Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

MUŞ KÜLTÜRÜNDE KIZ İSTEME VE GELENEKSEL DÜĞÜN MERASİMİ

Hüsamettin Turan
1-KIZ GÖRME VE KIZ BEĞENME
Evlenecek erkek çocuğun annesi davet edildiği bir düğüne iştirak
eder. Çocuğunun evlilik çağı geldiği için ve bunun için uygun bir aday
aradıklarından dolayı iştirak ettiği düğünde çocuğu için belirli bir
arayış içerisine girer.
Bunun neticesinde anne, katılmış olduğu düğünde evlilik çağına ermiş
genç kızlara alıcı gözü ile bakar. Kendince bir kız beğenir, ardından
düğün töreni bittikten sonra eve varır ve kocasına : “Herıf vallah bizim
Ömer’e bir kız buldum.
Sordum kimin kızıdır, dediler ki Mıkêlerden Cezayir’in kızıdır. Kız da
çok güzeldi, bizim Ömer’e göredir.” Kocası ise : “E valla arvat ege sen
uygun gördünse, Ömer’e söyliyah, Cezayir Efendi gıle heber salah,
ıstemağe gidah.”
Sabah olunca evlenecek çocuğun babası kızın babasına haber salar:
“Bu gece size xerli bir iş için geleceğoh.” Kızın babası ise : “Başım
gözzım ıstıne” der. Kızın babası bu arada eve : “Bu akşam Babonun
Mehmedigıl bize herli bi iş için
gelecahmişler, one göre hazırolah bir şeyler yapesız.” diye haber
gönderir. Evin sürekli kapalı olan misafir odası ve gerekli olan ikramlar
akşam için hazırlanır. Aralarında erkeğin babasının ve annesinin
bulunduğu fakat damadın kendisinin bulunmadığı 2 kadın 2-3 erkek
akşam kız evine gider. Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı oturmak üzere
öncelikle havadan sudan hoş beş sohbet ederler. Sohbetin bu faslı
geçildikten sonra erkek çocuğun babası : “Cezayir Efendi, demersen
biz bureye niye gelmişoh, Allah’ın emri, peygamberin kavli senin kızın
Şadiye’yi bizım Ömer’e isteroh. Ege siz de uygun göresız bız bu işe
talıpliyoh.” Kızın babası ise :

“Siz orden bureye menım başım iki gözüm ıstıne gelmişsız, bize bir
Iki gün müsaade veresız anasınan de konuşam one göre
haberleşiroh.” der ve ardından erkek tarafı hatır isteyerek evden
ayrılırlar. Onlar ayrıldıktan sonra kızın babası annesine : “Arvat bizim
Şadiye’yi Mehmedın oğli Ömer’ee ısterler, sen ne diyersen.” Kızın
annesi ise : “E herıf sen bılırsen bi araştır sor ege münasip olırse
Allah’ın emri biz de vaktinde kızı başi gözli edah. Bu olayın ardından
kızın babası 2, 3 gün boyunca çevreden damadı sorar soruşturur. 2 3
gün sonra erkek tarafı yanlarına ailelerinde bulunan genç bir çocuğu
alarak kız tarafının evine görüşlerinin ne olduğunu almak için
tekrardan giderler.

Damadın babası ne düşündüklerini fikirlerinin ne
olduğunu sorar. Kızın babası : “Madem siz bizi uygun gördünüz biz de
Allah’ın emri ile sizi beğendox Allah hayırlısını versin inşAllah Murad
ederler” der ve ardından damadın babası : “Allah razı olsun, Allah
evinizi şen etsin” der ve yanlarında götürdükleri delikanlıya orda
bulunan cemaatin elini öpmesi için işaret verir. Kız isteme el öpme
böylelikle tamamlanır. Bu arada kıza da : “Seni Babonun Mehmed’inin
oğli Ömer’e verdox” derler. Kız çocuklarına falan kişi ile evlenir misin
bu olayı uygun görürmüsün diye bir şey sorulmazdı.


2-NİŞAN MERASİMİ

Aileler anlaştıktan sonra oturup nişan tarihi belirlenir. Nişanda genelde 3 tane beşi bir yerde 1 tane binlik 6 tane Reşat altın takılır.
Geline yüzük için de kuyumcudan yüzük kalıpları getirtilip gelinin evde
parmak ölçüsü alınır ve o ölçüye göre geline yüzük alınırdı. Çeşitli
giysiler alınır, sini ile baklava burma tatlısı yapılarak nişan yapılır.
Nişan sabahı gelin evine bir sini tatlı gelir, bu tatlı geldiği günün
sonraki gün için, gelin görmeye gelineceğini ifade eder. Gelin
görmeye, günün öğleden sonraki vakitlerinde, erkek tarafından
kadınlar toplanıp giderdi. Çeşitli altınlar, kumaşlar, ayakkabı ve
terlikler, çeşitli yiyecekler getirilir ve gelin nişandan sonraki gün
görülmüş olurdu. Fakat damat, gelini kız görme ve isteme dönemi de
dahil nişanlılık süresince de göremez ve hiçbir şekilde konuşamazdı.
Yine fakat damadın yakın bir akrabası kız tarafına komşu ise, damat
akrabasının evinden gelin dışarı çıkınca gizlice bakarak gelini
görebilirdi. Damadın gelini görmesi yalnızca bu şekilde
gerçekleşebilirdi. Gelin nişanlılığı süresince, nişan yüzüğünü özellikle
babasına ayıp olmasın diye parmağına takmazdı.
Nişanlılık süresi boyunca her ay olmak üzere erkek evi tarafından, kız
evine tatlı gönderilir ve yine akabinde ertesi gün kız görmeye gidilirdi.
Bu arada aileler şerbet içme tarihi belirlerdi ve bu fasla geçilirdi.
3-ŞERBET MERASİMİ
Şerbet içme merasimi için, günü belirlendikten sonra hazırlıklara
başlanırdı. Öncelikle erkek tarafı alışveriş için çarşıdan 1 torba kesme
şeker, 5-6 kilo kızamık şekeri denilen kırmızı tarçınlı şeker, şerbet
tepsisi ve şerbet kupalarından alıp; yine erkek tarafından “Şerbet
Başı” olarak görevlendirilen mahallede hatırı sayılır ailelerden 4-5
yaşlı kadın, 3-4 tane de genç kız, kız evine sabahtan şerbeti yapmak
üzere gönderilirdi. Şerbet kız evinde hazırlanır, akşam şerbet içmeye
tanıdıklar komşular hep beraber toplanıp gider ve eğlenir, şerbet içer
geri gelirlerdi.


4-ALIŞVERİŞ FASLI


Belirli bir süre sonra düğün için destur alınır ve hazırlıkları başlardı.
Gelinin ihtiyaçları için düğün alışverişi erkek tarafından yapılırdı.
Kayınbaba ve aileden bir genç tarafından, çarşıdan birkaç top
“Tafta”(kumaş), kadife, saten, 5-6 kutu ayakkabı, çanta, terlik, fırfırlı
gelin şemsiyesi denilen bir şemsiye, pardösü olmak üzere alışveriş
yapılıp gelinin beğenmesi için eve gönderilirdi. Getirilen taftadan
gelinlik yapmak için kumaş beğenilirdi. Beğenilen şeyler seçildikten
sonra diğerleri geri gönderilirdi. Yeni evlenenler için ayrı ev açılmayıp,
evlenenler kayınbaba ve kayınvalidenin yanında kalacaklarından,
mobilya vs eşyalar alınmazdı. Geline ve damada, demir karyoladan
oluşan bir yatak ve gerekli oda eşyaları tahsis edilirdi.
5-GELİNE ÇEYİZ KESME MERARSİMİ
Kız ve erkek anneleri anlaşarak alınan kumaşları belirli bir günde
mahallenin terzisine gidilir. Gelinlik ve normal elbise kumaşları ortaya
çıkarılır. Terzi makasla kumaşları keserken : “Anam bılmerem bu
makas da niye kesmez” der. Kayınvalide o anda terzinin bahşiş
istediğini anlar ve terziye bahşiş verir. Elbise ve gelinlik kesimleri
yapılıp çeşitli ikramlarda bulunulur.


6-DÜĞÜN MERASİMİ-KINA GECESİ-KIZLAR GECESİ-YENGELER-GELİN
ALMA


Düğüne 3-4 gün kala mahallenin tellalı Nazê Hale (Üzerinde uzun
elbise, önünde pêştemal bağlı, kollarında kollukları, başında kofisi)
düğüne davet edilecek hanelere gider : “Perşembe günü Babo’nun
oğli Ömer’in toyi’dir, sizi de toye çağırırler.” der. Kız evinde de
hazırlıklar başlamış, gelinin başına kına yakılmıştı. O dönemler
kuaförler olmadığı için gelinin bakımını yapmak için o dönem o işlerle
ilgili olan kadın çağırılır, gelinin yüz bakımı kız evinde yapılırdı. Yüz
bakımı yapılan kız aile büyüklerinin önüne utancından çıkmazdı. Bu
arada gelinin çeyizini baba evinden almak üzere oğlan tarafından
kayınbaba eşliğinde birileri gelir çeyizi alırdı. Çeyiz çıkarken sandığın
üzerinde gelinin kardeşi otururdu. Damadı babası tarafından para
verilince gelinin kardeşi sandığın üstünden kalkar ve sandık evden
çıkarılırdı. Bir gün çeyiz serme günü olarak tertip edilirdi. Kız
tarafından genç kızlar, hanımlar toplanır oğlan tarafına giderler gelin
odasını düzenleyip, çalıp oynar, yer içer eğlenip dönerlerdi. Bu arada
gelin, çeyiz sermeye gitmezdi. Yine çeyiz serme merasiminde oğlan
tarafına da bohçalar içerisinde hediyeler takdim edilirdi.
Yemeklerin hazırlanmasından bir gün önce Kızlar Gecesi olarak tertip
edilir, bu gecede erkek tarafından genç kızlar toplanır, kız evine çalıp
oynamaya götürülür, ardından gece geri dönülürdü. O arada gelin hiç
kimsenin yüzüne çıkarılmazdı. Düğüne bir gün kala, erkek tarafı gece
uyumaz, komşular toplanır sabaha kadar, yahni, pilav, Muş Köftesi,
kırçikli kelem tolmesi, börek, cacık, sütlaçlar yapılırdı. Ertesi gün öğlen
yemeğinde yenmek üzere davetlilere ikram edilirdi. Yemek yenmeden
hemen önce ise damat giydirme töreni yapılırdı. Damat öncelikle eve
gelen berber tarafından tıraş edilirdi. Tıraş eden berber usturayı
vurup, “Ustura kesmiyor” deyip sağdıçlardan para isterdi. Tıraş
bittikten sonra büyük bir sini getirilir, damat üstüne oturtulur sırayla
damatlıkları giydirilirdi. Damat giyindikten sonra büyüklerin ellerini
öper yemeğe gelen misafirleri karşılardı. Yemekler yendikten sonra o
gün öğleden sonra, hatırı sayılır ailelerden 5-6 taşlı kadın, 4-5 genç
kız, Yenge ve Yenge Kızları olarak erkek evinden kız evine gönderilirdi.
Bu olaya “Yengeler” adı verilir, kız evindeki organizasyon Yengeler adı
verilen bu gruba aitti. Yengelerle beraber çerez de gönderilirdi. Aynı
günün gecesi Kına gecesi yapılırdı. Kına gecesine de ayrıca bir grup
gönderilirdi. Kına gecesine giderken mahalleli toplanıp yola
koyulduğunda, mahallede sokak lambası olmadığından, biri önde biri
ortada biri arkada olmak üzere 3-4 tane lüks lambası yakılır yol
aydınlatılırdı. Kız evine gidilince erkekler dışarıda bekler, kadınlar içeri
girerdi. Gelinin kınası yoğrulur ve kına elde oynatılırdı. Minder yere
bırakılır ve gelin üzerine oturtulurdu.


Kına yakılırken gelin ve annesini ağlatmak için “Xıneyi getir anê,
parmağın batır anê, bu gece mısafıram, al koynan yatır anê, Hıneyi
getirmişem, parmağın batırmişem, gözün aydın anê, bi yigit
getirmişem.” denilir ve anne kız ağlar.
Gelinin el ve ayaklarına kına sürülür, gelen Yengeler önlerine
pêştemal bağlar, herkese tasla çerez dağıtırdı, çerezler yiyilip
içildikten sonra Nazê Hale ve Daza Hale def çalıp, Stranlar söyleyip
oynarlar (oyunları genelde yaşlı kadınlar oynardı, genç kızlar ısrarla
kaldırılırdı ve oğlunu evlendirecek anneler : “Kim güzel oynerse onu
oğlıme ısterem” derdi ve bu durum üzerine kızlar oynamaya utanırdı.
Gelin ise nazlana nazlana oynamaya kaldırılır, ağır ağır oynardı.
Bu arada def çalınırken Dazê Hale : “5 lira 10 lira şebaş” derdi ve defin
üzerine para atılırdı) ve eğlence bu şekil sabaha kadar devam ederdi.
Bu sırada kınaya gelenlerden birkaç genç kız yengelerle beraber
kalırdı. Ardından bunlar nereden gelmiş yoklardı dendiğinde şaka ve
eğlence amaçlı “Yengeler p.. Atmış” denilir gülünüp eğlenilirdi. Yaşlı
olanlar yengeler uyumak için müsaade ister ve kanaviçeli yataklar,
yorganlar hazırlanır, yaşlı yengeler yatırılırdı.
Yaşlı Yengeler uyuduktan sonra gençler, yine eğlence amaçlı yaşlı
yengeleri geceliklerinden yatağa dikerlerdi ve sabah yaşlı yengeler
uyanıp yataktan bir türlü kalkamayınca güler eğlenirlerdi. Kına
gecesinde bunlara ek olarak kına gecesine gelen yengelerin eşleri,
ayrıca çerezi mendilin içine koyarak, içeriden eşini : “Fatme Hale,
Fatme Hale seni Ahmed Dayi çağırır” şeklinde çağırttırıp çerezi eşine
verir ve eşini onure etmek için bir jestte bulunurdu.
Bunun üzerine içeri giren Fatme Hale : “Bizim herif man çerez
getirmiş” der ve çerezi paylaşırdı. Sabah olunca yengelere kahvaltı
verilir ardından gelin alma hazırlıklarına başlanırdı. Erkek tarafından
bir grup kadın ve erkek gelin almaya gelirdi. Kayınvalide gitmeyip
evde beklerken kayınbaba gelin almaya giderdi. Gelin evden
çıkarılırken gelinin tarafından kapı tutulur bahşiş istenirdi. Kayınbaba
bahşişi verdikten sonra kapı açılır, kız tarafı ağlayarak gelini uğurlardı.
Gelinin önünde bir büyük ayna bir de Kuran’ı Kerim önünde, aynanın
yüzü geline çevrilerek götürülürdü, bu ferahlık ve mutluluğa işaretti.
Gelin yürüyerek götürüldüğü için 2 tanıdık erkek yaşlı gelinin koluna
girerdi.
Bu arada damat, sağdıçlarla dama çıkar, yavluk denilen mendilin
içindekileri, (bu mendilin içinde kuruyemiş ve şeker çeşitleri
bulunurdu) gelin evin önüne gelince başından aşağı dökerdi. Kapının
önündeki eşikte kayınvalide bulunur, elinde bal kasesi ile bekler, gelin
gelince parmağı bala batırılıp kapının üst tarafına bal sürülürdü, bu
durum ise evde tatlı ve iyi geçim için yapılan bir gelenekti. Daha sonra
damat sağdıçlarla akşama kadar dışarıda gezdikten sonra yatsı
ezanından sonra eve getirilir sabah namazından önce evden
götürülürdü. Bu olay 3 gün tekrarlanırdı. 3. Gün kızın ailesi tarafından
kaburga yemeği pişirilir gelinin evde giydiği üst başı ile 3 pilavı olarak
erkek tarafına gönderilirdi. 3. Gün akşam yine sağdıçlar yemeğe
çağrılır, hediyeleri verildikten sonra damat babasının elini öperdi.
7-NİKAH
Dini nikah; gelin erkek evine geldikten sonra kıyılırdı. Resmi nikah ise
düğünden önce; erkek belediyeye gidip imza atarak, kız ise
belediyeden nikah memuru ve defteri eve getirilip, gelin imza atmayı
biliyorsa imza atarak, yoksa parmak basarak bu işlemi
gerçekleştirirlerdi.,


8-GELİNİN BABA EVİNE GİTMESİ VE AY TÖRENİ


Düğün merasiminden 1 hafta sonra, gelin eşi ile babası evine el
öpmeye giderdi. Bunu müteakip yine düğün merasiminden 1 ay
sonra, kız tarafından gelini ayına getirme merasimi başlardı. Kız
tarafından bir grup bayan, erkek tarafına gidip yiyip içip eğlendikten
sonra, kızın annesi : “Naciye xanım kaç gün izin verirsiz kızın babası
evinde kalması için ?” der ve ardından kayınvalide de : “E valla
kaynatası 1 hefte dedi” der. Kızın annesi :” E valla bu biraz azdır,
babası özlemiş bunu bir hatır için 10 gün edesiz eyi olur.” der.
Kayınvalide ise :”Şimdilik bir heftelox diyax, akşam kaynatası gelsin
söyliyem inşallah 10 gün ederox.” der. Ardından kızın annesi: “Allah
razı olsun, Allah evizi şen etsin.” dedikten sonra kızı alıp müsaade
isterler. O dönemlerde Muşlu hanımlar, pardösü, eşarp, ellerinde
eldiven, başlarında yaz kış fark etmeksizin şemsiye taşırdı. Yine böyle
bir grup kadın bu şekilde gelini alıp baba evine getirirken, gelin için
özellikle fırfırlı ve dikkat çeken şemsiye ve dikkat çeken eldiven,
pardösü, eşarp giydirerek, gelinin kim olduğuna dikkat çekerlerdi. O
zamanlar valiz yaygın olmadığından, gelinin bir hafta içinde giyeceğiüst başı süslü bir bohçanın içinde bir çocuğa tutturulup öyle eve
getirilirdi.


9-BEŞİK OLAYI
Çiftin ilk çocuğunun hazırlığı anneanneye düşerdi. Gerekli olan elbise
vs. anneanneye düşerdi. Anneanne o vakitler demir beşiğe,
kanaviçelerle süslü kenarlar, yorgan, yastık, yatak yapar, bebek
doğduktan sonra anne ve bebek 40 gün dışarı çıkmaz, bebeğin olduğu
odaya başka yeni doğmuş bebek ve de et “40 basar” diye getirilmezdi.
1 hafta sonra kızın annesi beşiği süsleyip, gençlerden oluşan bir gruba

verir, gençler bu beşiği kız evinden erkek evine götürürdü. Sabah
beşik gittikten sonra, kız tarafından bir grup bayan, öğleden sonra
beşik yapmak ve bebeği görmek için erkek tarafında gider, hayır
duaları eder ve akşam eve gelirlerdi.
İşte genel olarak Muş’ta 1930-1970 yılları arası gerçekleşen kız isteme
ve düğün merasimi olayları bu şekilde gerçekleşmekteydi.
NOT: Kız beğenme ve isteme olayı, tavsiye üzerine evlere gidilip
bakılıp beğenile de bilirdi.

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

four × one =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla