Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Tc- Sömürge sorunu nasıl çözülür?

HASAN DERE / Olmayan bir sorunu ele almak ve çözüm üretmek mümkün değildir.
TC/Sömürge sorununda bütün açmazların gelip çarptığı dağ, sorunun varlığının kabul edilmemesidir. Kürtçe denen bir dilin ve Kürdistan denen bir coğrafyanın varlığının kabul görmemesi, çözüm amaçlı bütün emeklerin heba olmasına neden oluyor.

Realite, devletin inkarı(1) ile karşılaştığı anda tuz buz oluyor.

Devleti yöneten gücün mantığında Kürt denen bir toplum ve Kürdistan denen bir coğrafya bulunmadığı için sorunu da mevcut değildir. Dolaysıyla çözüm denen bir şeyi de gerekli görmüyor.
Mevcut pürüz, bir terör veya adli suçtan ibarettir. Adli suçlar veya Terör, devlet gücü (meşru terör) ile bastırılır, o kadar!

TC elitleri devletin  tezini aşamadılar, yıkmadılar veya yıkmak istemediler. Sömürge sorununda hepsinin buluştuğu hat devlet eliti(2) olmaktan ibret kaldı.
Sömürge sorununu, 100 yıla yakındır askeri yöntemlerin insafına terk edilmesinde elit kesimin büyük sorumluluğu ve katkısı vardır.
Kürtlerin tüm masum taleplerini terör ile ilişkilendirenler aslında elitler olmuştur. Elitlerin desteği olmasaydı, sadece askerin çabalarıyla Kürdistan meselesini dünyaya “Terörle mücadele” diye lanse etmek mümkün olmazdı. Devletin Kürtlere karşı verdiği soykırımcı mücadeleyi meşrulaştırmak elitlerin çabasıyla olmuştur.

Kürtler, uluslararası diplomaside zayıf kalsalar da seslerini duyurmak için her yola baş vurdular. Silaha sarıldılar, siyasi arenaya çıktılar, sömürgeci sisteme itiraz ettiler. Sonuçta her yolu denediler.
Politik ve silahlı mücadele, süreç içinde amacından saptırıldı. Uzun bir dönem için önemini yitirdi denebilir. Bundan ötesi sivil itaatsizlik olarak sürdürülebilir.

TC/Sömürge sorununun çözümde kanaatimce esas görev, TC elitlerinin sırtındadır.
Yakın geçmişte, Kürtlerin masum taleplerini terörizmle damgalamaya yaptıkları katkının tersine, devlete yüklenerek o taleplerin karşılanmasında diretmeliler.
Devlete, sorunun varlığını yakıcı biçimde kabul ettirmek sadece onların görevidir.
Menfaatleri açısından veya devletin idamesi bakımından da yaklaşsalar, devletin bunu görmesini sağlamak zorundalar. Yoksa bu kavga, iki toplumu insan olarak tükenme noktasına getirmektedir.
Silkelenip nereye gittiğimize bakmanın zamanı geldi ve geçiyor!

Oysa TC elitleri kendi sistemlerini demokratikleştirme işini dahi biz Kürtlere yükleme gayreti içindeler. Bu olacak şey değil. Kürtler isteseler de demokratikleştiremezler. Çünkü toplum, ikin Kürtlere karşı tarafınızdan şişirildi, dolduruldu, Kürtere güvenmez hale getirildi!
İkincisi, doğanın diyalektiğine aykırı bir şey! Demokratikleşme denen değişim, içsel bir değişimdir. İhraç ve ithal edilemez!.
Aynı zamanda bir kültür işidir, o kültüre ermemiş toplumlara verseniz bile yitirirler.
Nitekim, görece demokratik 1960 anayasasını “bol” diye kaldıran Kenan Evren’e itiraz edilmediği gibi dar Anayasası bu toplum tarafından yüzde 91.37 ‘evet’le benimsedi!
Yetmedi, tek adam rejimi yamalamasına “Yetmez ama Evet” desteğinize dahi kandı.

Başta dediğim gibi sorunun varlığını kabul etmek çözümün ilk adımıdır. TC devleti hala bu noktaya gelmiş değildir.
Devleti sorunun varlığını görme noktasına taşımak sadece elitlerin işidir.
Her şeyi halı altına süpürme elit hastalığından kurtulup, çare üretmenin zamanı gelmiştir.
—-

Not:1-  Dipnot ve kaynak gösterme bilimsellik olarak algılanıyor. Oysa bilim olguları incelemekten ibarettir. Eğer ortada atom bulunmasa idi parçalanması ve enerji sağlaması söz konusu olmazdı. Kültürü, geleneği, özgün dili, bitişik toprak ve iktisadi benzerliğiyle Kürtler somut olarak vardırlar. Mahkeme ve meclis tutanaklarına “bilinmez dil” olarak girmişlik kaydı nedeniyle de devletin inkarı ilmi olarak kanıtlanmış olmaktadır. Dipnot meraklıları Meclis tutanaklarını ve mahkeme kararlarını inceleyebilirler!

Not: 2- Devletçi Elitlerin devleti kollamayı esas alan tavırları nedeniyle bu tanım uygun görüldü. Şimdilerde sorunun çözümünü zorunlu görmeleri, salt bu görüşleri nedeniyle “Aydın” statüsüne yükselemezler. Bilgili (uzman) olmak veya bilim adamı olmakla ‘aydın’ olmak izah edilmez. Bilgili olmak kuşkusuz gereklidir ama yetmez, mazlumdan yana tavır koymak ve zoru göğüslemeye cesaret etmek de gerekmektedir.
Elitler, her dönem, mazlumu değil devleti kollamayı, direnmeyi değil zora boyun eğmeyi  esas aldılar. Hala, eğer devlete zarar gelmese, sonsuza kadar bu adaletsizliğe seyirci kalacaklar. ‘Türkiyeli’ gibi tanımlamalarda ısrar devletçiliği, ‘Türkçü’ üst kimliği esas alıklarını göstermek bakımından belirleyicidir.
Nitekim, Kürtler silahlanıp devletin varlığını tehdit eder hale gelene kadar sorunu bilmezden, duymazdan geldiler!
Bu tutumları, şairin deyimiyle, cehaletlerini almış olsa da bilgileri, aydına yakışmayan yönleri baki kalmış adamlar olarak kalmalarına neden oluyor!


‘Devletçi elitler’ tabirini aynı zamanda gerçeğe saygı gereği kullanmaktayım. Aksi taktirde realiteden kopmak söz konusudur. Çünkü gerçekte ‘Türk’ denen bir millet yoktur ki ‘Türk’ veya ‘Türkiye Entelijansı’ da olsun! Farklı millet aidiyeti mensuplarını bu ad altında birleştiren güç devlettir. Bu yapı içinde, Kürtler dışında her ferdin dahil olduğu toplulukların, anadillerinin de resmi olarak kullanıldığı en azından özgür federasyonları veya devletleri vardır. (Abaza, Arnavut, Azeri, Çerkez, Çeçen, Gürcü, Kazak, Moğol, Tatar, Türkmen vd.)

Bu iddia ile devlet gibi düşündüğüm, var olanı yok saydığımı düşünebilir.
Devletin kendi izahatları, ‘Türk’ ırk değil üst kimliktir; ‘Hepsi birden Türk milletidir’, benzeri açıklamaları ne anlama geliyor? Türk ırk değilse ne oluyor, ırk yoksa millet olur mu? Hepsi birden Alman, Arap veya İngiliz olmuyor da hepsi birden Türk nasıl olabiliyor? Bu utangaçça, “Türk denen bir millet”in var olmadığını itiraf etmek değil de nedir?

Hasan Dere


10.08.2020

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner
1 Yorum
  1. Simko Engizek diyor

    Kuzey Kürdler adam ve yurtsever olsa, Başkent Amed’de Lozan Bayrağı dalgalanmaz!!!
    Suçu TC’de aramayınız.
    Nafile ve yanlış!!!

    Bu kadar hakaret, dalga ve küfür Kürdlere müstehak!!!

    Benim için fassa fisso.

    Ben Babamın Kürdüyüm-Ömürcan ve Karakoç yeğeniyim-TC’nin bütün dümenini ve yalanı rüyada çözdük.

    Seroke netewi ne mir Mazlum derdi:

    Vız gelir-vız!!!

    40 milyon Kürd varsa, 4 milyon Adam ve Niştimanperwer çıkarsa, ne mutlu bize.
    Fakat o yiğitleri 36 milyon sözde Kürd arkadan vurur!!!

    TC çözülmüş-onu ayakta tutan Kürdler!!!

    İki iki dört eder!!!

    ... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

    Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

20 − eight =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla