincisi, A. Öcalan, Qandil Yönetimi,  Legal Parti ve   Kurum Yöneticileri, üçüncüsü ilgili Parti ve Kurum çalışanları, taraftarları ve tüm K. Kurdistan Halkı. Devlet Kurdistan Halkı’nı sindirmek ve bitirmek için bahaneler arıyor. Bu bahaneleri,  A. Öcalan,  yandaş Parti ve kurumları  ile hazırlıyor. Hedefler, legal parti-kurum çalışanları ve tüm Kürtler sürü biçiminde belirleniyor.

Doksanlı yıllarda hafızalara kazınan 17000 faali  ‘meçhul’ cinayet  denilse de, aslında failleri  belli bu cinayetler, bu organize tuzak üzerinden tezgahlandı.  AKP’nin son on yılında, doksanlı yıllara dönüldü, KCK tutuklamaları ile başlandı. HDP tutuklamalarıyla devam ediyor.

HDP’nin  kendi kaynaklarında son dört yılda yirmi binin üzerinden tutukludan bahsediliyor. Bur da belediyeler çok önemli, tuzaklara en savunmasız düşen kesimdir, Halkın oylarıyla gelmişlerdi. KCK tutuklamaları on bini geçmişti. Bu kabul edilemez, mücadele kazanmak içindir, tükenmek için değildir.

Leyla Güven’in tutuklanmasına  en büyük gerekçe, Demokratik Toplum Kongresi  (DTK) eş başkanı olması  ve bu Kurum’un A. Öcalan’ın talimatıyla kurulmuş olmasıdır.  T. C’nin  milli hazinesi gibi koruduğu A. Öcalan üzerinden, Leyla Güven’e 22 yıl 3 ay ceza veriyor ve tutukluyor.

Peki DTK,  A. Öcalan talimatı ile mi  kuruldu? Evet, bu doğru! İlgili Avukat (Şivan Cemil Özen) bunu inkar etmiyor! Ama bir gerekçe sunuyor; ‘Ceza İnfaz Kanuna göre avukat-müvekkil görüşmesi gizli.  Avukat-müvekkil görüşmeleri kayda alınamaz, dinlenemez’ diyor, ilgili Avukat.

İlgili Avukat, Leyla Güven’in tutuklanmasını Hukuka uygun görmüyor! Avukat burada bir yanılgı yaşıyor, ya da başka bir şey!!! Avukat’ ın gerekçesi; ‘Avukat-müvekkil görüşmesi, kayda alınamaz’ yani demek istiyor ki, bu Türk Hukuku’na aykırıdır. Tabi ki avukatların hukuk bilgileri, meslekleri gereği en üst seviyelerdedir. Ama bir avukat nerde olduğunu, hangi ülkede yaşadığını ve ülkenin nasıl yönetildiğini de bilmesi gerekiyor! Sormak gerekiyor; Türkiye denilen ülkede Kürtler söz konusu olduğunda Hukuk var mı?

A. Öcalan’ın böyle bir durumda, Avukat aracılığı ile örgüt kurma talimatı vermesi doğru mu? Talimat verildiğinde, avukat-müvekkil görüşmesi dinlenemez, kayda alınamaz, Türk Hukukuna aykırıdır. Acaba hangi Kürt bu sözlere inanır. Avukat açıklamaları tutarlı değil, A. Öcalan korunuyor.  A. Öcalan neden cezaevinden avukat aracılığı ile örgüt kurma talimatı veriyor?

Sorun bu..

Selahattin Demirtaş ve tutuklanan tüm belediye başkanlarının durumu da aynı. PKK-KCK ya da Öcalan bağlantısı. Selahattin Demirtaş hakkında AİHM kararlarını tanımayan bir Türk Hukukunun diğer Kürt tutuklular hakkında nasıl işleyeceğini düşünün. Sorun Kürtler olduğunda, Devlet’in sadece hukuksuzluğu var, bunu ilk anlaması gereken Kürt avukatlar ve Kürt dostu avukatlar olmalı. Avukatlara sormak gerekiyor, hangi hukuk’ da insanlar helikopterden atılıyor?

Ya da A. Öcalan’ın Roboski Davasını üst mahkemelere taşıma  girişimlerini engelleme, hangi hukuk da var? Ve A. Öcalan neden bunu yaptı? Erdoğan’ mı talimat verdi?

Barış görüşmeleri dönemin de,  DTK vb. vb.  kurumlarda   ‘MİT ve Meclis görüşmelerine davet ediliyorlardı’! Şimdi ne oldu da, yöneticileri tutuklanıyor? Gibi açıklamalar samimi değil, Mustafa Kemal’ de aynısını yaptı… Düşman tanınmıyor. Son yüz yılda düşmanımızı en iyi tanıyan, Zarife Hanım ve Alişer beydir. Her Kürdün araştırması ve anlaması gereken bir hayati konudur. Hiçbir sözlerine, hukuklarına değer vermediler, güvenmediler. Sizler gibi olabilseydik, çoktan kazanmıştık.

Leyla Güven şu an tutuklu. Sağlık durumu hiç iyi değil. Ve O’nun gibi on binlerce var. Fazla tutuklu ve fazla can kaybı, hiçbir gerekçeyle kazanım olamaz. Bunlar ciddi kayılardır, hem insani ve hem de zaman açısından Kürtler çok kaybediyor. Bir itirafçının talimatları nasıl kabul edilir. Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasında, bir gerekçe de  örgüt bağlantısı,  gizli tanık üzerinden sürdürülüyor. Leyla Güven’in açık Tanık’tır. Bu  PKK itirafçısı Abdullah Öcalan’dır. Bunu anlamayan, anlamak isteyen de Kürtlere kurulan tuzağın bir parçasıdır.

Öcalan herkes tutuklandıktan sonra, serbest bırakılacak. O sadece Ankara hayranıdır. Yaşamına orda devam edecek. Ne Urfa ne Diyarbakır, yada her hangi bir Kürt diyarına gitmeyecek. Bakalım her Kürdün tutuklanmasında pay sahibi olan A. Öcalan tutuklu Kürtler için ne yapacak? Acaba Leyla Güven’in kendisi için iki yüz günü aşkın ölüm orucunu hatırlar mı?

17.01.2021

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

1 × 3 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla