Vengma, hiç bir partinin borazanı değildir. Hiç bir partinin düşmanı da değidir. Kürt partilerinin doğru politikalarını destekler, yanlış politikalarını eleştirerek yol göstermeye çalışır.

Zeki Adsız 5

Gelişmeler Zeki’yi haklı çıkarmıştı. Sıkıyönetim ilan edilmiş, baskılar yoğunlaşmıştı. Öte yandan Kürt ulusal hareketi içindeki bölünme ve çatışmalar da derinleşiyordu.

İrili ufaklı birçok grup bir yandan Türk sömürgeciliğine karşı mücadele ederlerken, diğer yandan da birbirlerine karşı etkinlik mücadelesi veriyorlardı.

Gruplar ve kişiler arası çekişmeler artıyor, bazen yıkıcı bir hal alıyordu. TKSP ile seçimlerde desteklediği Diyarbakır belediye başkanı Mehdi Zana arasındaki çekişmeler de bu tür istenmeyen çekişmelerden biriydi.

Diğer faktörlerin yanı sıra bu çekişmenin de etkisiyle belediye işçilerinin örgütlü bulunduğu Genel-iş Diyarbakır şubesi, Diyarbakır belediyesine karşı grev kararı aldı. Bir işçi önderi olarak Zeki Adsız, Diyarbakır’ın bu en uzun süreli kitlesel grevinin de önderlerinden biriydi.

Yayınladığımız yazılarında onun bu çekişmeyi hangi bakış açısıyla ele aldığını ortaya koyan bazı değinilerde bulacaksınız. Bunları yayınlamaktaki amacımız, bu çekişmede kimin haklı olduğuna dair bir tartışma yaratmak değildir. Amaç, bütün yönleriyle Zeki Adsız’ın, ve onun temsil kabiliyeti ölçüsünde de dönemin Kürt hareketinin tarihsel gerçekliğini ortaya koymaktır.

Zeki Adsız, kişilik olarak inandıklarını doğrudan söyleyen bir insandı. Yazıları, onun bu özelliği hakkında yeterince ipucu veriyor. Diyarbakır belediyesinde yaşanan çekişmelere ilişkin değerlendirmelerinde de bu niteliğini gözlemek mümkündür.

Hiç kuşku yok ki Zeki Adsız, TKSP’nin en kararlı ve en fedakar önderlerinden biriydi. Sıkıyönetimin ilanı ve rejimin artan saldırıları onu çalışmalarından alıkoyamadı. Legaldeki sendikal mücadeleyle illegaldeki parti mücadelesini birbirleriyle uyumlu biçimde ve kesintisiz olarak devam ettirmeye çalıştı. Sıkıyönetimin bütün engellerine rağmen 1979’da 15-16 Haziran eylemlerinin 9. yıldönümünde sendikanın Bölge Temsilciler Meclisini toplaması ve geniş bir kitle katılımıyla faşist baskıları kınama eylemini örgütlemesi, bu çalışma tarzının örneklerinden biridir.

Zeki Adsız, bu protesto eyleminden hemen sonra bir grup sendikacı arkadaşıyla birlikte tutuklandı ve ağır işkencelere maruz kaldı. İşkenceciler, Zeki’nin bir kaburga kemiğini ve kalça kemiğini kırmışlardı ama ona boyun eğdirememişlerdi.

Bir süre sonra serbest bırakıldı ve çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Ta ki 1980 Martı gelinceye kadar. Bu tarihte, Newroz kutlamasına yönelik çalışmalar esnasında Diyarbakır Dilan sinamasında meydana gelen ve bir üstteğmenin ölümüyle sonuçlanan bir eylemin ardından TKSP’ye yönelik geniş çaplı bir polis operasyonu başlatıldı.

TKSP, o zamana kadar bir parti olarak bilinmiyordu. Grup, daha çok legal olarak yayınlanmakta olan Özgürlük Yolu dergisinin veya legal faaliyet yürüten Devrimci Halk Kültür Derneği (DHKD)’nin adıyla anılıyordu. Polis bu operasyon sırasında partinin tüzüğünü ele geçirmiş, örgütü deşifre etmişti. Diyarbakır’da faaliyet gösteren bazı komite elemanları da tutuklanmıştı. Tehlike büyüktü. TKSP, belirli kadrolarını Diyarbakır’ın dışına çıkarma kararı aldı. Zeki de bunlardan biriydi. Karar uyarınca Diyarbakır’dan ayrıldı, örgütsel çalışmalarına Ankara ve İstanbul’da devam etti.

Bu dönem, TKSP açısından oldukça sıkıntılı bir süreçtir. Çünkü henüz polis operasyonlarının yarattığı tahribatlar giderilmeye çalışılırken 12 Eylül askeri darbesi geldi ve işler iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Zeki Adsız’ın kararlılığı bu dönemde kendini bir kez daha açığa vurdu. Yılgınlığa kapılmadı. Deşifre olmuş, aranır duruma düşmüş parti kadrolarının ve taraftarlarının Doğu Kürdistan’a (İran) aktarılmasını sağladı. Bir merkez komitesi üyesi olarak darbeyle felç olmuş örgütsel yapıyı yeni koşullara uyarlamaya yönelik çeşitli çalışmalar yaptıktan sonra kendisi de (parti kararı uyarınca) Doğu Kürdistan’a çıktı.

Parti içi tartışmalar kapsamında kaleme aldığı yazılardan da anlaşılacağı üzere bu dönem aynı zamanda Zeki ile parti yönetimindeki bazı kişiler ve anlayışlar arasındaki farklılıkların da açığa çıktığı bir dönemdir. Zeki 1981’in son aylarına kadar kaldığı Doğu Kürdistan’da bu sorunları oradaki bazı arkadaşlarıyla da tartışma imkanı buldu. Yayınladığımız yazılardan da anlaşılacağı gibi bu tartışmalar, daha sonraki dönemde, kendisinin parti içinde hizipçilik yaptığının kanıtları olarak yorumlandı, ve Zeki ile TKSP arasındaki ayrılıkta belli bir rol oynadı.

Zeki, parti kararına uygun olarak, 1981 sonunda Doğu Kürdistan’dan ayrılarak Avrupaya geçti.

Devam edecek

... Bu yazımız ile ilgili görüşünüz? ...

Loading spinner

Yorum Yazın

E-posta hesabınızı yayınlanmıyoruz

5 + 16 =

Kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerezler kullanıyoruz. Sorun yok, rahat olun. Size özel herhangi bir bilgiyi yayınlamıyor ya da paylaşmıyoruz. Anladım, sorun yok Daha Fazla