Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Şeyh Said

Şeyh Said’in Babasının adı Şeyh Mahmud Fevzi, annesi ise Gulê Hanımdıɾ. Palu, Elâzığ, Diyarbakır, Muş’ta, eğitim göɾdükten sonɾa babasının vefatından sonɾa Nakşibendi Tarikatı postnişini olmuştuɾ.

Babası Şeyh Mahmud Fevzi’nin Palu’dan Hınıs’a göç etmesiyle oɾaya yeɾleşmiştir. Nakşibendi tarikatının liderlerinden olup Eɾmeni kırımına karşı çıkacak fetvalar veɾmiştir.

I. Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatoɾluğu’nun Doğu Kürdistan mıntıkasına ilerlemesinden dolayı Piran’a taşınmak zorunda kalmış ve savaştan sonra Hınıs Kolhisaɾ’a yerleşmiştir. 1925 yılında yargılanmış ve Diyarbakır da arkadaşlarıyla birlikte idam edilmiştiɾ.

Aile geçmişi
Şeyh Said’in dedesi Palulu Şeyh Ali Sebdi’dir. Şeyh Ali Sebdi’nin beş oğlu vardır: Şeyh Muhammed Nesih, Şeyh Mahmud Fevzi (Şeyh Said?in babası), Şeyh Hasan Naki, Şeyh Hüseyin Zeki ve Şeyh İbrahim (Kudo Efendi). Şeyh Mahmud Fevzi?nin de yedi oğlu vardır: Şeyh Said, Şeyh Bahaeddin, Şeyh Diyaeddin, Şeyh Necmeddin, Şeyh Tahir, Şeyh Mehdi ve Şeyh Addurrahim.

Şeyh Said’in beşi kız, beşi erkek olmak üzere on çocuğu olmuştur. Şeyh Said’in oğlu Ali Rıza Efendi’nin oğlu Mehmet Fuat Fırat, 1973’te Erzurum bağımsız milletvekili olarak TBMM’ye girmiştir. Günümüzde Şeyh Said ailesinin temsilcisi Şeyh Said’in torunu Abdulilah Fırat’tır.

Şeyh Said, dedesi Şeyh Ali Seρti’nin halifelerinden Şeyh Ahmed-i Çani’nin kızı Amine Hanım ile evlenmiştir. Amine Hanım, aile Rus Harbinden dolayı Hınıs’tan Piran’a göç ettiği zaman rahatsızlanmış ve vefat etmiştir. Hanımı vefat ettikten sonra Şeyh Said, Kürt Miralayı Hamidiye Alaylarının liderlerinden Cibranlı Halit Bey’in kız kardeşi Fatma Hanım ile evlenmiştir. Yine Halit Bey’in kardeşi olan Güllü Hanım da, Binbaşı Kasım (Ataç) ile evliydi. Şeyh Şaid’i ayaklanmanın bastırılması ardından ele veren, Binbaşı Kasım’dır.
29 Haziran 1925 te Şark İstiklal Mahkemesi tarafından Diyarbakır Dağ kapı Meydanında idam dilir.

Kemalistlerin Kürtlere özerklik vermeyecekleri belli olduktan sonra, Kürtler arasında bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulması için çalışmalar hız kazandı. Kürt Teali Cemiyeti’nin cumhuriyetin ilanından sonra yasaklanıp kapatılmasının ardından, “Hizbe Azadiye Kürdistan” örgütü kuruldu. Amacı bağımsız bir Kürdistan olan bu örgütün yönetiminde aşiret reisleri, Kürt aydınları, Kürt subayları, mülki amir ya da diğer başka bürokratlar yer alıyordu. Örgütün önderleri Halit Bey, Yusuf Ziya, Kasım, Hasan Basri Bey ve Şeyh Said’di. Örgüt, Kürdistan’ın birçok bölgesinde örgütlenme ve ayaklanma çağrısı yapıyordu.

Varlıklı bir aileye mensup olan Şeyh Said, İslam felsefesinin yanı sıra Eski Yunan felsefesi öğrenimi görmüş bir bilgindi. 1910’lu yıllardan itibaren çıktığı uzun ticaret gezilerinde Kürdistan’ın köylerini teker teker dolaşıyor, insanları bağımsız bir Kürdistan fikrine kazanmaya çalışıyordu.

Bu arada Hizbe Azadiye Kürdistan örgütünün 1926 yılı için bir ayaklanma planladığı bilgisine ulaşan Kemalistler, örgütün yöneticileri olarak görülen Halit Bey, Yusuf Ziya ve Hacı Musa’yı, onlarla birlikte daha pek çok önemli ismi tutukladılar. Devlet ise şeyh Said ve arkadaşlarını erken bir isyana zorladı.

Kemalistlerin yoğun çabası sonucu, Şeyh Said, Piran köyüne sığınmak zorunda kaldı. Şeyh’in üzerine yürümek isteyen subayın ve yanındakilerin vurulması, isyanı başlatan kıvılcım oldu. Şeyh Said ve arkadaşları, Genç il merkezini ve Hani bucağını işgal ederek resmi binalara Kürt bayrakları astılar. Yayınladıkları ilk bildiride, Kürtleri birlik içinde ayaklanmaya çağırdılar. İlk harekette Varto’nun üzerine yürümesi planlanmıştı. Sonra Erzurum ve Bitlis alınacak, Bitlis’te tutuklu bulunan örgütün üç önemli lideri Halit Bey, Yusuf Ziya ve Hacı Musa kurtarılacaktı.

Şeyh Sait önderliğindeki güçler Bingöl ve Elazığ’ı kolaylıkla ele geçirdiler, ancak Diyarbakır önlerinde istedikleri başarıyı elde edemediler. Gerek Kemalist diktatörlüğün çabaları, gerekse Kürt hareketinin vaktinden önce gelen ayaklanmanın etkisiyle yeterince hazırlık yapamamış olması, Diyarbakır’ın ele geçirilmesine engel oldu. Aradan üç ay geçtikten sonra isyan geri çekilmeye başladı.

Kemalist diktatörlük bu durumu fırsat bilerek sıkıyönetim ilan etti. Ardından M. Kemal tarafından “yumuşak” bulunan Fethi Okyar hükümeti yerine İsmet İnönü’nün sert hükümeti kuruldu. Hükümetin ilk icraatı “Takrir-i Sükün Kanunu”nu çıkartmak oldu. Bu kanun, hükümete işine gelmeyen muhalif unsurları derhal ortadan kaldırma yetkisi veriyordu. Mahkemelerin merkezi olan Ankara ve Diyarbakır tam anlamıyla diktatörlük yasalarıyla yönetilmeye başlandı. Her türlü muhalif ses acımasızca susturuluyordu.

Yenileceğini anlayan Şeyh Sait, İran’a geçmeye çalışırken kendi akrabası olan Binbaşı Kasım’ın pusu kurduğu Çarpuh köprüsünde 15 Nisan 1925 tarihinde yakalandı ve Türk ordusuna teslim edildi.

Şeyh Said ve arkadaşları, Diyarbakır’da İstiklal Mahkemesi tarafından 5 Mayıs 1925’te yargılanmaya başladılar. Şeyh Said’in anlattıklarının aksine, ayaklanma “dış mihraklar” tarafından tertiplenen “bir dinsel düzen kurma ve sultanlığı ihya” hareketi olarak değerlendirildi. Ayaklanmanın gerçek nedeninin bağımsız Kürdistan devleti olması gizlendi ve üzeri örtüldü.

Kemalist diktatörlük, 29 Haziran 1925 tarihinde Şeyh Sait ve arkadaşlarını katletti. Ardından Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kapattı, “Şark Islahat Kanunu”nu uygulamaya koyarak Kürt yoktur tezini savunmaya başladı. Binlerce Kürt ailesi yerinden yurdundan edilerek batıya sürüldü, binlerce Kürt zindanlara atıldı. Kürtçe konuşmak resmen yasaklandı, Kürtlerin asimilasyonu için elden ne geliyorsa yapıldı. Dünyadaki bütün dillerin kökeninin Türkçe olduğunu, dünyadaki tüm uygarlıkların Türkler tarafından kurulduğunu anlatan ırkçı düşünceler, Kürtlerin varlığını bu günlere dek inkâr etti.

Vikipedia ve başka kaynaklardan derleme

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

three × two =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla